istismar-1

ÇOCUK İSTİSMARI: “BANA DOKUNMA!”


Fazla ileri giden bir amca, umursamaz bir anne ve adalet için bekleyen bir çocuk… Önüne geçilemeyen çocuk istismarı ve ihmali, ne üzücü ki her yıl giderek artıyor. Peki ama neden ve neler yapılabilir?

Derleyen: Damla KELLECİOĞLU

İlkokul üçüncü sınıftayken okuldaki hademe, kızlar tuvaletinde sıkıştırdı beni. ‘Eteğinin arkası tozlanmış’ diyerek vücuduma dokundu. Sonra bir başka sefer ben tuvaletteyken kabinin içine girip beni izledi. Rahatsız olup korkmuştum, artık tuvalete gitmiyordum. Sonunda babama söyledim. Ertesi gün okula geldiler, adamı işten çıkardılar. Geriye dönüp baktığımda, onun vücuduma dokunduğu zamanki korku hissimi unutamıyorum. Ama en büyük yaram ilkokul öğretmenimin ‘Senin yüzünden masum bir adam işinden oldu’ demesiydi” diye anlatıyor Derin, 24 sene önce yaşadıklarını. Şimdi çocuğunun üzerine düşmemeye çalışsa da onu yalnız bıraktığı her yere şüpheyle yaklaşıyor.

Murat ise şiddetli geçimsizlik yüzünden boşanmış bir ailenin çocuğu. Boşanmadan sonra annesi depresyona girmiş ve oğluna ilgisini tamamen kesmiş. “Evin içinde beni görmeden dolaşıyordu. Onu kızdırmamak için hiç ses çıkarmamaya ve ondan hiçbir şey istememeye çalışıyordum.” Gömleğinin kolunu sıyırarak küçüklükten kalma yanık izini gösteriyor. “Sabah yumurta haşlamaya çalışırken kaynar su döküldü üzerime, büyüdüğümü göstermeye çalışıyordum ama cezveyi bile tutamayacak kadar küçüktüm.”

Dünyada her yıl milyonlarca çocuğu etkileyen çocuk istismarı, fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik açılardan farklı şekillerde yaşanabiliyor. Özellikle toplumsal huzursuzluk, buhran, savaş gibi dönemlerde tüm olumsuzluklar gibi çocuk istismarı ve ihmali de artış gösteriyor. Çocuk gelişimini derinden etkileyen ihmal ve istismar, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıkların yanı sıra tıbbi sorunlar, öğrenme sorunları ve uyum bozukluklarına da neden olabiliyor. Çocuk istismarı ve ihmali, erişkin bir birey tarafından çocuğa yöneltilen, çocuğun gelişimini engelleyen ya da kısıtlayan eylem ve eylemsizliklerin tümü olarak nitelendiriliyor. Bu eylem ya da eylemsizliklerin sonucu olarak çocuklar fiziksel, ruhsal, cinsel açılardan zarar görüyor.

Uluslararası sözleşmelere göre 18 yaşından küçük her birey çocuk olarak tanımlanıyor. Cinsel gelişim ve bilgilenme tamamlanmadığından, kolaylıkla korkutulabildiğinden ve kandırılabildiğinden çocuklar istismar yaşayabiliyor.

Çocuğa yönelik kötü muameleler arasında en sık rastlananı fiziksel ve duygusal olarak ikiye ayrılan ihmal. Çocuk istismarı kadar görünür bir yara ve iz bırakmadığı için istismar kadar dikkat çekmeyen, fark edilmeyen ve çoğunlukla dile getirilmeyen, ihbar edilmeyen bir kötü muamele türü. Ancak ihmal de, çocukta istismar kadar uzun ve kalıcı hasarlara yol açabiliyor.

İstismar, sanılanın aksine evde, okulda, sokakta, kursta, hastanede, kısaca tüm sosyal ortamlarda yaşanabiliyor. İstismarcılarsa genelde çocuğun tanıdığı ve güvendiği erişkinler ve genellikle de erkek bireyler oluyor. Çocuk istismarı; fiziksel, cinsel, duygusal ve ekonomik istismar olarak dörde ayrılıyor.

Ebeveynin veya çocuğa bakmakla yükümlü olan yetişkinlerin, çocuğun bedenine zarar verecek şekilde davranmasına fiziksel istismar deniyor. Fiziksel istismar, çocuk istismarının en çok görünen ve yaygın şekilde fark edilen biçimi. Yine ebeveynin veya çocuğa bakmakla yükümlü olan yetişkinlerin; çocuğu azarlaması, tehdit etmesi, utandırması, küçümsemesi, çocuğun kendine olan saygı ve güvenini zedeleyecek şekilde davranması duygusal istismar olarak adlandırılıyor. Erişkin kişilerin çocuğa bir yetişkin gibi davranarak onu çalışmaya ya da angaryaya zorlamasına, çocuğun emeğinin sömürülmesine ekonomik istismar deniyor. Büyük şehirlerdeki çocuklar başta olmak üzere yoksul bölgelerde ve mültecilerin yoğunluklu olarak bulunduğu noktalarda dilencilik yaptırılan, kapkaç yapan, mendil satan, tekstil atölyelerinde çalışan çocukların ekonomik istismar mağduru çocuklar olduğunu söylemek mümkün. Ekonomik istismara uğrayan çocuklar arasında dar gelirlilerin ve mültecilerin oranı dikkate değer oranda yüksek. Bu çocukların bir süre sonra zorla çalıştırılan çocuktan suça sürüklenen çocuğa dönüşmesi de göz ardı edilemeyecek bir olasılık.

Ebeveynin veya başka erişkinlerin, kendi cinsel isteklerini tatmin etmek için çocuğu kullanmasına, çocuk üzerinde güç kullanarak, onu korkutarak, tehdit ederek, kandırarak veya ikna ederek onunla cinsel yakınlık kurmaya çaba göstermesine ve cinsel haz almasına ise cinsel istismar adı veriliyor. Yalnızca fiziksel temas değil, cinsel içerikli konuşma, teşhircilik, röntgencilik, cinsel içerikli film vb. gösterme/izletme, cinsel ilişkiye tanık olmaya zorlama, çocuğu pornografik yayınlarda kullanma, çocuğu seks işçiliğine veya evlenmeye zorlama da cinsel istismar olarak kabul ediliyor. Cinsel istismar özetle, bir çocuğun tam olarak anlamadığı, gelişimsel olarak hazır olmadığı ve rıza gösteremeyeceği cinsel eylemlere katılmasına verilen isim.

Beyoğlu Hizmet Merkezi Korunmaya Muhtaç Çocuk Birim Sorumlusu, Psikolog Seda Sakınmaz, “Çocuğa yapılan her istismarın yetkin kişisinin yani durumu kontrol eden tarafın yetişkin birey olduğunu, çocuğun söz konusu durumlarda kurban olduğunu, kendini savunabilecek yeterlilikte olmadığını, konu ne olursa olsun çocuğa yönelik olan hiçbir istismarın bir özrü olmadığını bilmek lazım” diyor.

Neslihan, bir buçuk yıldır oğlunun davranışlarında bir değişim fark ediyordu, fakat bunu ergenlik dönemiyle ilişkilendiriyordu. Aile apartmanında yaşıyorlardı ve oğlu bakkala gidip bir şey almayı reddediyordu. “Meğerse eltimin kardeşi apartmanın girişinde onu bekliyormuş, yaptıklarını başkalarına söylerse kendisinin değil, oğlumun cezalandırılacağını söyleyip onu korkutmuş.” Rehber öğretmenin önerisiyle oğlunu bir uzmana götüren Neslihan, psikoloğun da desteğiyle hukuki süreç başlatmış. “Ancak eşimin ailesi durumun aile içinde halledilmesi gerektiği konusunda ısrar etmişti” diye de belirtmeden geçmiyor.

Seda Sakınmaz, “Ebeveynin çocuğa anlayacağı dilde açıklayıcı bilgilendirmede bulunması, çocuğun özel bölgelerini bir bebek ya da bir resim üstünde göstermesi ve bu bölgelerin çocuğa ait özel bölgeler olduğunu çocuğun anlaması onu olası istismardan koruyacaktır” diyor. Çocuk ile sağlıklı bir iletişim modeli geliştirilmesi, aile ve çocuk arasında “sır” kavramının olmasının önüne geçer. “Tüm bu süreçte çocuğa baskıcı bir tavır sergilemekten ziyade onun için her zaman güvenli bir alan olduğu ifade edilmeli, sınırlarını çocuk ve ebeveynin belirlediği dengeli bir ilişki geliştirilmelidir.”

Türkiye’de çocuk istismarına dair sayılar hiç iç açıcı değil. Cinsel saldırı suçlarının yüzde 70’i çocuklara karşı işleniyor, mağdurların yüzde 70’iyse 11 yaşından küçük. Resmi istatistiklere göre her dört kız çocuğundan biri ve her altı erkek çocuğundan biri cinsel istismara uğruyor. TÜİK verileri, Türkiye’deki tüm evlenmeler arasında çocuk yaşta evlendirilen kız çocukları oranını yüzde 28 ila 35 olarak açıklıyor. Yrd. Doç. Dr. Neval Oğan Balkız’ın Sol gazetesiyle yaptığı söyleşide verdiği sayılara göre ise, Türkiye’de cinsel suçların yüzde 46’sı çocuklara karşı işleniyor, her ay en az 650 çocuk cinsel istismara uğruyor ve Türkiye’de 50 bin çocuk seks kölesi bulunuyor. Üstelik bu veriler buzdağının görünen yüzü.

Buzdağının görünmeyen yüzü

Çocuklara karşı cinsel istismar ve ergin hale gelmemiş bedenden cinsel tahrik duyma anlamına gelen pedofili hem Türkiye’de hem de dünyada önemli bir sorun. Uzmanlar, pedofili vakalarına dair verilerin özellikle gerçeği bire bir yansıtmadığı konusunda hemfikir. Saldırganların gizli kalması, çocuklarla uzun zamana yayılmış bir süreçte iletişim kurmaları ve çocukları kandırmaları, ebeveynin tanıdığı kişilerin bu tip bir saldırıyı yapabileceğine ihtimal vermemesi ve çocuğa inanmaması, çocukların korkudan ve utançtan yaşadıklarını dile getirmekten çekinmesi pedofili konusunda eldeki sayıların yetersizliğinin temel nedenleri arasında gösteriliyor. Bu gibi davranışlar nedeniyle yaşanan pek çok olay örtbas edilerek cezasız kalıyor.

Seda Sakınmaz, çocukların yaşadığı bu süreçte ailenin çocuk ile iletişiminin gerçekten sağlıklı olması gerektiğini, çocuğun her zaman güvenli bir alana ihtiyaç duyduğunu, bu alanı bulamadığında çocukta davranış değişikliklerinin boy gösterdiğini unutmamak gerektiğinin altını çiziyor. Tekrarlayan karın ağrısı şikâyeti, bazı insanlara karşı korku ve onlarla yalnız kalmama isteği, uyku sorunu, karanlıktan korkma, ileri yaşa rağmen yatak ıslatma ya da kendine zarar verme gibi davranışlara karşı tetikte olmak gerek. Sakınmaz, “Çocuğun değişen davranışlarını izlemek, farkında olmak ve bu davranışı göstermesi için bir sebep bulamadığınız noktada bir profesyonele başvurmak çocuğun en azından korunduğunu hissetmesine yardımcı olacaktır” diyor. “Türkiye Psikiyatri Derneği’nin 2016 yılında yaptığı bir araştırmada, cinsel istismara aile içinden biri tarafından maruz kalan çocukların sadece yüzde 5’inin bilindiği söyleniyor. Çocuğa her zaman çocuk olduğunun ve çocuk haklarının var olduğunun sık sık hatırlatılması gerektiğinin önemini yadsımamak gerekiyor.”

Söylenenleri sorunsuzca anlamaya başladığı 2 yaşından itibaren çocuğunuzu cinsel istismar konusunda bilgilendirebilirsiniz. Konuyu vücut güvenliği çerçevesinde basit ve somut cümlelerle anlatın. “Seninle vücudunun güvenliği hakkında konuşalım. Hepimizde olduğu gibi senin vücudunda da bazı özel bölgeler var. Bunlar iç çamaşırlarının kapattığı yerler. Buralarına güvenmediğin kişilerin dokunmasına ‘Hayır’ diyebilirsin, sana kızmayız. Bazen bazı yetişkinler ki bunlar tanıdığın, sevdiğin büyüklerin de olabilir, bu güven kurallarını bilmeden sana dokunabilirler ve bu sana kendini rahatsız, üzgün veya garip hissettirebilir. Böyle bir şey olduğunda ‘Hayır, dokunma!’ de. Sonra da gel bunu bana anlat, olur mu? Böylece biz hem seni koruyabiliriz hem de o yetişkine güvenlik kurallarını söyleyebiliriz” diyebilirsiniz.

Çocuklara başkasının kendisini öpmesinin ya da sarılmasının kendi iznine bağlı olduğunu öğretin. Çevresindeki kişilerin istemediği davranışlarına karşı rahatlıkla “Hayır” diyebileceğini bilsin. Diğer yandan Türkiye’de cinsel istismar suçu işleyen bireyler itibar sahibi olmak, karşı tarafın rızası ve benzeri nedenlerle cezai indirime hak kazanabiliyor. Cinsel istismar suçlarında, Türkiye’de cezai yaptırımın caydırıcılığından ziyade bu tip suçları önleyebilmek için farklı bir toplumsal düzen oluşturmak daha büyük önem taşıyor.

Seda Sakınmaz, “Çocuğun istismara maruz kaldığını bilip duruma sessiz kalmak da bir istismardır” diyor. “Yapılan araştırmalarda çocuk istismarında dünyada üçüncü sırada olmamız ve son 10 yılda çocuğa yönelik cinsel istismar vakalarında yüzde 125 oranında artış olması çocuk istismarına olan farkındalığımızın ne oranda olduğunu gösteriyor.” Çocuk haklarına saygılı politikaların oluşturulması, eğitim sisteminin çağdaş insani değerler üzerine temellenecek şekilde elden geçirilmesi, bilimsel eğitim ve destek sunulması, çocukların yaşadıklarını dile getirmesi konusunda yüreklendirilmesi, güven duygularının artırılması ve bireylerin bilinçlendirilmesine çalışılması ana hedefler olmalı. Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne imza atmış olmasına rağmen yılda 36 bin çocuk gelini gerdeğe gönderen Türkiye’nin öncelikli hedefinin toplumsal düşünce yapısını dönüştürmesi, çocuk istismarının önlenmesinin tek yolu olarak öne çıkıyor.

“KONUYLA İLGİLİ MUHAKKAK BİR UZMANDAN YARDIM ALINMALI”

Çocuk yaşadıklarını ailesiyle paylaştığında neler yapılması gerektiğini Beyoğlu Hizmet Merkezi Korunmaya Muhtaç Çocuk Birim Sorumlusu Psikolog Seda Sakınmaz anlatıyor.

Çocuğun istismara uğraması ve durumu ailesi ile paylaşması halinde, ebeveynin kendi acısından ve suçluluk duygusundan sıyrılarak öncelikle çocuğun daha fazla yardıma ihtiyacı olduğunu kabul etmesi gerekiyor. Çocuğun yaşadığı travmadan minimum seviyede zarar görmesi ve bu durumun kalıcı etkilerinin önlenmesi için ebeveynin sürece vereceği tepki oldukça önemli. Ebeveyn öncelikle hukuki süreci başlatmaktan çekinmemeli, en yakın Çocuk Büro Amirliği’ne giderek hukuki süreç başlatılmalı. Bu adım çocuğun kendine ve size güvenini artıracaktır. Konu ile ilgili muhakkak bir uzmandan yardım alınmalı, çocuğa duygusal olarak destek olunmalı, çocuk konu hakkında konuşmak istemediği sürece konu ile ilgili çocuğa soru sorulmamalı, ancak konuşması için cesaretlendirilmelidir. Ebeveynin sık sık çocuğa inandığını, güvendiğini ifade etmesi, çocuğun dikkatle ve sakince dinlenmesi çocuğun durum ile başa çıkabilmesini kolaylaştıracaktır. Çocuk ebeveyni ile böyle bir durumu paylaştığı halde durumun yok sayılması, çocuğun yaşamında kalıtsal ve derin yaralar açacaktır. Unutmamak gerekir ki bir çocuğun istismara uğraması halini bir yetişkinle paylaşması, yetişkinin süreç ile ilgili herhangi bir şey yapmaması suçtur. Bu durum aynı zamanda da suça ortak olmaktır, hem hukuksal zeminde hem de insani boyutta.

 

 

Önceki Yazılar

İZLEMEK İÇİN ÜÇ NEDEN: “Gençlik Başımda Duman”

Sonraki Yazılar

BAĞIMLILIK VE YARATICILIK

Bir cevap yazın