ciddi-bir-iliski-yasamak-istiyorum-ama-olmuyor

“CİDDİ BİR İLİŞKİ YAŞAMAK İSTİYORUM AMA OLMUYOR…”

 

 


 Uzman Klinik Psikolog ve Öğretim Görevlisi Mia Medina; aile ilişkileri, iş hayatındaki zorluklar, cinsel problemler, gündelik hayatla ilgili sorularınızı yanıtlamaya devam ediyor. 

“Ciddi bir ilişki yaşamak istiyorum ama olmuyor.”

26 yaşındayım ve şu ana kadar ciddi bir ilişkim olmadı. Erkeklerle internet aracılığıyla buluşuyorum ama çoğunluğu seks odaklı oluyor, artık ciddi ve kalıcı bir ilişki istiyorum. İlişkimin olmaması nedeniyle eksiklik yaşıyorum. Tavsiyeleriniz nelerdir? Ezgi, Adana

Anladığım kadarıyla ciddi bir ilişkinin olmaması seni üzüyor ve endişelendiriyor. Öncelikle ciddi bir ilişki senin için ne anlama geliyor, bir ilişkin olmasını hangi sebeplerden istiyorsun, onu anlamak isterdim. Birlikte zaman geçirecek birine mi ihtiyaç duyuyorsun? Birisi tarafından sevilmeyi, kapsanmayı, sahiplenilmeyi mi arzuluyorsun? Etrafındaki herkesin bir ilişkisi olduğu için kendini dışlanmış ya da eksik mi hissediyorsun? Yakın zamanda bir aile mi kurmak istiyorsun? Arzuladığının ne olduğu konusunda net olmak ona açık olmanı da kolaylaştıracaktır. Bunun yanı sıra, ciddi bir ilişki yaşamana engel olabilecek etkenleri de araştırmak önemli olabilir. Birçok kişi bir yandan ciddi bir ilişki istese de diğer yandan bunun tersine işleyen davranışlarda bulunur. Örneğin, bazıları kendisini yeni ve ilişki yaşamaya uygun insanlarla tanışabilecek ortamlara sokmaz. Bazıları da kendisiyle ciddi bir ilişki kurmayı isteyecek kişileri reddedip ilişki yaşamak istemeyen kişileri çekici bulur. Onlarla yaşanan kısa süreli maceralar da çoğunlukla reddedilme, kırılma ve hüsran duygularıyla sonlanır. Bazıları ise tam tersine, tanıştığı insanları tanımaya çalışmak yerine onları sadece “ciddi ilişki kriterlerine” göre değerlendirir; bu da gerçek bir duygusal temas ya da ilişkilenmeye engel olur.

Senin de ciddi bir ilişki yaşama isteğinle çelişen bazı davranışların olup olmadığını araştırmak isterdim. Örneğin, erkeklerle internet aracılığıyla buluşup seks odaklı ilişkiler kurduğunu söylemişsin. Cinselliğin ön planda olduğu ilişkiler keyif verici olabilir, ancak bu ilişkilerde duygusal, zihinsel ve sosyal temas daha geri planda olduğundan derin ve kalıcı bir ilişkilenme için gereken altyapı kolay kurulamaz. Bu şekilde ilişkilenmek, seni farkında olmadan arzu ettiğin ciddi ilişkilere kapalı tutuyor olabilir mi?

“Bir yarış atı gibi çalışıyor olmak bana çok anlamsız geliyor.”

28 yaşındayım, dört yıldır kurumsal bir şirkette çalışıyorum. Artan sorumluluklar ve beklentiler nedeniyle işyerinde kendimi yarış atı gibi hissediyorum. Müdürlerim ve çalışma arkadaşlarımın kendini adamış bir şekilde çalışması bana çok anlamsız geliyor. Acaba bu düzeltilmesi gereken yanlış bir düşünce şekli mi? Başak, İstanbul

Düşüncenin doğru ya da yanlış olduğunu söyleyemem, ancak içinde bulunduğun durumla uyumsuz olduğu ve sana sıkıntı yarattığı açık. Anladığım kadarıyla işte başarılı olman için senden beklenen performans sana anlamsız geliyor; hatta adeta bir “yarış atı gibi” başkalarının emelleri ya da kârı için kullanıldığını hissettiriyor. İşimiz bize her zaman zevk ve keyif vermeyebilir, ancak yaptığımız herhangi bir şeyi tamamen dış etkenlerin, başka kişilerin zoruyla yaptığımızı hissetmek baskı, hapsolmuşluk ve öfke gibi zor duygulara yol açabilir.

“Aslında daha fazlasını yapabilecekken kendimi frenliyorum” demişsin. Bu bana hissettiğin öfkeyi kendine döndürdüğünü, deneyimlediğin baskıya adeta kendine zarar vererek karşı çıktığını düşündürüyor ki bunun yıkıcı etkileri sadece sana olacaktır. Zor ve haksız koşullara sessizce boyun eğmeni tabii ki istemeyiz. Kendini hayatında özgür ve mutlu hissetmiyorsan, hayatının farklı alanlarını gözden geçirmen çok önemli.

İşinde sana keyif veren herhangi bir şey var mı, onu düşünebilirsin. Çok çalıştığında bile sınırlarını korumaya özen gösterebilirsin. Örneğin kendine zaman ayırabilmek adına sana yüklenen bazı sorumluluklara “Hayır” diyebilirsin. Bulunduğun iş ortamında bunlar mümkün değilse, yapmaktan daha çok zevk alabileceğin bir iş bulmaya çalışabilirsin. Farklı bir kariyerin maddi bedelleri olacaksa, hayatındaki maddi öncelikleri gözden geçirip kıstırılmışlık hissini azaltabilirsin. İçinde bulunduğun sistemi kendine zarar vererek protesto etmek yerine bunları değerlendirmek daha olgun, bilinçli ve en nihayetinde özgürleştirici adımlar atmana yardımcı olacaktır. En önemlisi, daha tepkisel ve edilgen bir konumdan, bilinçli seçimler yapan bir pozisyona evrilmene yol açacaktır.

“İkiyüzlülüğe tahammül edemiyorum. Arkadaşlarım ise bu konuda çok katı olduğumu düşünüyor.”

Çevremdeki insanların ikiyüzlü davranışlar sergilemesine dayanamıyorum. Arkalarından konuştukları insanların yüzüne gülmeleri, hiçbir şey olmamış gibi davranmaları bana çok yanlış geliyor. Mesela ben bir insanın arkasından konuşuyorsam, o insanla kendiliğinden konuşmak bana yanlış geliyor. Bu yüzden çevremdekiler beni çok katı olmakla suçluyorlar. İnsanlarla iletişimim çok kötü durumda; diğerleri iyi, ben kötü mü oluyorum? Seher, Antalya

İnsan ilişkilerini bu denli zor yapan, insani ihtiyaçlarımız ve de ahlaki kurallarımız arasında devamlı bir denge sağlama zorunluluğudur. Yazdıklarından anladığım kadarıyla, şu anda ahlaki değerlerin senin ilişkisel ihtiyaçlarına mal oluyor. Esneklik, kurallarımızı ilişkilerimizin türü, ortamı ya da yakınlık derecesine göre ayarlamayı gerektirir. Örneğin, uzaktan tanıdığımız birisine kıyasla yakın arkadaşımızdan daha çok şeffaflık bekleriz veya bir anne-çocuk ilişkisi bu bağlamda romantik bir ilişkiden farklıdır.

Günümüzde ne yazık ki kişiler birbirlerinin arkasından konuşup sonra arkadaşlıklarını devam ettiriyor; ilişkiler şeffaf ve düz bir şekilde ilerlemiyor. Bu konuda prensip sahibi olman tabii ki çok güzel. Ancak bu durum insanlarla iletişimini kötü anlamda etkiliyorsa sanki bir yerde bir sıkıntı var. “İkiyüzlü olmak” ve “kötü insan ilişkileri” gibi ifadelerin birbirinden zor iki seçenek arasında sıkışmış olduğun izlenimini veriyor. Acaba duruma biraz daha esnek bakıp aradaki gri alanda başka seçenekler yaratmak mümkün olabilir mi? Örneğin, arkasından konuştuğun bir insanla kendiliğinden konuşmanın yanlış olduğunu söylemişsin. Bu ahlaken anlaşılır olsa da insan ilişkilerinin esnek ve dinamik yönünü hesaba katmayan bir tutum. Mesela bahsedilen kişi iş arkadaşın ya da patronunsa, onu gördüğünde onunla konuşmamak zor bedellere yol
açabilir. Bunun yerine, o kişiyle ilgili konuşurken dediklerine dikkat etmek veya onunla diyaloğu kesmeden biraz daha mesafeli bir şekilde devam etmek gibi daha ara yollar mümkün olabilir mi?

“Oğlumun telefonu elinden düşürmemesi ve sürekli oradan sosyalleşmesi beni endişelendiriyor.”

13 yaşında bir oğlum var. Geçen sene baskılarına dayanamayıp ona akıllı telefon aldık, o zamandan beri nerede olursak olalım telefonuyla ilgileniyor. Çoğu arkadaşının izni olduğu için telefonu yasaklamak da zor geliyor. Nasıl sitelere girdiğini, kimlerle arkadaşlık ettiğini bilmiyorum. Daha da önemlisi, çevresiyle asla ilgilenmeyip hep telefonda olması beni çok endişelendiriyor. Yasemin, İstanbul

Oldukça yaygın ve güncel bir soruna değinmişsin. Günümüzde tablet ve akıllı telefonların önemli yerini yadsıyamayız. Yeni nesiller, neredeyse doğdukları günden itibaren gerek bizleri gözlemleyerek gerek de kendileri kullanarak, bu aletlerle koparılması güç bir bağ geliştiriyorlar. Yararlarını/zararlarını tartışsak da şu noktada bunu içinde bulunduğumuz gerçek olarak kabul etmeliyiz. Ancak akıllı telefonların bir ergen için yaratabileceği zarar ve tehlikelerin bilincinde olmak ve onları mümkün olduğunca bu etkenlerden korumak da ebeveynin görevi.

Akıllı telefonların ne zaman ve ne şekilde kullanılması gerektiğiyle ilgili kuralları her aile kendi prensip ve yaşam tarzına göre, belki de çocuklarıyla tartışarak esnek ve “yarı-demokratik” bir şekilde belirleyebilir. Ancak bunların ötesinde, çocuğun sağlığı ve güvenliğini koruyan ve tartışmaya açık olmayan bazı net sınırlar olmalıdır. Örneğin, 13 yaşında okula giden bir çocuğun gece boyunca telefonuyla ilgilenip uykusunu alamaması temel bir sağlık ihtiyacının ihmalidir. Oğlun akşam yatmadan, belki de birlikte kararlaştırdığınız bir saatte, telefonunu sabah geri almak üzere sana teslim edebilir. Başka bir net sınır da onun güvenliğiyle ilgili olabilir. Biliyoruz ki internet gençlerin kolaylıkla mağdur edilebildikleri bir ortam. Bu sebeple onun girdiği siteleri, arkadaşlık ettiği insanları seninle paylaşmasını, telefona sahip olmasının bir koşulu olarak ona sunman ve bu konuda taviz vermemen önemli.

Son olarak da, ergenlere kural koymak konusuna değineyim. Ergenlikte anne-babaya karşı gelmek, kurallara direnmek, gelişim sürecinin bir parçasıdır. Bu sebeple konu ne olursa olsun, 13 yaşındaki birisine kural koymak son derece zor ve bir o kadar da gereklidir. Kurallara ne kadar direnilse de kurallar makul olmak kaydıyla kapsayıcıdır, çocuklara güven verir.

 

 

 

 

Önceki Yazılar

VÜCUDUM EN YAKIN DOSTUM

Sonraki Yazılar

SANAT PSİKOTERAPİSİ NASIL İYİLEŞTİRİR?