Cannes panorama at sunrise - Notre-Dame de l'Esperance Church and Castre Museum. 
Cannes, Provence-Alpes-Cote d'Azur, France

CÔTE D’AZUR’UN İKİ İNCİSİ CANNES VE ST. TROPEZ

 

 


Nefis bir mimari, zarafet ve zenginliğin eşsiz birleşimi Côte d’Azur, nam-ı diğer Fransız Rivierası, bölgeye ismini de veren mavi kıyılarıyla yeryüzünde cennet tasvirindeki tecrübelere en çok yaklaşabileceğiniz noktalardan biri. Her yaz dünyanın dört bir yanından milyonlarca misafir ağırlayan bölge, doğanın sunduğu güzelliklerin bozulmadığı, aksine daha şatafatlı bir hale getirildiği az sayıdaki noktadan biri.

Son yıllarda Türkiye’den de çokça ziyaretçi alan Fransız Rivierası 30’dan fazla kasabasıyla tekrar tekrar ziyaret edip her ziyaretinizde yeni keşifler yapabileceğiniz bir yer. Akdeniz iklimi özelliğiyle yılın büyük bölümü güneşli olan bu bölgeyi ziyaret için en uygun zamanların bahar ve yaz mevsimleri olduğunu belirtmekte fayda var. Fakat ziyaretinizi planlarken bölgenin yaz aylarında ne kadar popüler olduğunu da göz ardı etmeyin. Bu geniş bölgenin her yeri ayrı bir yazının konusu olacak kadar güzelliklerle dolu olduğu için bölgenin tamamını tek seferde ele almak mümkün değil. Bu yüzden Côte d’Azur denince akla gelen ilk iki bölge olan, turistler kadar ünlülerin de uğrak mekânları, Cannes ve St. Tropez’nin favori restoran ve otellerine göz atalım.

Palmiyeler şehri Cannes

Fransız Rivierası’nın en ünlü şehri, adını her sene kırmızı halıda yürüyen dünyaca ünlü isimlerle ve senenin en iyi filmleriyle bir arada duyduğumuz, dünyanın en önemli film festivallerinden birine adını veren Cannes. Şehir boyunca uzanan sahili ve dünyaca ünlü restoranlarıyla keyfimize düşkün olduğumuz yaz ayları için en ideal noktalardan biri. Bölgenin popülerliği ve gördüğü rağbet Cannes’ın güzelliğinden hiçbir şey eksiltmiyor desek yeri. Palmiyeler altında La Croisette’te bir gezinti, plajda geçireceğiniz birkaç saat ya da şehrin sunduğu manzaralara karşı bir akşam yemeği gönlünüzü Cannes’a kaptırmanız için yeter de artar bile.

Her sene Mayıs ayının ikinci yarısında gerçekleşen Cannes Film Festivali şehrin en önemli etkinliği ve en kalabalık dönemini oluşturuyor. Ancak farklı festival ve toplantıların sene boyu devam ettiğini unutmamakta fayda var. Eğer sakin bir Cannes tecrübesi yaşamak istiyorsanız, tarihlerinize karar vermeden önce mutlaka şehrin etkinlik takvimine göz atın.

Lüks dolu bu küçük şehre, Nice havaalanından yapacağınız yaklaşık bir saatlik karayolu yolculuğunun ardından ulaşabilirsiniz. Şehre adım attıktan sonra geri dönmek istemeyeceksiniz. İşte kahveden yemeğe, Fransa’nın ve dünya mutfağının en özel lezzetlerini tadabileceğiniz, kendinizi dilediğinizce şımartabileceğiniz Cannes’ın en gözde mekânları…

Le Café by Vesuvio

İsminde kahve geçtiğine bakmayın; Le Café by Vesuvio standart bir kafe değil, Cannes’ın en iyi İtalyan restoranlarından biri. Ağzınızın içinde lezzet fırtınaları estirecek pizzaları ve makarnaları, neredeyse 50 yıldır hizmet veren Le Vesuvio’yu ziyaret etmek için yeterli bir sebepken, kusursuz servisi ve cana yakın çalışanları memnuniyetinizi garantiliyor.

Baoli

Öğle yemeklerini plajında, akşam yemeklerini ise biraz ilerideki restoranında sunan Baoli, Cannes’ın en keyifli ve dolayısıyla en popüler adreslerinden biri. Hal böyle olunca rezervasyon yaptırmanız şart. Akşam yemeği için tercih edecekseniz, rezervasyonunuzu geç bir saate yaptırmanız daha iyi olur. Böylece lezzetli yemeklerin yanı sıra eğlenceli ortamın da tadını çıkarabilirsiniz. Geleneksel Fransız yemeklerinden Asya mutfağına kadar geniş bir menü sunan Baoli’de damak tadınıza uygun bir yemek bulma konusunda da zorluk yaşamayacaksınız.

Restaurant La Palme d’Or

İki Michelin yıldızına sahip bu klasik Fransız mutfağı, zarif ve şık dekorasyonuyla Cannes Körfezi’nin muhteşem manzarası eşliğinde benzersiz bir akşam yemeği vadediyor. Özellikle şarap menüsüyle dikkat çeken Restaurant La Palme d’Or, yemekte yaratıcılığın ne olduğunu gösterme konusunda iddialı. Şef Christian Sinicropi yönetimindeki restoranda hazırlanan yemekler sanat, edebiyat ve felsefeden ilham alıyor. Öyle ki her sene Cannes Film Festivali döneminde festivalin jüri yemeği için sinema dünyasından ilhamla özel bir menü hazırlanıyor. Restoranın bir diğer özelliği de yemeklerini en doğal ve taze ürünlerle yapmaktaki iddiaları. Burada masanıza getirilen her tabağın en taze yerel ürünlerle hazırlandığından şüpheniz olmasın.

InterContinental Carlton Cannes

InterContinental Carlton, sofistike atmosferi, geniş ve lüks odalarıyla Cannes’ın ikonik otellerinden biri. Özel plajında deniz keyfi, terasının manzarası eşliğinde şampanya yudumlama şansı ve Carlton Restaurant’ın benzersiz lezzetleri otelin ziyaretçilerine sunduğu ayrıcalıkların yalnızca birkaçı.

Eğer Cannes’da film festivali zamanı bulunacaksanız, bu otel size dünya starlarıyla karşılaşma imkânı sunuyor. Bu kadar çok yıldızı aynı çatı altında başka bir yerde görmeniz zor.

Yıldızların tatil kasabası St. Tropez

Fransız Rivierası’nın bir diğer popüler noktası, bölgenin en güzel kasabalarından bir diğeri ise St. Tropez. Bir zamanlar Monet, Picasso, Renoir gibi sanatçıların ve F. Scott Fitzgerald ve Henry James gibi yazarların favori noktalarından biri olan St. Tropez, 1960’larda Brigitte Bardot sayesinde bölgenin gözbebeği olmayı başarmış. Kültleşmiş pek çok filmin çekildiği ve popülaritesinin bir bölümünü de buna borçlu olan St. Tropez’e Brigitte Bardot’nun en ünlü filmlerinden ‘And God Created Woman‘ (Ve Tanrı Kadını Yarattı), Otto Preminger’in yönettiği ‘Bonjour Tristesse‘ (Günaydın Hüzün) ve Alain Delon ile Jane Birkin’in rol aldığı ‘La Piscine‘den (Sen Benimsin) göz aşinalığınız olabilir.

Cannes’da olduğu gibi bu kasabada dolaşırken de tanıdık simalarla karşılaşmanız oldukça muhtemel. Keza pek çok ünlü isim yaz aylarını yatlarıyla burada geçiriyor. Geçmişten günümüze şan, şöhret ve zenginlikle eşleştirilen kasabanın günümüz ünlü müdavimlerinden birkaçı Leonardo DiCaprio, Beyoncé ve Kate Moss.

Lüks yatlara ev sahipliği yapan şık limanı ve butik dükkânlarıyla bu küçük kasabada konaklamaktan çok keyif alacaksınız. Kasabanın küçük yüz ölçümü yanlış bir imaj yaratmasın, attığınız her adımda lüks ve eğlence sizinle olacak.

Le Club 55

Güney Fransa’nın en iyi restoranı tartışmasız Le Club 55. Abartıdan uzak rahat atmosferi, kumların üzerine yerleştirilmiş masaları ve neredeyse bir fenomen haline gelmiş taptaze sebze sepetleriyle Le Club 55, St. Tropez seyahatinizin en keyifli adresi olmayı garantiliyor. Gelmişken mutlaka denemeniz gereken lezzetlerse sole balığı ve midyeleri. Tatlarına bakmadan dönmemelisiniz.

Club Les Palmiers Ramatuelle

Bembeyaz dekorasyonu, yüksek tempolu müzikleri ve lezzetli yemekleriyle karşınızda Les Palmiers. Sadece öğle yemeği servisi veren bu restoran aynı zamanda yemek öncesi plaj servisi de sunuyor, fakat bunun için rezervasyon şart.

Kocaman tabaklarda servis edilen ve hepsi birbirinden leziz yemekler arasından seçim yapmaksa sizin için oldukça zor olacak, herhangi birini önermek de en az bir o kadar zor. Olur da yemeğiniz sonrası masanın üstüne çıkıp dans etmek isterseniz, bunun hiç problem yaratmayacağını da belirtmiş olayım.

Brasserie des Arts

St. Tropez’de lüks bir akşam yemeği, yüksek sesli müzik ve bol eğlence arıyorsanız, Brasserie des Arts en doğru adres. Menüsünde keşfedecek çok seçenek var ama tavsiyeye ihtiyacı olanlar için sushi veya bonfilesi nefis. Bu restoranda eğlence geç saatte başlıyor, dolayısıyla gerçek bir Brasserie des Arts tecrübesi için daha geç saatlere rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederim.

La Petite Plage

Hem öğle hem akşam yemeği servisi veren La Petite Plage, kasabanın tam merkezinde yer alıyor. Gün boyu restoran olarak hizmet veren La Petite Plage akşam yemeklerinden sonra bir gece kulübüne dönüşüyor. Dans etmeyi seviyorsanız, denemeye değer.

Bagatelle

Dünyanın 11 noktasında servis veren Bagatelle’de yemek gerçek bir çılgınlık. Şampanyaların su gibi aktığı, eğlence ve müziğin asla durmadığı bu adres enerjisi bitmeyen ve her zaman daha fazla eğlence arayanlar için ideal. Kasabanın en iyi partileri ve lezzetli kokteyller için rezervasyon ise olmazsa olmaz!

Hotel Byblos

Hotel Byblos kusursuz servisi ve lüks odalarıyla aradığınız beş yıldızlı otel tecrübesini fazlasıyla sağlıyor. Limana yürüyüş mesafesindeki konumu, geniş havuzu ve cana yakın personeli oteli çekici kılan özelliklerden yalnızca birkaçı. Akdeniz mutfağından benzersiz lezzetler sunduğunu da ekleyelim.

Hotel de Paris Saint-Tropez

Kasabanın tam merkezinde yer alan otel konuklarına pek çok lüksü bir arada sunuyor. Açık havuzu, spası, restoranı Les Toits, özel kokteyllerden detoks karışımlarına kadar pek çok seçenek sunan barları Les Toits Lounge Bar ve L’Atrium ile bütün bir günü otelde sıkılmadan geçirebilirsiniz. Personeli her zaman istediğiniz ilgi ve alakayı göstermeyebilir, ancak konumu ve rahat odalarıyla keyifli bir St. Tropez tatili istiyorsanız bu oteli kesinlikle tercih edebilirsiniz.

Yapmadan Güney Fransa’dan dönmeyin

  • Cannes seyahatiniz öncesinde Nice’te mola verip La Petite Maison’da güzel bir yemek yemeden ve Marc Chagall Müzesi’ni görmeden,
  • Film festivali zamanı giderseniz Cannes InterContinental Carlton’un terasında bir kadeh şampanya içmeden,
  • Eze bölgesinde bulunan La Chevre d’Or oteline uğramadan,
  • St Tropez’de bulunan La Cave du Ray şarap dükkânında alışveriş yapmadan,
  • Roze sevenlerdenseniz Minuty içmeden,
  • Masal şehir Saint Paul Vence’i görmeden,
  • Antibes’de bulunan Hotel du Cap’ta hatıra fotoğrafı çektirmeden,
  • Monte Carlo’nun lüks casinolarına uğramadan sakın dönmeyin!

Yazı: Merve Dürüst

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

ANKSİYETE VE DEPRESYONA KARŞI YOGA TERAPİ

Sonraki Yazılar

DUYGUSAL YEME NEDİR?