depresyon-ile-ilgili-bes-onyargi

DEPRESYONLA İLGİLİ BEŞ ÖNYARGI

 

 

Depresyon çok yaygın olmakla birlikte henüz yeterince konuşulmayan bir hastalık. O yüzden sayısız önyargı var. Psikiyatr ve Psikanalist Marie-Claude Gavard ile Psikiyatr Arzu Erkan Yüce doğru sanılan yanlışları açıklıyor.

Önyargı 1: Depresif kişiler isteksiz olurlar

Marie-Claude Gavard: “Bu hastalığın istekle hiçbir ilgisi yok. Depresyondaki birine ‘Kendine gel’ demek, televizyonu tekmeleyerek tamir etmeye çalışmak gibidir. Tek yaptığınız televizyona zarar vermek olur. Depresyondaki kişi hasta kalmaya devam eder, üstelik bunun için kendini suçlamaya başlar. Dolayısıyla sıkıntısı ikiye katlanır. İnsanlar depresyondayken ellerinden hiçbir iş gelmez. Sorun yataktan kalkmak istemek veya istememek değil. Kişi bu eylemi hayata geçiremez. Kendini bıraktığını veya fazla içine kapandığını düşünmek bir hatadır. Onun hasta olduğunu kabullenmeliyiz. İnsanlar grip veya şeker hastası olduklarında onların içine kapandıklarını düşünüyor muyuz? Depresyondaki kişiye baskı yapmadığımızda veya üzerine mümkün olduğunca az düştüğümüzde daha çabuk iyileşir. Bacağını kırmış birine, ‘Haydi çıkar artık şu alçıyı’ demiyorsak, depresyondaki hastanın da üzerine gitmemeliyiz.”

Önyargı 2: Antidepresan kullanmak bağımlılık yapar

Arzu Erkan Yüce: “Depresyon mutlaka psikiyatri hekimleri tarafından tanınması ve etkili biçimde tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Genetik ve biyolojik yatkınlıklar da göz önüne alınarak ilaç ve psikoterapi yaklaşımları uygulanmalı, kişiye özgü tedavi planlanmalıdır. İlaç tedavisi bir kâr-zarar hesabı yapılarak muhakkak hasta yararınaysa düzenlenir. Tüm ilaçlar gibi antidepresanların da yan etkileri görülebilir, ancak bilimsel olmayan yöntemlerden ya da tedavisiz kalmaktan çok daha güvenlidirler. ‘Mutluluk ilacı’, ‘uyuşturucu’, ‘unutturan haplar’ değillerdir. Bağımlılık yapmazlar. Bilimsel olarak yararlılıkları ispatlanmış, beynin kimyasal yapısındaki düzensizlikleri düzene koyan moleküllerdir. Orta ve hafif depresyonda koşullar uygunsa ilaç tedavisi yerine etkinliği ispatlanmış psikoterapi yöntemleri tercih edilse de hastanın psikoterapisini uygulayan terapist ile eşzamanlı olarak psikiyatrının da kontrolünde olması şarttır. Unutmamalı ki etkili tedavi edilmeyen depresyonda ölümle sonuçlanan intihar oranı yüzde 15. Türkiye’de her 10 kişiden 1’i antidepresan kullanıyor. Bu yüksek oranlar; ruh sağlığı alanından olmayan hekimlerce yapılan reçetelemeler, ‘komşu tavsiyesi’ ile kullanılan ilaçlar ve bilinçsiz ilaç kullanımı oranlarına da işaret ediyor.”

Önyargı 3: Depresyon zengin hastalığıdır

Marie-Claude Gavard: “Sosyal statüsü ne olursa olsun, herkes depresyona girebilir. Depresyondaki birine, ‘Can sıkıntısından hastalık çıkarıyorsun’ demek, bacağı alçıdaki birine, ‘Can sıkıntısından bacağını kırıyorsun’ demekten farksızdır. Tek istisna, savaş halindeki bir ülkede yaşayanlardır. Hayatta kalma çabası çok yoğun olduğu için hastalanmaya fırsatları olmuyor diyebiliriz. Tükenme anına kadar eylem içindedirler, fakat korku ve kargaşa bittikten sonra sinirler gevşeyeceği için depresyona girebilirler. Tanı konmamış bir depresyon hastası, hastalığın tüm belirtilerine sahip olsa bile bunun ancak çok sonradan farkına varabilir.”

Önyargı 4: Depresyon hastaları sorunlarına çözüm aramıyor

Marie-Claude Gavard: “Herkesin sorunları vardır. Bu fikir, depresyon hastalarının kendi sorunlarını çözemediklerini düşündürür, oysaki bu yanlış bir düşüncedir. Kişi hastalığı yüzünden bir çıkış yolu bulmakta zorlanabilir, bu çok doğal. Hem ‘sorunlarına çözüm bulmak’ tam olarak ne anlama geliyor? Çocuğunu kaybetmiş, yas tutan bir anne ve baba, buna nasıl bir çözüm üretebilir? Bu gibi durumlarda depresyon uzun sürer, beynin tekrar normal fonksiyonlarına dönmesi zaman alır ve tedavi süreci uzatılmalıdır. Depresyon hastaları bu durumdan nasıl kurtulacaklarını sorgularlar, çünkü acı çekerler. Hastalığın beraberinde getirdiği karanlık ve obsesif düşünceler denizinden bir türlü çıkamazlar. Zorlanmaları çok doğal, çünkü beyin kimyasalları düzgün çalışmıyor. Harekete geçmek onlar için çok zor. Bunun tek çözümü ilaç, psikoterapi, hipnoz, rahatlama, meditasyon ve dinlenmeyi de içeren tıbbi bir tedavi sürecidir. Hastanın etrafındaki kişilerin anlayışlı olması gerektiğini de unutmamak gerekir.”

Önyargı 5: Çocuklarda depresyon görülmez

Arzu Erkan Yüce: “Çocukluk döneminde de depresyon görülebilir. Tedavi edilmemesi halinde uzayabilir ve erişkinlikte de sürebilir. Çocuklarda depresyon belirtileri erişkinliktekinden biraz daha farklıdır. Okul reddi, sık sık hastalanma (hastalık uydurma ya da bahane gibi algılanabilir), ebeveynlerini kaybetme kaygısı, okul sorunları, huzursuzluk, saldırganlık, az ya da çok uyuma, öfke nöbetleri, alt ıslatma, pika sendromu, yeme bozuklukları, okul başarısında düşüşler, madde kullanımı, suça eğilim, kendine zarar verme biçimlerinde kendini gösterebilir. Bu belirtiler görülmekteyse, mutlaka bir çocuk psikiyatrından görüş alınmalıdır.”

 

 

Önceki Yazılar

FAZLA SEVGİ YORUYOR MU?

Sonraki Yazılar

İZLEMEK İÇİN ÜÇ NEDEN: TUTKU OYUNU