cocuklarda-cinsellik-egitimi-nasil-olmali

ÇOCUKLARDA CİNSELLİK EĞİTİMİ NASIL OLMALI?


Cinsel şiddet cinsellikle değil, güç ile alakalıdır. Buna rağmen, cinsellikten bahsetmeden cinsel şiddetten bahsetmek pek mümkün değil.

Söz konusu çocuk ve gençler olduğunda ise cinsellikten bahsetmeden cinsel şiddetten bahsetmenin zedeleyici etkileri var. Kötü dokunuşlardan bahsetmek adına güzel dokunuşları anlatmakla, güzel donuşlara ek olarak kötü dokunuşlardan da bahsetmek arasında algısal olarak ciddi bir fark var.

İnsan bedeni, cinselliği ve davranışlarıyla ilgili son dönemde yayımlanan, düşünülen ve kamusal alanda konuşulanlar büyük ölçüde şiddetle özdeşleşiyor; toplumsal algı da bundan nasibini alıyor. Önlem almaktansa sorunlar baş gösterdiğinde çözüm bulmayı tercih eden bir kültürde söz konusu çocuğa yönelik şiddet olduğunda, ödenen bedel ölçülemez bir hal alıyor. Çocuklarla cinselliğe dair iletişim kurmayı kabul etmeden, onların cinsel şiddet olgusunu anlamaları beklenemez. Beklense bile, cinselliğe, cinselliklerine ve bedenlerine dair olumlu bir bakış açısı geliştirmeleri beklenemez.

Çocuk ve gençlerin bedenleriyle ilgili ilk ve bazen tek öğrendikleri “Kimse sana dokunamaz”. Cinsellik ve bedenleriyle ilgili iletişim kurmanın tek motivasyonu onları cinsel şiddetten korumak olduğunda, kanayan yaraya ancak yara bandı yapıştırılmış olur. Pratikte olumlu sonuçlara vesile olacağı umulan bu uyarı, ancak önünde, arkasında ve yanlarında kapsamlı bir bakış açısı olduğunda işe yarayabilir.

Bedensel haklar, cinsellik eğitimi ve ebeveynlerin çocuklarıyla iletişimine dair sıkça ele alınan belki de ilk adım, çocukların cinsel organlarına doğru isimleriyle hitap etmek. Bu, çocukları cinsel istismardan koruma amacıyla değil, çocukların bedenlerini tanımaları, bedenlerinden utanmamaları ve bedenlerinin olumlu birçok şeye vesile olabileceğini bilmeleri için tavsiye ediliyor. Doğru isimleri bilmek, bedene dair kurallardan bahsetmeyi mümkün kılıyor. Çocuğu bedeninden uzaklaştıracak, korkutacak şekilde değil, ona yeterli bilgiyi vererek, bedenini anlamasını sağlayarak, bedenini keşfetmesine alan tanıyarak, bedensel haklarına saygı gösterip onu güçlendirerek yapılıyor. Bu bilgiler, iletişim ve davranış biçimleri aynı zamanda bir sonuç olarak çocukların cinsel istismara uğratılma ihtimallerini düşürüyor. Bu şekilde bakıldığında, cinsel şiddetten koruma tek amaç değil, olumlu mesajlar arasında bir tane daha olumlu etki olarak görülebiliyor.

Azar azar da olsa, cinselliğe dair iletişimin sürekli şekilde gündelik yapının içinde olması, zamanı geldiğinde (bir partnerle cinselliği deneyimlemeyi seçerlerse) partnerleri, eşleri ve kendi çocuklarıyla da (çocuk sahibi olurlarsa) iletişim kurabilme ihtimalini artırıyor. Geleneksel toplumsal cinsiyet rollerini sorgulayan, ama aynı zamanda ailelerinin onlara aşıladığı değerler doğrultusunda yaşamlarını sürdüren bireyler olma ihtimalleri artıyor.

Bu yüzden cinsellik eğitimine erişim bir lüks değil, bir haktır; insan oluşunun mümkün olan en sağlıklı, en huzurlu, en güçlendirilmiş potansiyeline erişimine destek olur. Bugün refah düzeyi en yüksek ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin en düşük olduğu ülkelerin aynı zamanda kapsamlı cinsellik eğitimini sistemin olağan bir parçası olarak benimsemiş olmaları bir tesadüf değildir. İster çocuklukta, ister yetişkinlikte, sorusu cevaplananların konu hakkındaki kaygıları ve sıkışıklıkları azalırken, sorusu cevaplanmayanlar, bastırılanlar, sorularının cevaplarını sağlıksız kaynaklarda ve zaman zaman deneyimlerde aramaya devam ediyor.

 

Yazı: Seksolog, Danışman ve Cinsellik Eğitmeni, Kapsamlı Cinsellik Eğitimi Serisi’nin yazarı, Rayka Kumru Bayazit