sexuality

CİNSEL İLİŞKİ SIRASINDA AKLIMIZDAN NE GEÇİYOR?

 

 


“Hiçbir şey” diyorsanız, yanılıyorsunuz. Cinsel ilişki esnasında aklımızdan heyecan verici veya rahatsız edici birçok düşünce geçer. Yatakta, zihnimiz bedenimize oyunlar oynar. İşte karşınızda erotik büyünün bazı göstergeleri.

Derleyen: Ekin NAZLI

Mesleğimin ilk yıllarında 7 sayısını hayal etmeden orgazm olamayan bir erkek danışanım olmuştu. Cinsel ilişki esnasında 7’ye kadar sayıyordu ve 7’ye geldiğinde arzusuna ulaşıyordu” diye anlatıyor Cinsel Terapist Claude Crépault ve ekliyor: “Erotik hayal gücü üzerine 40 yıldır yapılan araştırmaların ardından şunu söyleyebilirim ki sayı fetişi, Eros’un çok yönlü ve gizemli karakterinin bir kanıtı niteliğinde.”

Seks esnasında aklımızdan neler geçiyor? diye sorulduğu zaman çoğunluğun cevabı, “Hiçbir şey” oluyor. “Aslında bu cevap pek de gerçeği yansıtmıyor, çünkü cinsel ilişki esnasında kişiler hayal kuruyor” diyor Crépault. Cinsel ilişkiyi kaliteli hale getiren, ona eşlik eden romantik, pornografik ve tinsel düşüncelerdir. Aklımızdan geçenleri açık ve net ifade etmeye çalışırken yaşadığımız mahcubiyetin tek nedeni, Psikanalist Jacques Lacan’ın da dediği gibi, ifade edilemez, ağza alınamaz bir noktanın olmasıdır. Psikanalist Pierre Naveau bu durumu “tutunduğumuz tabu” olarak adlandırıyor. Peki, cinsel ilişki sırasında partnerimizde neler oluyor? The Journal of Sexual Medicine’in bir araştırmasına göre kadınlar çoğunlukla fiziksel görünümüne ve vücuduna odaklanırken, erkekler cinsel performanslarına odaklanıyorlar. İşte son yıllarda birçok bilim insanı bizim bu gizemlerimizi çözmeye çalışıyor.

Parazit düşünceler

Devamlı kafamızı kurcalayan can sıkıcı düşüncelerden kaçmamız zordur. Bu yüzden cinsel ilişki sırasında yapılacak işler, banka kredisi ya da alışveriş gibi hiç yeri ve zamanı olmayan düşünceler aklımıza gelebilir. Peki, bu durumda yaptığımız şeye konsantre olamıyor muyuz? Cinsel Terapist Alain Héril, “Cinsel ilişki sırasında karşı tarafla olan ilişkimize odaklanırken, aynı zamanda benliğimize, ahlaki düşüncelerimize, günlük hayatımıza yani kendimize de odaklanıyoruz. Dolayısıyla bu tür düşüncelerin yüzeye çıkması normal” diyor. Bazıları içinse bu düşünceler tamamen zihni kaplıyor ve işler daha da karmaşık hale geliyor.

Bu yoğunluk bir şeyin belirtisi mi? Çift sorunu veya ilişkiyle alakalı başka bir problemden mi kaynaklanıyor? Bazen suçluluk duygusu veya kaygının da rolü olabiliyor. “Bazen de kişiler çok hızlı uyarılmamak için anti-erotik düşüncelere başvuruyorlar, çünkü cinsellik, kontrol ve kendini bırakma arasındaki dengeyle alakalıdır. Parazit düşünceler bu dengeyi bulmada rol oynuyorlar” diyor Héril. Başka bir deyişle parazit düşünceler sayesinde sakinlik sağlanıyor.

Zihnimizin cinselliğin ilk yıllarında çalışmasıyla 20 yıl sonraki hali arasında bir fark var mı? Zihnimizi aynı şekilde harekete geçirebiliyor muyuz? Hayır. Uzmanlar bu soruya şöyle cevap veriyor: Eğer çift aşkla birleşmeyi sağladıysa ve sürdürüyorsa, fanteziye ihtiyaç duymuyor. Eğer ilişkide yıpranma varsa, buna başvurabiliyorlar. İlişkinin başlarında düşünülen şeylerle sonunda düşünülenler aynı olmuyor.

Claude Crépault’a göre fantezilerimiz uyarı evresinde birbirinin yerine geçecek kadar çeşitlilik gösteriyorsa, orgazma doğru olan yükseliş evresinde de farklılık gösterir. “Orgazmdan önce gelen evrede, kısıtlamalar kısmen serbest bırakılmaya başlanır, bu da yasak olanın ihlaline olanak sağlar. Basmakalıp, sıradan fanteziler yerini temel fantezilerimize bırakır” diyor Crépault. Cinsel terapiste göre, çocukluk veya ergenlik dönemindeki erotik uyarıma göre herkes bir sentez oluşturur. Bazen de bu sentezler karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarımızdan doğar. Bağlam kişiden kişiye değişmekle birlikte tema genellikle aynı kalır. Bu nedenle her bir ruhun kendine has erotik bilinçdışı vardır. Aynı zamanda erotik çeşitlilik, kadın ve erkeklere göre de farklılık gösterebilir. Bazı erotik senaryoları anlatmak o kadar zordur ki kendimize saklamayı tercih ederiz.

Claude Crépault, “Sadizm, mazoşizm… Fantezi dünyamız gerçek cinsel yönelimlerimizden çıkar. Bu çok kolay bir şey değildir. Bir kadın kocasıyla cinsel ilişkiye girerken, bir ya da daha fazla erkeğe teslim olma fantezisiyle mücadele etmesi kolay değildir” diyor. Ancak bu kadınlarda sıklıkla rastlanır. Aynısı erkekler için de geçerlidir. Kadın-erkek eşitliğine dair görüşüyle çeliştiği için bir ya da birkaç kadın üzerinde dominant olma fantezisini itiraf etmesi çok zordur. Genellikle kültürel değerlerle şekillenen süperego, id tarafından zihnimizden geri püskürtülür ya da zihnimiz tarafından dönüştürülür. Peki, neye dönüşür? İkincil fantezilere. Yani daha sade, daha doğal, ego tarafından daha kabullenebilir olanlara. James Joyce, Nora’ya yazdığı mektuplarda, “Koyu mavi çiçek yağmur ile ıslanıyor” der. Mozart’ın kız arkadaşına yazdıkları da iç dünyasını yansıtıyor. Görüyoruz ki bazı kişiler iç dünyalarını, arzularını daha iyi anlatabiliyorlar. “İçimizdekileri nasıl gün yüzüne çıkarabiliriz? İçimizdekileri açığa çıkartmak biraz riskli olabilir. Çünkü açığa çıkartmak regresyona sebep olabilir” diyor Psikanalist Pierre Naveau.

Beynin cinsel halleri

Psikiyatr Serge Stoléru, cinsellik sırasında beynimizin nasıl çalıştığını anlatıyor.

“Biliyoruz ki uyarılmada birçok etken bir araya geliyor. Peki, cinsel ilişki esnasında beynimizin hangi bölgeleri aktive oluyor? Cinsel yönelim ne olursa olsun her iki cinsiyette de aynı bölgeler aktive oluyor. Bu bölgeye orbitofrontal korteks deniyor. Birini çekici bulduğumuzda hissettiğimiz duygular ise amigdalayı aktive ediyor. Ardından hipotalamus erkekte testosteron salınımını sağlıyor. Kadınlarda ise böyle değil. Östrojen hormonunun salınımı hemen olmuyor, çünkü araştırmalar fiziksel olarak kadınların erkeklere göre biyolojik etkenlerden daha az etkilendiğini gösteriyor. Beyin görüntüleme çalışmaları erotik uyarıcılara karşı beynimizin bazı bölgelerinin aktive olduğunu, bazı bölgelerinin ise aktive olmadığını gösteriyor. Temporal lobun ve frontal korteksin bazı bölgeleri cinsel uyarımla aktive oluyor. Bu bölgeler ile ilgili az veya çok uyarılma durumuna göre hiperseksüalite veya cinsel isteksiz görülebiliyor.”

Fantezi yalanları

Anal, oral dönemlerini tekrar yaşamak veya karanlık fantezilerini kabullenmek narsisistik açıdan güçlü bir taraf gerektirir. “Bu süreç çok hassastır. Çok uzun yıllar süren psikanaliz seansları gerektirebilir. Çünkü Lacan’ın dediği gibi fanteziler bir şeylerin yerini doldurabilir, yani başka bir deyişle bir yalan da yaratabilir” diyor Naveau.

Psikanalistlerin iyi bildiği üzere, en beyan edilebilir fanteziler suçluluk duygusunu kamufle eden ve kılık değiştirenlerdir. Üreme konusunda bizi harekete geçiren kaynağı kabullenmek imkânsız mı? “Kendinden yaşça büyük bir erkek tarafından küçük düşürüldüğüne dair fantezisi olan bir hastam vardı. Kendini tutsak gibi hissediyordu. Geçmişine baktığımız zaman ergenlik döneminde cinsel tacize uğrayan bu kadın, travmatik anısını maskeleyerek başka formda silmeye çalışıyordu. Yaşadığı travmayı yaşadığı zevk ile bir zafere dönüştürüyordu. Fantezi gücünü düşürüyor ve böylece kendisini sıkan şeyi ortadan kaldırıyordu” diye anlatıyor Crépault.

Geriye tek bir soru kalıyor: Bu heyecan verici arzuları kişinin partnerine anlatması iyi bir fikir mi? Konuyla ilgili olarak Alain Héril, “Sıkıcılığı azaltmak için yararlı olabilir. Ancak kısıtlı olmalı, bazı şeyler saklı kalabilir” diyor. Çünkü her türlü arzumuzu paylaşsak da erotik hayallerimiz korunması gereken yaşamsal bir alan.

 

Feyza, 32 yaşında, proje koordinatörü

“Fantezi kurmadan orgazm olamıyorum”

“Evliliğimin ilk günlerinden beri fantezi kuruyorum. Başlarda zaman zaman suçluluk duydum. Kocamı seviyorum ve mutlu bir cinsel ilişkimiz var ama en güçlü orgazmlarım fantezi kurduğumda oluyor. Grup ilişki, lezbiyen ilişki, tanıdığım insanlarla ilişki… Bazen kendime fantezi nesnesi çıkarmak için cinsel içerikli sitelerde geziniyorum. Kocamla bunu hiç konuşmadık. Benim kafamdan bu kadar çok şey geçerken onun ne düşündüğünü çok merak ediyorum ama açıkçası vereceği cevaptan korktuğum için hiç soramadım.”

 

 

 

 

Önceki Yazılar

ÇAĞIMIZIN 10 YENİ SENDROMU

Sonraki Yazılar

PSİKANALİZ NEDİR?

Bir cevap yazın