divan-angelina-jolie (2)

DİVAN: ANGELINA JOLIE

 

 

“Hep beraber normal olmamayı benimseyelim!””

Yara izleriyle dolu hayatına oyunculuk, yönetmenlik, insan hakları çalışmaları, altı çocuğuna yaptığı annelik ve cinsel şiddete karşı mücadeleyi sığdırdı. Dağınık bir ailede doğan Angelina Jolie, yıpratıcı bir boşanma süreci geçirdi, ama her defasında ayağa kalkıp iyilik için savaşmaya devam etti.

Oyuncu ve insan hakları savunucusu Angelina Jolie, 4 Haziran 1975’te Los Angeles’ta, oyuncu Jon Voight ve Marcheline Bertrand’ın kızları olarak dünyaya geldi. Angelina’nın ilk gençlik yılları kendine göre acı doluydu, çünkü ebeveyni o çok küçükken ayrılmıştı. İleriki yıllarda bu üzüntüsünü “birinci dünya problemi” olarak adlandıracaktı. Bir röportajında, çocukluk ve gençlik yıllarında ağır ruhsal sorunlar yaşadığını açıkladı. İntihar fikri, yaşadığı depresyonun en somut belirtilerinden biriydi. 14 yaşında okuldan atılan Angelina, bıçak koleksiyonu yapıyor, “yaşadığını hissetmek” için kendini bıçakla kesiyor ve bir kiralık katille kendisini öldürmesi için görüşmeye çalışıyordu. Annesinin Angelina’nın babasına benzediğini düşünerek onu ilgisiz bırakması ve yaptığı yeni evlilik bu sıkıntının temeliydi. Angelina ayrıca saplantılı davranışları olduğunu ve uyuşturucu kullandığını açıklamıştı. Gittiği klinikte ona Borderline kişilik bozukluğu teşhisi kondu ve bu teşhis çocukluğunda ihmal edilmiş olmasıyla ilişkilendirildi. Angelina Jolie’nin uzun süredir görmediği babasıyla ilişkisi de pek parlak sayılmazdı. İlerleyen yıllarda babasıyla ilgili, “Her çocuk gibi erkek kardeşim Jamie ve ben de babamızla sıcak ve sevgi dolu bir ilişki yaşamayı isterdik. Babamla bir arada olmak artık benim için sağlıklı bir şey değil, özellikle de artık kendi çocuklarıma karşı sorumluluklarım varken” diye açıklama yaptı.  Annesiyle olan ilişkisi ise ilerleyen yıllarda düzeldi ve annesi 2007 yılında hayatını kaybedene dek yakınlıkları devam etti; öyle ki, Brad Pitt ile olan düğününde boynuna taktığı kolyede annesinin fotoğrafı vardı.

Hayatını tek başına kuran Jolie, genç yaşta oyunculuk yapmaya başladı ve Lee Strasberg Tiyatro ve Film Okulu’nda okudu. Jolie daha sonra New York Üniversitesi’ne kabul edildi. 1998 yılında başladığı profesyonel sinema hayatı büyük bir hız kazandı ve kısa sürede Hollywood’un en parlak yıldızlarından biri haline geldi. Aşk hayatı da beyazperdedeki kariyeri kadar hareketliydi. Üç kez evlenen Jolie, ilk evliliğini 1995 yılında “Hackers” filminde başrolü paylaştığı Jonny Lee Miller’la gerçekleştirdi. Evlilikleri uzun sürmedi ve çift 1999 yılında boşandı. Ertesi yıl Oscar ödüllü aktör Billy Bob Thornton’la evlenen Angelina Jolie, 2003 yılında Thornton’dan da boşandı. 2004 yılında “Bay ve Bayan Smith” filminin çekimleri sırasında başrolü paylaştığı Brad Pitt’le tanıştı. Bu sırada Brad Pitt, “Friends” dizisinin yıldızı Jennifer Aniston’la evliydi. Brad Pitt ve Angelina Jolie’nin arasında başlayan duygusal ilişki, Pitt ve Aniston’ın boşanmasına neden oldu. Bu olay, magazin basınının konuya dahil olmasıyla bir Hollywood skandalına dönüştü. “Brangelina” olarak anılan Jolie ve Pitt, Hollywood’un en gözde çiftlerinden biri haline geldi. Brad Pitt’le olan ilişkisi hakkında o yıllarda, “Birbirimize değer veriyoruz, ailemizi önemsiyoruz ve ikimiz de aynı hedef için çalışıyoruz” diyordu.

Kalabalık bir aile kurma çabası

Dağınık bir ailede büyümüş olması Angelina Jolie’nin kalabalık bir aileye özlem duymasına neden oluyordu. Aile hayatındaki yalnızlığını altı çocuğuyla giderecekti. 2002 yılında Kamboçya’dan bir evlat edindi ve ona Maddox adını verdi. Üç yıl sonra ailelerine Etiyopya’dan evlat edindiği kızı Zahara katıldı. Brad Pitt de çocukların ebeveynliğini üstlenmek için yasal prosedürlere başvurdu. Çiftin ilk biyolojik kızı Shiloh, 2006 yılında Namibya’da doğdu. Jolie, Pitt ve çocuklarının doğum için Namibya’ya gitme sebebi, medyanın her yerde onları takip ederek özel hayatlarını baskı altına almasıydı. Mart 2007’de Angelina Jolie, ailesine yeni bir üye ekledi. Vietnam’daki bir yetimhaneden 3 yaşındaki bir çocuğu evlat edindi ve ona Pax Thien adını verdi. 12 Temmuz 2008’de Fransa’da Brad Pitt ve Angelina Jolie’nın ikizleri Knox Leon ve Vivienne Marcheline dünyaya geldi. Pitt ve Jolie 2012 yılında nişanlandılar. Paparazzi radarından kaçmayı başaran çiftin düğünleri ise aile ve arkadaşları arasında özel bir törenle 23 Ağustos 2014’de Fransa’da gerçekleşti.

Travmatik ayrılık

Angelina Jolie 2016 yılında Brad Pitt’e boşanma davası açtı ve altı çocuğunun velayetini tek başına üstlenmek isteyerek yeni bir magazin skandalına sebep oldu. Boşanma sebeplerini, süreci atlattıktan sonra “Boşanmamıza yaşanmışlıklarımız neden oldu. Geçtiğimiz 10 yıl içinde annemi kaybettim. Sonra kendim kanser olma korkusu yaşadım. Bütün bu süreç benim için gerçekten çok zordu. Söylemesi bile çok kırıcı ama tüm bu yaşananlar Brad ile yollarımızı ayırmamıza neden oldu” şeklinde açıkladı. Çekişmeli velayet savaşları sırasında Brad Pitt’in özel uçağında alkol aldıktan sonra oğulları Maddox’a sözlü ve fiziksel tacizde bulunduğu iddiası ortaya atıldı. Los Angeles Çocuk ve Aile Hizmetleri Dairesi ile FBI bir soruşturma başlattı, ancak istismar belirtileri bulunmadı ve çift, boşanma sürecinde işbirliği içinde olduklarını açıklayan ortak bir açıklama yaptı. Jolie, o dönem Vanity Fair’a verdiği röportajda, evlendikleri zaman işlerin zorlaşmaya başladığını itiraf etmiş, ancak yine de ilişkilerinin arkasında durmuştu. Angelina o dönemi şöyle anlatmıştı: “Sorun yaşam tarzımız değildi. Birlikteliğimiz çocuklarımıza verebileceğimiz harika fırsatlardan biri olarak kalacak. Onlar altı tane güçlü, düşünceli birey. Onlarla gurur duyuyorum. Ancak, derin ve duygusal bir kaos yaşadım. En zor zamanlarımdan biriydi. Ama artık biz de nefes almaya başlıyoruz. Bu evin içinde olmak bizim için önemli ve hepimiz ailemizi iyileştirmek için elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz.” Brad Pitt ise verdiği röportajda, ailesinin aniden dağılması karşısında acı çektiğini ve ciddi bir içki sorunu yaşadığını itiraf etti. 2019 yılının Nisan ayında üç yıl süren çekişmeli mahkeme sürecinin ardından çift resmen boşandı.

İnsan hakları savaşçısı

Sadık bir insan hakları savunucusu olan Angelina Jolie, 2001 yılında Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nde iyi niyet elçisi oldu. Kamboçya, Darfur ve Ürdün’deki mültecilere yardım çalışmalarında başı çekti. 2005’te Jolie, mülteci hakları adına yaptığı çalışmalarla ABD Birleşmiş Milletler Birliği tarafından “Global Humanitarian Action Award”a layık görüldü. Küresel konulara dikkat çekmeye devam etti.

Angelina’nın bu konulara dair farkındalık yaşayıp harekete geçmesi ise “Lara Croft: Tomb Raider” filmlerinin çekimleri sırasında oldu. Bu “klasik” ticari Hollywood filmi Kamboçya’da çekildi. Los Angeles ve New York’ta pamuklar içinde büyüyen Jolie, Kamboçya’da gerçek acılarla yüzleşti; yoksulluk, mayınlar nedeniyle kaybedilmiş uzuvlar, tamamen yok olan aileler… Angelina Jolie, “Amerika’da her şeyi olan ama yine de mutlu olmayan pek çok insan görürsünüz. Ama Kamboçya’da aileler battaniyelerini alıp gün batımını izlemek için piknik yapmaya giderler” açıklamasında bulunmuştu. Kamboçya seyahati sırasında Angeline Jolie dünyayı merak etti ve keşfetmeye önce içinde bulunduğu ülkeyle başladı.

Siem Reap’te yol kenarında 2 dolara satılan bir anı kitabı satın aldı. Bu, Jolie’ye daha büyük bir amaç bulma konusunda ilham veren faktörler arasındaydı. 2001’de Birleşmiş Milletler ile irtibata geçti ve sonunda Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin iyi niyet elçisi oldu. İlk ABD görevlerinden birinde, 2002 yılında, mayın sorunlarıyla uğraşan sivil toplum kuruluşu çalışanlarıyla buluşmak için Kamboçya’ya geri döndü. Bu çalışanlar arasında, yol kenarından aldığı kitabın yazarı olan, savaştan bu yana Amerika’da yaşayan, ancak yetişkin yıllarını Kamboçya’nın sorunları üzerinde çalışarak geçiren Loung Ung da vardı. Ung hiçbir Angelina Jolie filmini izlememişti, zaten Jolie orada kesinlikle kimse için bir film yıldızı gibi değildi. Ung Jolie’yle tanıştıkları döneme dair, “O, gerçekten havalı bir insandı. Kirlenmekten rahatsızlık duymuyordu” açıklamasında bulunmuştu. O ve Jolie, Ung’un savaştan bu yana gitmediği Kamboçya’nın mayınlarla dolu bir bölgesine seyahat etmek için bir plan yaptılar. Bu seyahatte madencilerle buluştular ve muson yağmuru başladığında, ellerinde sadece el feneri ve fazladan tuvalet kâğıdı ile motosikletleri vardı. Kirli bir hamakta uyumuşlardı. Jolie, o gece uyumadan önce, Kamboçyalı yetim bir çocuk evlat edinme fikrini danışmak için Ung’a güvendiğini fark etti. Jolie, “Ona Kamboçyalı bir yetim olarak benim gibi bir yabancının bunu yapmasının kırıcı mı, yoksa güzel bir şey mi olacağını sordum” dedi. Loung Ung, gönülden destek oldu ve daha sonra verdiği röportajda, “Angie, sadece çocuklara değil, yetişkinler de dahil olmak üzere etrafındaki herkese annelik yaptı. Beni evlat edinmesini isterdim” dedi. Jolie, Ung’nun evlat edinme fikrine duyduğu hevesin belirleyici bir faktör olduğunu söyledi. “Farklı bir yanıt verseydi, kararım değişebilirdi.”

Ung, o zamandan beri Jolie’nin hayatında ve onun yakın arkadaşlarından biri. Jolie hemen evlat edinme sürecini başlattı. Birkaç ay sonra, Battambang kasabasındaki bir yetimhaneyi ziyaret etti ve kendisine yalnızca bir tanesine gideceğine, seçim yapamayacağına dair söz verdi. Ancak Jolie, odaları dolaşırken çocuklarla tanışırken kendini huzursuz hissetti. “Hiçbiriyle bir bağlantı hissetmemiştim. Sonra, ‘Bir bebek daha var’ dediler. Bebek Maddox tavandan asılı bir kutuda yatıyordu. Ona baktım ve ağlamaya başladım.” Angelina Jolie, kendi kişisel travmalarıyla da örtüşen ve Loung Ung’un ailesi de dahil ülkenin çeyrek nüfusuna denk düşen iki milyon Kamboçyalının katledildiği Kızıl Khmerler soykırımını anlatan “Önce Babamı Öldürdüler” filmini çekti. Bu film, şimdiki Angelina’nın oluşmasına katkısı büyük olan Kamboçya’ya ve oğlunun halkına bir teşekkürdü. Angelina’nın son projelerinden biri de 18 Ekim’de ülkemizde de vizyona girecek olan filmi “Malefiz: Kötülüğün Gücü”.

Angelina Jolie, başka bir proje için şu sıralar zamanı olmadığını söylüyor. “Sadece doğru düzgün kahvaltı yapmak ve evdeki düzeni muhafaza etmek istiyorum, benim tutkum bu. Çocuklarımın isteğiyle aşçılık dersi alıyorum. Geceleri uyumadan ‘Bugün iyi bir iş çıkardım mı, iyi bir anne miyim?’ diye düşünüyorum.”

2017 yılında çocuklarıyla birlikte Afrika’ya, Cinsel Şiddet Önleme Girişimi gönüllüsü olarak gidip İngiliz ordusu ve barış koruma görevlilerine kriz bölgelerinde kadınların cinsel şiddete karşı nasıl korunacağı konusunda eğitim verdi. Bu çocukların hayallerini süsleyen bir gezi rotası değildi ve Jolie, çocuklar büyüdükçe biraz zorlanmaya başladığını itiraf etti. “Çocukların artık birer genç haline geldiğinin bilincindeyim. Belki de arkadaşlarıyla oturup televizyon izlemeyi tercih ediyorlar ve Afrika’ya gitmek onları küçükken olduğu kadar heyecanlandırmıyor. Fakat bana gerçekten zorluk çıkartmıyorlar. Sadece yatağımın kenarına oturup ‘Orada ne yapacağız?’ diye soruyorlar.” Bir röportajında, bazı zamanlar sadece ev kadını olmak, bulaşıkları yıkamak ve uyku öncesi masalları okumakla gerçekten kendini iyi hissetmeye çalıştığını anlatan Angelina Jolie, şöyle diyor: “Bu alanlarda giderek daha iyi oluyorum, ancak şimdi hazırlanıp tekrardan yolculuğa çıkma zamanı.” Ne şans ki Jolie ve Pitt çiftinin çocukları her zaman seyahate ve yola çıkmaya hazır bu yaşam tarzını benimsemiş durumda. Oğlu Knox’un bu konuyla ilgili sözlerini ise şöyle aktarıyor: “‘Kim normal olmak ister ki? Biz normal değiliz. Asla normal olmayalım!’ Kesinlikle evet! Biz normal değiliz. Hep beraber normal olmamayı benimseyelim!”

Sağlık sorunları ve kanserden korunma

Angelina Jolie’nin annesi uzun yıllar yumurtalık kanseriyle savaştıktan sonra, 2007 yılının başında, henüz 56 yaşındayken hayatını kaybetti. Angelina’nın büyükannesi de kanserden ölmüştü. Kansere genetik olarak yatkın olduğunu düşünen Jolie, Mayıs 2013’de, 37 yaşındayken, New York Times’da yayımlanan “My Medical Choice” adlı makalesinde, gelecekte meme kanseri olmasını önlemek amacıyla çift mastektomi geçirdiğini açıkladı. Oyuncu, hem meme hem de yumurtalık kanseri riskini artıran, BRCA1 olarak bilinen bir gen taşıdığını öğrendikten sonra, ameliyat olmaya karar verdiğini söyledi. Jolie, “Doktorlarım, her kadın için risk farklı olmasına rağmen yüzde 87 oranında meme kanseri riski ve yüzde 50 oranında yumurtalık kanseri riskine sahip olduğumu öngördü” dedi. “Bunun benim gerçekliğim olduğunu öğrendiğimde, tedbirli olmaya ve riski elimden geldiğince en aza indirmeye karar verdim.” Jolie, Nisan 2013’ün sonlarına doğru, çift mastektomi ve rekonstrüksiyon ameliyatı da dahil olmak üzere aylarca süren tıbbi prosedürleri tamamladığını sözlerine ekledi. Jolie, “Bunu sadece BRCA1 gen mutasyonunu taşıdığım için yapmadım. Her kadının bu konuda farkındalık kazanmasını istiyorum” dedi. “Pozitif çıkan bir BRCA testi ameliyat gerektiği anlamına gelmez elbette. Ben birçok doktor, cerrah ve naturopat ile görüştüm. Herhangi bir sağlık sorunuyla başa çıkmanın birden fazla yolu var. En önemli şey, seçenekleri öğrenmek ve kişisel olarak sizin için doğru olanı seçmek.” Oyuncu, risk altındaki kadınların seçeneklerinden haberdar olmaları konusunda onlara yardım etmeye kararlı olduğunu belirtiyor. Angelina Jolie’nin boşanma sürecinde yaşadığı psikolojik travmanın da etkisiyle 38 kiloya düştüğü ve anoreksiyaya yakalandığı da söylentiler arasındaydı. Anoreksiya olduğu hakkında bir söylemde bulunmamış olsa da, fiziksel olarak dikkat çekici oranda zayıf olması aslında bu iddiaları destekliyordu. Şimdilerde ise eski sağlığına kavuştuğu ve her olumsuzluk gibi bunu da atlatıp dimdik ayağa kalktığı açıkça görülüyor.

Yazı: Hüma Kaya