cocuklara-nasil-sorumluluk-kazandirmali

ÇOCUKLARA NASIL SORUMLULUK KAZANDIRMALI?

 

 

Çocuklarımızın suçluluk duymasına engel olabilir miyiz? Peki, bu gerçekten istenecek bir özellik mi? Yanıt hem evet hem de hayır. Evet, çünkü suçluluk duygusunun eğitici bir rolü yoktur. Çocuğun kendine bakış açısını kalıcı olarak etkiler ve onu mutsuz eder. Hayır, çünkü hataya ilişkin bilinç ve vicdan, çocuğun psikolojik gelişiminde ve toplumda kendine yer edinme sürecinde önemli rol oynar. Suçluluk duymasına mahal vermeden ona nasıl sorumluluk kazandırmalı? Çocuk Psikiyatrı Claude Halmos, konu hakkında birkaç temel ilkenin altını çiziyor.

MEŞRU TALEPLER DİLE GETİRİN

“Ebeveynin talebinin meşru olduğundan emin olması gerekir. Öyle olmazsa ve ebeveyn söylediklerinden şüphe ederse, çocuğun itaat etmesi için bir neden kalmaz. Bir talebi meşru kılan, talebin sadece ebeveynin keyfine göre şekillenmemesi, genel kurallara uygun olmasıdır: Vurmamak, çalmamak, habersiz eve geç dönmemek gerekir vb.

Bu kurallar, çocuğun ve çevresinin sağlığı açısından olmazsa olmaz. Bu sayede çocuk hayvansal içgüdülerden uzaklaşır, medenileşmeyi ve sosyalleşmeyi öğrenir. Ebeveynin görevi, bu bilgileri aktarmak, çocukların göreviyse bu kurallara uymaktır. Aynı durumda ebeveynin de aynı şekilde davranacağı her türlü talep meşru sayılır. Bu noktada, ya çocuk kurala uyar ve her şey yolunda gider ya da kurala uymaz ve bir yaptırımla karşı karşıya kalır; tıpkı kırmızı ışıkta geçen bir arabanın ceza alması gibi. Bu kapsamda suçluluk duygusuna yer olmaz. Çocuğa, kendisi için yasak olan şeyin, dünyanın dört bir yanında çocuktan yetişkine başkaları için de yasak olduğunu, çünkü bu kurallar olmazsa toplum içinde yaşamanın imkânsız olacağını açıklamak önem taşır.”

DUYGUSAL ŞANTAJDAN KAÇININ

“Ebeveyn kendi talebi konusunda haklı çıkmak için müşterek kurallardan farklı bir yola ve özellikle de duygusal oyunlara başvurursa, suçluluk duygusu ortaya çıkar. Örneğin, “Şunu yaparsan mutlu olurum” derse, aslında “Eğer yapmazsan mutsuz olurum” demektedir. “Şöyle yaparsan iyi bir çocuk olursun” demek, “Eğer öyle yapmazsan kötü bir çocuksun” anlamına gelir. “Şu iyidir, şu kötüdür” gibi açıklamalar, hiçbir ahlaki açıklama barındırmaz; yanlış anlaşılmalara ve kafa karışıklıklarına neden olabilir. Çocukların aklında, “Annem hırsızlığın kötü olduğunu, anneannemse cinsel organıma dokunmamın kötü olduğunu söylüyor. Bu iki kötü aynı şey mi?” gibi sorular oluşabilir.

Tüm bu gerekçeler karmaşıktır, doğrulanması güç yargılar içerir ve nevrotik suçluluk duygusuna zemin hazırlayabilir. Son olarak çocuğa bir eleştiri yöneltildiğinde, sadece eylemini hedef almak önemlidir. Hırsızlık yapan bir çocuğu hırsızlıkla suçlamak değil, hırsızlığın doğru bir eylem olmadığını açıklamak gerekir. Ceza alacaksa da kişiliği değil, eylemi nedeniyle ceza almalıdır.”

AÇIKLAMA YAPIN

“Şu ya da bu şekilde davranma gereklerini açıklarken gerçek ve akılcı nedenler ortaya konmalıdır. Örneğin yaşlı bir insana kapıyı açmak, o insanın hoşuna gitmek ya da iyi bir insan olmak için değil, kapının ağırlığı yaralanmasına neden olabileceği için veya aynı anda hem yürütecini hem de kapıyı tutması zor olacağı için yapılan bir eylemdir. En yaramaz çocuklarda bile doğru açıklamayı yapmak çoğu zaman taşların yerine oturması için yeterlidir. İnsan bilmediği bir yasağı çiğnediği için suçlanamaz. Buna karşılık, bir yasak öğrenildikten sonra yeniden çiğnenirse suç ortaya çıkar. İşte o zaman ceza veya yaptırım mekanizması devreye girer.”

DÜŞÜNCEYE ÖZGÜRLÜK TANIYIN

“İnsan eylemleri nedeniyle suçlu olabilir ama asla arzuları ya da fikirleri nedeniyle suçlu değildir. Çocuğun zihninden kötü düşüncelerin ve isteklerin geçebileceğini bilmesi önemlidir. Bu “kötü” bir şey değildir, kötü düşünceler herkesin aklından geçer. Bununla birlikte düşüncelerin eyleme dönüşmemesi gerekir. Çünkü insan her şeyi düşünebilir ve söyleyebilir, ama her şeyi yapamaz.”

 

 

Önceki Yazılar

EVRENSEL YAŞAM ENERJİSİ: REİKİ

Sonraki Yazılar

SABAHLARI UYANAMAYANLAR BURADA MI?