cocuklar-nasil-motive-edilir (2)

Çocuklar Nasıl Motive Edilir?

Dikkat dağıtıcıların hayatımıza bombardıman yaptığı bu çağda çocukların merakını canlı tutmak ve onları öğrenmeye teşvik etmek mücadeleye dönüşebiliyor. Ancak bunu bir savaş olarak görmeden de çocuklarımızı motive etmemiz mümkün.

Bir sabah uyandığınızı ve çok enerjik olduğunuzu düşünün. Gün aydınlanmış, uykunuzu almışsınız, yetiştirmeniz gereken hiçbir işiniz yok ve canınız ne isterse yapabilme özgürlüğüne sahipsiniz. Güzel bir kahvaltı yapmışsınız, keyfinize diyecek yok. Dışarıya çıkıp sinemada bir film izlemeye karar verdiniz. Sinema salonlarını, gösterim saatlerini, filmler hakkındaki yorumları adeta bir ajan gibi hevesle araştırmaya başlarsınız. Önünüzde bir hedef belirlediğinizde, ona ulaşmak için merak edip araştırdığınız duygu motive olma halidir. Bir de bu durumun aksini düşünelim. Bir arkadaşınızın sizi ısrarla film izlemeye davet ettiğini ve seçtiği filmin ilgi alanınıza hiç girmediğini düşünün. Bu durumda filme karşı bir merak duygusu olmadığı için, filmi izlemek ve anlamak için herhangi bir motivasyonun da oluşmasını bekleyemeyiz. Eğer yetişkinseniz ve çocuklar için motivasyon artırıcı bir şeyler yapmak istiyorsanız, öncelikle kendi önyargılarınızı rafa kaldırmanız ve çocuğun motivasyonunu artırmayı planladığınız alanda onun merakını uyandıracak bir şeyler yapmaya hazırlanmanız gerekir. “Motive olmak için meraklı olmaya ve önyargılardan uzak durmaya ihtiyacımız var” diyen uzman psikolog Suna Bayram, Psychologies okurlarının sorularını cevaplıyor ve okuldan hayat başarısına çocukların gelişimlerini etkileyen merak duygusunu canlı tutmaya nasıl yardım edebileceğimizi anlatıyor.

“Kızım bu sene üçüncü sınıfa başladı. Çok sevdiği öğretmeni okuldan ayrıldı. Yeni öğretmenine ise hiç ısınamadı. Onun çok sert olduğunu söylüyor. Ders çalışmak istemiyor. Kızımı yeniden nasıl motive edebilirim?”

Çocuklar eğitim yaşantıları boyunca, eğitim sisteminden kaynaklı öğretmen değişiklikleri yaşarlar. Çocuğunuzun yeni öğretmeni kabullenmesi ve öğretmenin de sınıfındaki öğrencilerine alışması biraz zaman alır. Bu konuda yeni öğretmeni tanımaya çalışmanızı, öğretmenle çocuğunuz hakkında konuşmanızı ve işbirliği kurmanızı öneririm. Çocuğunuzun alıştığı öğretmeninden ayrıldıktan sonraki davranışları bir tür kayıp ve yas sürecini gösteriyor. Eğer eski öğretmeniyle iletişim kurabilme imkânınız varsa, çocuğunuzla konuşması yararlı olabilir. Böylelikle güvendiği öğretmeniyle vedalaşma şansı bulan çocuğunuz, yeni öğretmenine alışmakla ilgili sürece de geçiş sağlayabilir. Öğretmene ulaşmak mümkün değilse, diğer alternatif yöntem, öğretmen değişikliklerinin hayatı boyunca karşılaşacağı bir süreç olduğunu anlatarak eski öğretmenine bir mektup yazmasını veya resim çizmesini sağlayabilir ve bunu iletmeleri için okul rehberlik servisinin yardımcı olmasını isteyebilirsiniz. Rehber öğretmeni, eski öğretmenini özleyen öğrenciye mutlaka destek olacaktır. Çocuğunuzun yeni öğretmeninin “sert” olması şiddet olarak nitelendirilebilecek bir unsur ise bu durumu okul rehberliğiyle görüşmek ve çocuğunuzun profesyonel destek almasını sağlamak da yarar olabilir.

“Çocukken okulu bırakıp çalışmak zorunda kaldım. O yüzden çocuğumun iyi bir eğitim alması benim için çok önemli. Derslerinde hep başarılı olmasını istiyorum. Çocuğum ise hayal dünyasında yaşıyor ve derslerinden yüksek notlar alamıyor. Vaktini boş uğraşlarla geçiriyor.”

Çocukların belirli bilişsel kapasiteleri ve ilgi alanları vardır. Çocuğunuzun eğitim sisteminde başarı göstermemesi ve sizin çocuğunuzun ilgi alanlarını boş vakit uğraşıları olarak değerlendirmeniz riskli bir süreç. Riskli olarak ifade ediyorum, çünkü çocuğunuz büyüdükçe, ergenlik döneminde ve ön yetişkinlik evresinde, onun dünyasına dahil olabilmeniz daha zor olur. Çocuğunuzun derslerden daha önemli olduğunu unutmayın. Onun sizi anlaması ve sizin de onu anlamanız durumunda, çocuğunuzun dersler konusunda motivasyonunu sağlayabilirsiniz. Kendi çocukluğunuzda eksik bıraktığınızı düşündüğünüz şeyleri şu an hayatınıza ekleyebilirsiniz, ancak eksik bıraktıklarınızı çocuğunuzun üzerinden tamamlamaya çalışırsanız, çocuğunuz gelecekte kendi ayakları üzerinde duran bir birey olmak yerine ebeveynine bağımlı yapıda bir yetişkin olabilir. Çocuğunuzla aranızdaki bağın sağlıklı olması ve bilişsel becerileri konusunda yönlendirilmesi için ebeveynlik süreçlerine ilişkin bir uzmandan destek almanızda yarar olduğunu düşünüyorum.

“Çocuğum bu yıl ilkokula başladı ama okulu hiç sevemedi. Her sabah mücadele vermemiz gerekiyor. Son zamanlarda panik atağa benzer tepkiler gösterdiği için okula göndermedik. Eşim çok önemsemiyor ama ben endişeleniyorum.”

Çocuklar sıklıkla ev ortamındaki konfor nedeniyle okula gitmek istemezler. Bir de evden ayrılma zamanı geldiğinde, “Seni özleyeceğim” gibi bir cümle duymaları ve uzun uzun veda sarılmalarının gerçekleşmesi çocukta okula gitmenin ardında bıraktığına ihanet etmek anlamına geldiği fikrini doğurabilir. Çocuğunuza onu sevdiğinizi söyleyebilirsiniz, ancak özlem ve ayrılık içeren konuşmalar yapmak vedalaşma gibi geldiğinden, çocuklar kriz çıkarabilirler. Öncelikle çocuğunuzun evden ayrılış aşamalarını eğlenceli birer ritüele çevirmenizde yarar var. Sarılmayı ve duygu dolu cümleleri bir kenara bırakma vakti! Çocuğunuz okula giderken eğlenceli bir şekilde beşlik çakabilir, hevesli ve neşeli bir ses tonuyla “Bugün okulda neler öğreneceğini merak ediyorum!” gibi merak duygusu uyandıran ve motive eden bir davranış tarzı sergileyebilirsiniz. Çocuklar evin aynasıdır. Eğer çocuğunuz okula giderken ayrılık kaygısı yaşıyorsa, bu sizin çocuğunuzdan ayrılma kaygınızdan kaynaklanıyor olabilir. Çocuğunuzun altına kaçırmasına biz uzmanlar “regrese” olmak (gerileme) diyoruz. Bu durumla profesyonel destek almanızda yarar var.

“7 ve 12 yaşında iki çocuğum var. Oğlum evde çok sakin ve anlayışlı olmasına rağmen okulda devamlı kavga ediyor. Kavgayı diğerlerinin başlattığını söylese de öğretmeni buna katılmıyor. Küçük kızımın da hocası dersi dinlemediğinden ve kurallara uymadığından şikâyet ediyor. Ceza vermeyi de yumuşak iletişim kurmayı da denedim ama olmuyor.”

Çocuklar kapsayıcı, gözeten ve kuralları olan bir ailede büyümeye ihtiyaç duyarlar. Eğer kurallar değişkense ve ebeveynler birbirleriyle işbirliği halinde değilse, çocuklar kuralların esneyebilen şeyler olduklarını öğrenirler. Ceza yöntemi ise uzmanlar tarafından onaylanan bir süreç değil. Aşırı yumuşak ve aşırı sert ebeveyn tutumlarının bir arada olduğu yapıda, çocuklarda davranış sorunları ve uyum problemleri yaşanabilir. Öncelikle, evde çocuklara bakım sunan yetişkinler olarak ortak kurallar ve kararlar konusunda uzlaşın. Birbirinizin kararlarını çiğnemekten kaçının, destekleyici olun. Çocuklara evin belirli kuralları olduğunu her alanda benimsetin. Örneğin herkesin masadan kendi tabağını kaldırması gibi ev içi etkinliklere katılım, aile geleneklerinize uygun yaşam biçimine uyum, kişisel sorumluluklar ve hane halkına yönelik sorumlulukları net bir biçimde belirlemenizde yarar var. Çocuklar eğer şiddet davranışı gösteriyorlarsa, bu gözlemledikleri bir durum olabilir; evinizde aile içi şiddet söz konusuysa bu konuda aile ve çift terapisi desteği alabilirsiniz.

“Oğlum eve gelir gelmez bilgisayar oyununun başına oturuyor. Ödevlerini yapmasını söylediğimde kıyamet kopuyor. Her şeyi sürekli tekrar söylemem gerekiyor. Ödevlerini yaparken dikkatini veremiyor. Görüştüğüm pedagog ekrandan uzak tutmamı tavsiye etti ama gerçekten zorlanıyorum. Ne yapmamı tavsiye edersiniz?”

Çocukların ekran karşısında uzun süre vakit geçirmesi fiziksel ve ruhsal gelişimlerini olumsuz yönde etkiler. Çocuğunuz ekran başında geçirdiği süre içerisinde eğleniyor, birileriyle oyun üzerinden iletişim kuruyor, başarı kazanıyor ve kendisini iyi hissediyor. Diğer taraftan, ders yaparken sıkılıyor, aklı oyuna devam eden arkadaşlarında kalıyor, ödevleri anlamakta zorlandığı ve zorla ders başına oturtulduğu için öfke duyuyor. Sıkıntı tam da bu noktada başlıyor. Çocuğunuzun hedefi oyunda seviye atlamak, ama sizin hedefiniz onun ödevini yaptırmak. Hedefleriniz farklı noktalarda. Çocuğunuzun öncelikle kısa ve uzun vadeli hedeflerini gözden geçirmeye ihtiyacı var. Gelecek hedefleri olmadan derslerine kafa yorması ve motive olması mümkün değil. Düşünsenize, kazandığınız gelirin tamamını her ay anne-babanıza verdiğinizi… Çocuğunuz aldığı notları sizin için aldığını, yaptığı ödevleri sizin için yaptığını, ödev yapmadığında sizlerin mahcup olacağını düşündüğü sürece ders çalışma konusunda motive olamaz. Öncelikle, dersin kendi sorumluluğunda ve ders başarısının kendi yararına olan bir süreç olduğunu benimsemeli. Bu konuda çocuklarla Şema Terapi çalışan uzman birinin desteğinden yararlanmanızı tavsiye ederim.

Suna Bayram (Uzman psikolog. Türk Psikologlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve BİRİZ Derneği Yürütme Kurulu Üyesi.)

 

 

Önceki Yazılar

Gün Boyu Enerjik Kalmanıza Yardımcı Olacak Öneriler

Sonraki Yazılar

Minnettarlığın Önemi