evet hayır

CEVAPLARIMIZDAKİ GİZLİ ANLAMLAR

 

 


Doğru yerde ‘evet‘ demek ve gerektiğinde ‘hayır‘ diyebilmeyi öğrenmek için çok uğraşıyoruz. Ancak evet ve hayırlarımız siyah ve beyaz gibi keskin çizgilerle ayrılmayabiliyor. Kararsız ‘evet‘lerden agresif ‘hayır‘lara kadar pek çok cevap seçeneği bulunuyor ve bunlar genelde kişiliğimizle ilgili ipuçları veriyor. ‘Evet‘ ve ‘hayır‘ların şifreleri şimdi çözülüyor.

Evet‘ cevabı her zaman göründüğü kadar olumlu olmayabilir. ‘Hayır‘ da kesin bir ret veya kararlılık anlamı taşımaz. İşte bunları fark edebilmek için birkaç ipucu.

İTİRAZ ‘HAYIR‘I

Başkası ‘evet’ deyince, sen hep ‘hayır’ diyorsun. Bu bir hastalık gibi” diyor Ezgi. Eşi adeta, “İtiraz ediyorum, öyleyse varım” prensibini benimsemiş. Buradaki ‘hayır‘, itiraz etmenin “kendi ayakları üzerinde durma” anlamına geldiği dönemden yani 1,5-2 yaşlarından kalma bir alışkanlık. Bu davranışın erişkinliğe dek sürmesi çoğumuzun özerkliğe duyduğu özlemi yansıtıyor. Ebeveynlerimiz ise bu özerklik arzusunu kapris olarak algılayarak zamanında aşırı tepki gösterdiler. 20 yıl sonra kendimizi ifade etmenin daha olumlu yollarını bulmamıza rağmen, kendimizi hala ‘hayır‘ diyerek korumaya alıyoruz.

PRENSİPTE ‘HAYIR

Neden her şeye ‘hayır’ diyorsun? Canın hiçbir zaman bir şey yapmak istemiyor. Artık sana ne söyleyeceğimi bilemiyorum” diyor Müge endişeyle. Prensip ‘hayır‘ı, canı hiçbir şey istemeyen mutsuz kişilerde görünür. Bu kişilere göre umutlanmanın, hareket etmenin ve projeler tasarlamanın hiçbir anlamı yoktur, çünkü işleri nasıl olsa kötü gidecektir. O yüzden karar almadan en kötüsüne razı olurlar ve bu arada zaman akıp gider.

KAYGILI ‘HAYIR

Yeni sevgilisine, “Bu akşam yemeğe ne dersin?” diye soruyor Damla. Partneri, “Hayır, şu an bilemiyorum” diye tedirgin bir şekilde yanıt veriyor. Savunmaya dayalı bu ‘hayır‘ cevabını, kaygılı ve başlarına her zaman bir talihsizlik geleceğini düşünenler kullanır. Aynı zamanda çoğunlukla bilinçdışında vazgeçilmez olduklarına dair bir düşünce yatar. “Son dakika bir aksilik çıkar da görüşemezsek karşı taraf çok üzülür. O yüzden işimi sağlama alıp ‘hayır’ diyeyim, bir terslik olmazsa da ne ala” diye düşünürler.

EVET‘ AMA

Defne doğmadan önceki gibi gezip tozmayı ne kadar isterdim ama nasıl yapabilirim ki?” diye soruyor Selin. “Bakıcı tut, olsun bitsin” diye öneriyor arkadaşı. “Evet ama kızımı tanımadığım birine emanet edemem“, “Evet ama zaten bu aralar işler çok yoğun, istesem de çıkamam“, “Evet ama artık eskisi gibi enerjik değilim, sürekli yorgunum“… “Evet ama” cevabı, bilinçdışında kendini mutsuz etmek isteyenlerin en sevdiği yanıttır. İçinde hafif bir agresiflik gizlidir ve karşımızdakine çözüm bulacak kadar güçlü olmadığımızı yansıtmak isteriz. Başka bir deyişle, ‘Evet ama‘ cevabı kendini etkin bir şekilde mahrum bırakmak anlamına geliyor.

FIRSATÇI ‘EVET

Bu işi üç günde teslim edebileceğinden emin misin?” sorusuna, “Elbette, hiç sorun yok!” diyor Hakan kendinden emin. Bu ‘evet’in anlamı şudur: “Sözümü tutup tutmamam önemli değil, ‘evet’ diyen kişilerin ‘hayır’ diyenlerden daha olumlu göründüklerini fark ettim. Daha istekli, daha pozitif görünüyorlar. Ben sevilmek ve değer görmek istiyorum“. Bu ‘evet‘ cevabı olasılıklarla ilgili olabildiğine iyimser, kendine aşırı saygı duyma ve neredeyse megalomani derecesinde kendine güven duymaktan kaynaklanabilir.

ZORLAMA ‘EVET

Elif, bu yaz bizimle teyzene geleceksin değil mi?” diye soran annesini, “Tabii ki anne” diye cevaplıyor 40 yaşındaki kızı. Hayatı boyunca annesine ‘hayır‘ demeye cesaret edememiş. “Elif, bana bin lira borç verir misin?” diye soruyor asla borcunu geri ödemeyen sevgilisi. “Tabii ki aşkım” diye cevaplıyor. Bir yandan da onun bitmek bilmeyen borç isteklerine bir gün ‘hayır‘ diyebilmenin hayalini kuruyor.

Karşımızdakini kırma ve bencil görünme korkusu veya sevgisiz kalma düşüncesiyle zorlama ‘evet‘ cevabı, kendi iyiliğimize zarar veren fikirlere kapıldığımız için oluşur. Bu cevabın kaynağı, aslında gerçek çıkarımız doğrultusunda hareket etmemize engel olan sert bir süperegodur. Yine bu süperego, serinkanlılıkla ‘evet‘ dememizi engelliyor ve yersiz ‘hayır‘larla savunmaya geçmemize sebep oluyor.

Derleyen: Ceylan Özçapkın

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

ERGENLİKTE YAŞANAN SIKINTILARIN TEMELİ NELERDİR?

Sonraki Yazılar

DAHA İYİ BİR İŞ HAYATI İÇİN