cocuk-mu-bakalim,-kariyer-mi-yapalim

ÇOCUK MU BAKALIM, KARİYER Mİ YAPALIM?

 

 

Değişen yaşam koşulları birçok kolaylığın yanı sıra yeni sorunları getirdi. Rekabet ortamı, teknolojinin ilerlemesi, her anlamda artan hız, kariyer yapmak isteyenlerin iş alanında daha çok zaman harcamasına neden oluyor. Bu durumdan en çok etkilenen ise aile hayatı gibi görünüyor. Evliliklerde artan sorunlar, çocukların anne ya da babaları tarafından yeterince sağlıklı büyütülemediği endişeleri, iş ve aile arasında çatışma olarak algılanıyor.

Gerçekten iş alanında başarı, aile yaşamında başarısızlığa neden olur mu? Aile yaşamı sağlıklı olanların işyerinde daha başarılı oldukları görüşü savunulurken, bu büyük bir çelişki gibi duruyor. Bu çelişkinin yanıtı, zamanlama, planlama ve dengedir.

Kariyer ile aile ve çocuk arasında seçim zorunluluğu, genellikle kadınlar için gündemde tutuluyor. Bunun nedeni, çocuk bakımı ve gelişimi için tek önemli kişinin anne olarak görülmesi. Oysa bireysel bağlantı olan emzirme dışında, çocuk ve babanın ilişkisi de gelişimin temel taşlarından. Annelerin bu denli ön planda olması anneye ek yükler getiriyor. Öncelikle gelişimin ilk dönemlerinde bebeğin anneye olan ihtiyacı, anneyi bir seçim yapmaya zorlar. Evi seçen anne ilk zamanlar bebekle mutlu olsa da, bebek büyüdükçe başka bir ikilem yaşamaya başlar: Ya bağımsızlığını kazanan bebeğin ardından yalnız ve kendini işe yaramaz hisseden bir anne olmak ya da bunun yerine bebeğine bir türlü bağımsızlığını vermeyen, ona adeta yapışan bir anne olmak. Diğer seçenekleri ise bebeğe bakacak bir aile büyüğü bulmak ve anneliği anneanne ya da babaanneye kaptırmak veya bakıcı sorunuyla uğraşmak. Bu durumda bebeğinin yanında olamadığı için o zamana değin öğretilenler doğrultusundaki suçluluk duygusu, çevresi, özellikle de büyükler tarafından abartılarak körüklenir. Bu çıkmazlar içindeki çalışan anne, kendince yeni çözümler üretmeye ve bu çözümleri akla uydurmaya çalışır. Bunlardan biri, uygunsa çocuğu işe taşımak; gece gezmelerine, kısaca her yere onu da almak. Oysa bunların çoğu çocuklar için konforlu ve doğru değil.

Bir başka söylem “kaliteli zaman”. Kaliteli zaman gerçekte çocuğun ihtiyacı olan zamanı, onun zevk alacağı ve gelişeceği aktivitelerle birlikte paylaşmaktır, her istediğini yapmak değil. Evet, çocukların annelerine ihtiyaçları var, ama bu süre, en azından birçok açıdan tüm ömrü kapsamıyor. Onunla olunan zamanları gerçekten ona ayırmak, kendi başarması gerekenleri onun yerine yapmak yerine öğretmek ve cesaretlendirmek, onu dinlemek, oynamak yeterli. Bunu yapmak için tüm gün ve gece gerekmez. Zamanı iyi planlayan bir anne bunu başarabilir. Yapamayan anne çalışmasa da yapamaz.

Zaman doğru planlanabilen ve kullanılabilen bir kavram. Öncelikleri saptamak, gerekli olan süreleri ayarlamak, iş kadar aile ve çocuk gelişimi konusunda da bilgi sahibi olmak sorunun çözümünü kolaylaştırır. Bunları yapmak için bir karar vermemiz gerekir. Çok başarılı, kendine güvenli, kimseye ihtiyaç duymayan ama aynı oranda yalnız bir insan mı olmak istiyoruz? Yoksa tercihimizi çok başarılı, başarısını ailesiyle paylaşan, ilerde yaptığı işler kadar yetiştirdiği çocukların sağlıklı, başarılı olmasıyla da ses getiren bir kişi mi? Bu durumda mutlu bir evlilik ve bu mutluluğun bize getirdiği tüm olumlu ruhsal gelişimler unutulmamalıdır. Yani aslında iş, aile ve çocuk arasındaki dengeyi kurarak başarılı olmak, bencilce kendimize yaptığımız ve cömertçe geri dönüşü olan bir yatırımdır.

Yazı: Bengi Semerci

 

 

Önceki Yazılar

KİTAP ÖNERİLERİ: ZİHİN VE BEDEN

Sonraki Yazılar

MANİPÜLATÖRÜN OYUNUNU BOZUN