depresyonun-olusma-nedenleri

DEPRESYONUN OLUŞMA NEDENLERİ

“Kendimi havası kaçmış bir lastik gibi hissediyordum. Yataktan çıkmak, sıradan insanların yaptığı şeyleri yaptığımı düşünmek bile istemiyordum. Kimseyle konuşmak, durumumdan bahsetmek gelmiyordu içimden” diye anlatıyor Selin, geçen sene yaşadıklarını. Daha sonra ailesinin desteğiyle bir psikiyatra gitmeye başlıyor. “Hem ilaç kullandığım hem de psikoterapi gördüğüm bir tedavi sürecine girdim. Sonunda yaşadıklarımı anlattığımda beni duyan insanlar olduğunu gördüm ama kendime en büyük yardımı yine kendimin yapabileceğini öğrendim. Kolay olmadı ama yavaş yavaş kendime olan güvenimin geri geldiğini hissediyorum.”

Psikiyatr Fuat Torun, “Kişi eskiden zevk aldığı şeylerden artık zevk almıyorsa, etrafındaki birçok şeye karşı ilgisini yitirmişse ve bunlara karamsarlık, işe yaramadığı duygusu, iştah ya da uyku düzensizliği ve ölüm ile ilgili düşünceler eşlik ediyorsa depresyonun varlığından söz edilebilir” diye açıklıyor.

Psikiyatr ve Psikanalist Marie-Claude Gavard, “Dopamin veya serotonin gibi yaşama sevincimizi ve mutluluğumuzu kontrol eden kimyasalların düzgün salgılanamamasından kaynaklanır” diyerek depresyonun beyin kimyasıyla ilgili bir bozukluk olduğunun da altını çiziyor. “Çoğunlukla psikolojik sıkıntılarla tetiklenen fiziksel bir hastalıktır. Hareket etme, düşünme ve sevme yetilerimiz, nöronların düzenli çalışmasını sağlayan sinir taşıyıcıları zarar gördüğü için etkilenir.”

Depresyon hastalarının birinci derece akrabalarında da depresyon görülme riski diğerlerine göre iki-üç kat yüksektir. Psikiyatr Arzu Erkan Yüce, “Depresyonda ailesel hastalık öyküsü ve genetik yatkınlık hastalığın ortaya çıkışına güçlü bir zemin hazırlasa da genetik tek başına yeterli değil” diyor. “Günümüzde ruhsal rahatsızlıkların oluşumunu açıklamada gen-çevre etkileşiminin rolüne vurgu yapılıyor. Psikolojik ve sosyal stres etkenlerin depresyonda hazırlayıcı, başlatıcı, kolaylaştırıcı, sürdürücü, yineleyici işlevlerinin olduğu biliniyor.”

Fuat Torun, depresyonun stres faktörlerine tepki olarak ortaya çıkabildiği gibi stres faktörü olmaksızın da görülebileceğini söylüyor. “Depresyon çok yönlüdür ve ‘tetikleyici unsurlar’ adını verdiğimiz psikolojik sorunlar çok çeşitli olabilir. Örneğin mevsimsel depresyonda, güneş ışığına maruz kalma süresi azaldığı için beynin kimyasında değişiklik olur.”

“İki sene üst üste kasım-aralık aylarında mutsuzluğa ve kaygıya kapıldığımı fark ettim. Sürekli olumsuz düşündüğüm ve çevremdeki kişilere öyle davrandığım için arkadaşlarımla ilişkilerim bozuluyordu” diye anlatıyor 43 yaşındaki Altan.

Esra ise bir dönem işyerinde yaşadığı sıkıntılarla baş etmekte zorlandığını söylüyor. “Ofiste çok fazla iş yüklenmiştim ve ev-iş dengemi kurmakta zorlanıyordum. Her sabah erkenden kalkıp kızımı okula hazırlıyor, işlerime göz atıyor ve ofise gidiyordum. Bir süre sonra içki içmeden uyuyamaz olmuştum. Ama sürekli iyi hissettiğimi söyleyerek hem aileme hem de iş arkadaşlarıma her şeyi kolayca idare edebildiğimi ve hiç de sorun olmadığını göstermeye çalışıyordum. Oysa her sabah derin bir mutsuzlukla uyandığımı gizliyordum.” Torun, “Oldukça yaygın olmasına rağmen anlaşılması en zor tür ‘maskeli depresyon’dur” diyor. Çünkü Esra’nın anlattığı gibi duygulanım ile ilgili belirtiler açık olmadığı için kişinin kendisi ya da etrafındakiler de depresyonun varlığını anlayamayabilir. “Bu kişilerde depresyon kendini ya birtakım bedensel belirtilerle ya da alkol ve madde kullanımı gibi sorunlarla gösterebilir.”

 

 

Önceki Yazılar

İŞ HAYATINI ETKİLEYEN OLUMSUZ DÜŞÜNCELER

Sonraki Yazılar

TOPLU KONUTLAR İNSANLARI YABANCILAŞTIRIYOR