divan-madonna (2)

Divan: Madonna

Kendini yoktan var eden, düşüp düşüp yeniden kalkan, bildiği doğruların peşinden engel tanımadan ilerleyen Madonna’nın kendini inşa etme süreci ve ortaya koyduğu duruş ilham verici.

Kalıpları yıkması, hayallerinin peşinden gitmesi ve önüne çıkan engeller karşısında pes etmeden ilerlemesiyle birçok kuşağa ilham kaynağı olan Madonna’dan doyumlu bir yaşam sürebilmek adına öğrenecek çok şeyimiz var. Bazen yaralarımızı elimizin tersiyle silip ayağa kalkarak, bazen alaycı bakışlara kahkahayla cevap vererek, bazense tüm toplumun “Olmaz” dediğine “İşte böyle olur” diyerek Madonna’nın ruhunu taşımışızdır. 1980’li yıllarda adını duyurmaya başlayan Madonna, hem popüler kültürün hem de pop müziğin kült simgesi haline geldi. 40 yılı aşkın sahne hayatında kendini, müziğini ve görünümünü sürekli yeniden yarattı. Kendisinden sonra gelen pop sanatçılarının neredeyse hepsi ondan etkilendi ve ilham aldı. 62 yaşındaki Madonna bugün halen sahne şovlarıyla seyirciyi büyülemeye devam ediyor. Yaygın inanışa göre Madonna’nın diğer herkesten daha ünlü olmasının nedeni, ünlü olmayı uğrunda ölecek kadar çok istemesi. Onu diğerlerinden ayıran bu sınır tanımayan tutkusu oldu. Yıllar geçtikçe verdiği demeçler de bunu destekler nitelikteydi. 1984 yılında, 26 yaşındayken verdiği bir röportajda “Hayaliniz ne?” sorusunun yanıtı olarak “Dünyaya hükmetmek istiyorum” demişti. Oldukça iddialı olan bu cümle, aşırı ünlü ve zengin olmak istediğine dair yorumlansa da Madonna bunu yıllar sonra şöyle açıklayacaktı: “O genç aklımla bu cümleyi kurarken, dünyada bir iz bırakmak, önemli biri olmak istediğimi vurgulamaya çalışmıştım. Çünkü hiç kimse gibi hissederek büyüdüm, bu yüzden bir fark yaratmak istiyordum.”

Kayıp, hayal kırıklığı ve güç

Madonna’nın çocukluğu oldukça zor geçti. Hayatının ilk zorlu sınavı henüz beş yaşındayken annesini meme kanserinden kaybetmesiydi. Bu kaybın izleri ömrü boyunca seçimlerini etkileyecekti, özellikle de ergenlik döneminde. Annesinin son günlerindeki kırılgan ve pasif tutumuna dair aklında kalan anılar, kendi sesini duyurma ihtiyacını belirleyen en güçlü etken oldu. “Kendimi ifade edebilmemin ve gözü korkak olmamamın en büyük nedeni annesiz büyümüş olmam. Örneğin anneler çocuklarına edep adap öğretirler, bense bu kuralları ve gelenekleri öğrenmedim.” Annesinin ölümünün ardından babası ailenin hizmetçisiyle evlendi ve bu evlilikten iki çocukları oldu. Bu yeni aileyi kabullenemeyen Madonna, babasına karşı öfke duyuyordu. İki üvey kardeşi de dahil olmak üzere sekiz çocuklu bir ailenin en büyük kızıydı ve babasının yeniden evlenmesiyle çocuklara bakma görevinin ona verilmesi, bu isyankar küçük kızın annelik konusunda katı bir tutum sergilemesine neden oldu. 34 yaşındayken Vanity Fair’a verdiği bir röportajda çocukluğundaki o döneme dair düşüncelerini şöyle anlatmıştı: “O zamanlar bebek sahibi olmak gibi romantik bir düşüncem yoktu. Anneliğin kirli bebek bezlerini temizlemek, bakıcılık yapmak, arkadaşlarla görüşememek, gömleğindeki kusmukları temizlemek ve devamlı bebek ağlaması çekmekten öte bir şey olmadığını düşünüyordum ve bu gerçekten zor bir işti.”

Annesini kaybettikten sonra babasına çok bağlanan ama onun da yeni bir evlilik yapmasıyla sarsılan Madonna, annesiz büyümesinin, tek başına kalmasının ve hayatında kadın bir rol model olmamasının ona bir şeyler yapma cesareti verdiğini düşünüyor. “Bence çocukluk döneminde gerçekten travmatik bir şey yaşadığınızda, iki şeyden birini seçiyorsunuz; ya telafi edip kendinizi yukarı çekiyor ve dimdik ayakta kalıp gerçekten dikkat çeken biri oluyorsunuz ya da aşırı içine kapanık ve gerçek kişilik sorunlarına sahip biri haline geliyorsunuz. Cesaret ise bir daha canım yanmayacak, hayatımın ve kaderimin sorumluluğu bende olacak, işe yarar şeyler yapacağım ve kalbimdeki bu acıyı hissetmeyeceğim düşüncesinin getirdiği kontrol ihtiyacıyla benzer bir yerden geliyor.” Madonna liseden sonra Michigan Üniversitesi’nden dans bursu kazandı, 1978 yılında ise üniversiteyi bırakarak New York’a taşındı. New York’a adım attığı ilk günle ilgili şöyle demişti: “İlk kez uçağa bindiğim, ilk kez taksi çevirdiğim gündü. Buraya cebimde 35 dolarla gelmiştim. O güne dek yaptığım en cesurca hareketti.” Ancak New York sevgi dolu bir şekilde kollarını açarak onu karşılamamıştı. Oradaki ilk yılında silah zoruyla cinsel saldırıya uğramış ve dairesine üç kere hırsız girmişti. Birçok tecavüze uğrayan kişinin sessiz kalma nedenlerinden ötürü o dönem Madonna da yaşadıklarını polise ihbar etmemişti. Yıllar sonra, “Çoktan tecavüze uğramışsınız. Buna değmeyecekti. Bu çok küçük düşürücüydü” sözleriyle neden polise gitmediğini açıklayacaktı. “Bu saldırı bana ne kadar zayıf olduğumu gösterdi ve ‘güçlü kadın’ şovuna rağmen kendimi hala koruyamıyor, kurtaramıyordum. Bunu asla unutamadım.” Belki tam da bu yüzden hayatı boyunca ötekileştirilmiş insanların hakları için mücadele etmeye kendini adadı.

Yaşsız kadının yaşla imtihanı

“İnsanlar çok tartışılan biri olduğumu söylüyor ama bence şimdiye kadar yaptığım en tartışmalı şey çakılıp kalmış olmam.” Cinsiyetçilik Madonna’nın kariyerinin ilk döneminde ona birçok zorluk yaşatmıştı, şimdiyse yaşa dayalı ayrımcılıktan mustarip. Madonna, sesini ve görüntüsünü birleştirmede bir öncüydü. Kadınların nasıl göründüklerini eleştiren, vücutlarını nasıl kullanacaklarını kontrol eden bir kültürün içinde, güçlü ve baştan çıkarıcı bir şekilde hep en önde bulundu. 1992 yılında kaleme aldığı “Sex” adlı kitap, dönemi için başlı başına cinsellik tabularını sarsan bir eser oldu. Ama yaşlanmaya ve alanının hâlâ en çok konuşulan ismi olmaya devam ederken yeni bir eleştiri konusuyla karşı karşıya kaldı. Onun yaşında, onun seviyesinde performanslar sergileyen başka bir pop yıldızı hiç olmamıştı. “İnsanlar beni her zaman bir sebepten ötürü susturmaya çalışıyor; yeterince iyi biri olmamam, yeterince iyi şarkı söylememem, yeterince yetenekli olmamam ve şimdi de yeterince genç olmamamdan ötürü. Şimdi yaşa dayalı ayrımcılıkla mücadele ediyorum, 60 yaşına bastığım için cezalandırılıyorum.”

Özverili bir anne

Madonna’nın Carlos Leon’dan Lourdes Leon adında bir kızı, yönetmen Guy Ritchie’den Rocco Ritchie adında bir oğlu, Afrika Malavi’den evlat edindiği Esther ve Stella adında ikiz kızları ve David ile Mercy adında yine ikiz olan evlatlık çocukları var. Madonna, kariyeri boyunca özellikle kadınlar tarafından desteklenmediğini söylüyor. “Benim hayatta bir rol modelim yok, çünkü kimse benim yaptığımı yapmıyor, bu biraz korkutucu. Ancak harika ve şaşırtıcı olduğunu düşündüğüm kadınlar var; Simone de Beauvoir veya Angela Davis gibi özgürlük savaşçıları mesela ama onların çocukları yoktu. Bekâr bir anne olarak yaratıcı bir sanatçı olmaya, politik olarak aktif kalmaya, iyi bir sese sahip olmaya ve yaptığım her şeyi yapmaya devam ediyorum. Yani demek istediğim, benim pozisyonumda başka kimse yok.” Madonna ailesi genişledikçe çocuklarını her zamankinden daha fazla koruma ihtiyacı hissettiğini söylüyor. Çocuklarının cep telefonu kullanmasından hoşlanmayan Madonna, 13 yaşına basan çocuklarına telefon almış olmanın hata olduğunu söylüyor. “Bu gerçekten onlarla olan ilişkimi sona erdirdi. Tamamen olmasa da hayatlarının büyük bir kısmını kaplar oldu. Görüntülere kendilerini çok fazla kaptırdılar ve kendilerini diğer insanlarla karşılaştırmaya başladılar. Bu kişisel gelişim için hiç de iyi bir şey değil.” Madonna, çalışma ahlakının yansımasını en çok oğlu David’de gördüğünü söylüyor. “Odaklanma ve kararlılığını benden aldığına eminim. Benim gibi olduğunu hissediyorum, onda tüm çocuklarımdan daha fazla DNA’m var gibi sanki.” Kızı Lola için ise “Delicesine yetenekli” diyor. “Neredeyse kıskanacağım, çünkü yaptığı her şeyde inanılmaz iyi; inanılmaz bir dansçı, harika bir aktris, çok iyi piyano çalıyor, benden daha yetenekli. Ama o benimle aynı şartlara sahip değil, onun bir annesi var, benim yoktu. O para içinde büyüdü, bense bunu yaşamadım, yani her şey çok farklı onun için. Ben sadece elimden gelenin en iyisini onlar için yapmaya çalışıyorum.” Madonna’nın kendisi için söylediği gibi belki onun hayatta bir rol modeli olmadı ama hayattaki duruşu ve kendini sıfırdan inşa etmesiyle birçok kadına rol model ve ilham kaynağı olduğu kesin.

Yazı: Hüma Kaya

 

 

Önceki Yazılar

Aşırı Düşünme Kilo mu Aldırıyor?

Sonraki Yazılar

İşimiz Bizim Diğer Ailemiz midir?