nude

ÇIPLAKLIK AMA ÇOK DA FAZLA DEĞİL…


Gözler önüne serme ve çekinme, engelleme ve serbest bırakma arasında gidip gelirken kumsallar vücudumuzla ilgili yaşadığımız duygu karmaşalarını ortaya çıkarıyor. Tarihçi Georges Vigarello, 1950’li yıllardan günümüze farklı dönemlere değinerek bu konuyu ele alıyor.  

Derleyen: Ekin NAZLI

 1917 yılında Şair Guillaume Apollinaire, “Çok güzel bir havaydı, kumsaldaydık / Al başını git, sabah erkenden çıplak ayakla ve şapkasız” diye yazmıştı. Günümüzde bu cenneti anımsatan tasasızlık nerede? Kadınların kumsalda biçimli vücutlarıyla korse takmış gibi gezmedikleri, kurallara uymadığı bir zaman olmuş mudur? Başkalarının bakışlarına aldırış etmeden özgürce yürüyebildikleri bir zaman var mıdır? Tarihçi Georges Vigarello’nun 1950’lerden günümüze bu konudaki klişeler hakkında aktardığı bilgilere kulak verdiğimizde belki de bu sorulara “Evet” cevabı verebiliriz. 1970’li yıllar altın çağlardı, ancak çok hızlı geride kaldılar. Kadın vücudu önceden estetik ilkeler ve cinsiyete dayalı yaklaşımların getirdiği zorunlu bir mütevazılık arasındaki çapraz ateşte yer alırken, günümüzde ince, zayıf, performans mantığına dayalı kurallara uyan, kadınların vücutlarını korumaları ve muhafaza etmeleri gerektiğini düşünen zalimce bir çevreyle karşı karşıya. Her dönemin kendine ait bir diktası var! Dört farklı dönem üstünden bu bakış açılarını inceliyoruz.

50’li yıllar: Dişilikte iki yönlülük

“Brigitte Bardot’nun bu fotoğrafı harika bir biçimde 1950’lerin kriterlerini yansıtıyor. 50’li yıllar geçmiş, gelecek ve şu anı yansıtır. Vücutlarda daha yuvarlak hatların baskın olduğu bu dönemde, günümüzdeki gibi göğüs ve kalça daha ön plana çıkıyor, ancak bacaklar daha ince bir görünüme sahipler. Bu dönemde kalın bacaklarınız olamaz. Bardot, bu fotoğrafta o dönemin dişilikte iki yönlülüğünü ortaya koyuyor. Zinde ve dinamik duruşuyla o dönemin aktif kadınlarını, uzun saçları, küpeleri ve büstiyeri ile de klasik, geleneksel kadınları yansıtıyor. Kadınlar kendilerine yöneltilen bakışları dikkate alıyor ve görünüşlerini sürekli buna göre korumaya çalışıyorlar. Verdikleri pozlar doğal değil. Örneğin, bir bacağı diğerinin önünde yer alıyor, böylece bacaklarını olduğundan daha ince gösterebiliyor. Kadınlar hareketli ve kavisli bir profil çiziyor ve onlara yöneltilen bakışları merak ediyorlar.”

70’li Yıllar: Özgür vücut

“Jane Birkin, modernliğin simgesi. Göğüsler ve kalça artık eskisi kadar belirgin değil, daha gizliler. Kadınlar vücutlarını daha özgürce sergilemek istiyorlar. Erkekler vücutlarını erkeklik arzusu olmadan sunabiliyor, kendilerini nasıl hoşlarına gidiyorsa başkalarına öyle gösterebiliyorlar. Kadınlar da estetik geleneklere ve normlara bağlı kalmadan bunu yapmak istiyorlar. Kadınlar daha iyisini yapabilmek için erkek siluetine yaklaşıyorlar. Profesyonel hayat erkek ve kadını daha benzer kılıyor. Her iki cins de daha değişken ve hareketli olup koşullarla yüzleşebiliyor.”

 

 

Önceki Yazılar

ALDATMANIN PSİKOLOJİSİ

Sonraki Yazılar

HAYATIN TAM ORTASINDA OLMA KORKUSU

Bir cevap yazın