ÇATIŞMALARI NASIL YAŞIYORSUNUZ?


İlişkilerde, bazıları sakince tartışır, bazılarıysa kışkırtır. Bazıları anlaşmazlıktan kaçar, bazıları da üzüntüsünü içine atar. Peki, siz gerilimlerle nasıl başa çıkıyorsunuz?

PROFİLLER

ÇATIŞMALAR KARŞISINDA…

KIRMIZI

KAÇIYORSUNUZ

İnancınızın kökeni: Her çatışma şiddet içerir. Odayı terk ederek çıkmak, konuşmayı sonlandırmak için susmak veya surat asmak, dikkat dağıtarak konuyu değiştirmek, hemfikir gibi görünmek veya anlaşmazlığın nerede olduğunu bilmiyormuş gibi yapmak… Çatışmadan ne pahasına olursa olsun kaçmak isteyenlerin başvurabileceği birçok kurnaz yöntem var.

Nedenler: Anlaşamamanın savaşmak anlamına geldiği ve bu nedenle şiddete maruz kalmak olduğu inancından kaynaklanır. Bu da başka bir inancı doğurur: Çatışma ilişkisel bir anormalliktir, normal ilişkilerde çatışma yoktur. İki durum bu önermeyi açıklayabilir. Bağıran, şiddetli kavga eden, kendilerini anlatmaları mümkün olmayan çocukları hırpalayan anne-babaya sahip olmuş olmak veya çatışmayı şeytanlaştırarak, onu net ya da üstü kapalı bir şekilde yasaklayan, dikkat dağıtma veya suçlamayla baş gösterdiği anda kesen bir aile kültüründen gelmek.

Artılar: Kötü kontrol edilen her çatışmanın içinde barındırdığı şiddetin yükselme ihtimalini bilerek tartışmadan kaçan kişi kendini korur, andaki stresten kurtulur ve başlangıçtan gelen stresli konuyu tekrar canlandırmamış olur.

Eksiler: Çatışmadan kaçarken, ortaya koyduğu problemlerden de uzaklaşılır ve kişi kendini her tür çözüm olasılığından mahrum bırakır. Kaçma, samimiyet yerine daha yüzeysel bir uyum veya anlaşmaya da yol açar. Saldırganlığın bastırılmasının bedelinin yüksek olacağını da unutmamak gerekir. Genelde yanlış anda gerçekleşen, illa ‘doğru‘ insan karşısında olmayan, kontrol edilemez, hem kendi hem diğeri için yıkıcı bir patlama ve benlik saygısında derin bir başkalaşma yaşanır (cesaret gösterememe ve boyun eğme katlanılmaz bir hale gelir).

Denge: Çatışmaların ilişki hayatının bir parçası olduğunu kabul etmek ve anlamak gerekir, aynı zamanda da bunun her zaman şiddet ve savaşla eş anlamlı olmadığını. Diğerini dinledikten sonra, “Hemfikir değilim” diyebilmeyi öğrenmek, sakince nedenlerini açıklamak ve de saygısızlıkta bulunulursa, tartışmaya son vereceğini belirtmek, anlaşmazlıkları kendine saygısızlık yapılmasına izin vermeden ele almayı sağlayan üç adımdır.

YEŞİL

GALİP GELMEYE ÇALIŞIYORSUNUZ

İnancınızın kökeni: Her zaman bir kazanan ve kaybeden vardır. Gözdağı vermek, saldırmak, karşı saldırı yapmak, tehdit etmek, kırmak hatta aşağılamak, ders vermek… Agresif kişi çatışmaya yangına gider gibi koşar, kararlılıkla ve tehdidi ortadan kaldırma arzusuyla, hayal edilebilir ve mümkün her şekilde. Kurban olmaktansa her şey daha iyidir.

Nedenler: Baskın bilinçdışı duygu, kandırılmışlık ve geçmişte diğerinin şiddetinden kendini koruyamamış olmak. Buyurgan, agresif, kırıcı, şiddet eğilimli, sözünü tutmayan anne-babalar, çocuğu istismarlarının çaresiz kurbanı haline getirirler. Bir daha asla kaybedenlerin, maruz kalanların tarafında olmamaya dair kendilerine verdikleri söz buradan gelir.

Artılar: Bir çeşit ruhsal esneklikten kaynaklanan içsel güç hissi, kendine saygı duyulması, her şeyi çekinmeden söyleyebilmek, baş edebilmek (aşırı olsa bile).

Eksiler: Saldırganla özdeşleşme. Mağduriyetten saldırganlığa geçen kişi, maruz kaldığı ilişkisel şemadan çıktığını sanır. Gerçekteyse hala esiridir ve saldırganı onun içinde yaşadığı için yenilmemiştir. Aynı zamanda agresif tavır gerçek bir ilişkisel bariyerdir, insanı yalnızlaştırır ve her tür empati, dayanışma ve problem çözümünü engeller.

Denge: İnsan ilişkilerinin sadece güç ilişkilerinden oluşmadığını ve agresifliğe başvurmanın kişisel bir güç değil, kırılganlık ve güçsüzlüğün bir işareti olduğunu kabul etmek ve anlamak gerekir. Eğer kişisel hikaye taşınamayacak kadar acıysa, sadece bir terapi bu disfonksiyonel şemayı kırmayı ve kendine güvenle benlik saygısını geri kazandırmayı sağlayabilir. Bununla birlikte, kişi tutumunu değiştirmeye çalışabilir. Muhatabını anlamaya çalışarak, sözünü kesmeden gerçekten dinlemek, sonra da karşı tarafınkini değersizleştirmeye çalışmadan kendi bakış açısını belirtmek. Son olarak, kişilerin yardımlarından yararlandığımız tüm durumları listelemek, başkalarına bakışı yumuşatmayı mümkün kılar.

SARI

MANİPÜLE EDİYORSUNUZ

İnancınızın kökeni: Nasıl yapılacağını biliyorsanız, her zaman istediğinizi elde edersiniz. Hoş tutmak, suçlu hissettirmek, pazarlık etmeye çalışmak, şantaj yapmak, kendini kurban yerine koymak, yanlış anlaşılma taklidi yapmak, masumiyet, dikkat dağıtmak… Manipüle edenin tek bir hedefi vardır; amacına ulaşmak için diğerini kullanmak.

Nedenler: Manipülatör geçmişte güçsüz bir konumdadır. Bu da onun direnmek ve/veya istediğini elde etmek için çeşitli kurnazlıklar ve stratejiler geliştirmesine sebep olmuştur. Kardeşlerin en küçüğü, aşırı değer verilen ağabeylerinin küçük kardeşleri, ebeveyni tarafından zekalarına, olgunluklarına hitap edilerek itaat edilmeleri sağlanmış çocuklar ve ihmalkar, namevcut anne-babalara sahip olanlar. Hepsi, kendilerini ifade edebilmek için kurnazlık yapmak veya yönlendirmek zorunda kalmışlardır.

Artılar: Mesleki alanda ve genel olarak ilişkilerde yararlı, iletişimde uyum sağlama becerisi ve atiklik. Tartışmadan kaçınabilme ve diğer kişi farkında olmadan çatışmayı net bir şekilde bitirme yeteneği.

Eksiler: Çatışmanın kaynaklandığı problemin kalbine asla gelinmez ve bu nedenle de sorun asla çözülmez. Her şey saptırılır, yönlendirilir, telafi edilir. Onunla samimi bir ilişkiye sahip olmak imkansızdır. Manipülatör aynı zamanda geçmişte yerleşmiş disfonksiyonel şemanın eseri olarak kalır. Başka biri olması gerektiğini düşünür, kendi olmayan bir yüzü gösterir, istediğini elde edebilmek için hileye ya da kurnazlığa başvurur. Benlik saygısı kırılgan ve dalgalı bir bukalemun gibidir.

Denge: Kendin olmaya daha sık cesaret etmek, yüzleşirken maskesiz hareket etmek. Görüşlerini muhatabını aldatmaya çalışmadan açık, saygılı ve sağlam bir şekilde ifade etmeyi denemek. Başkalarını aldatmanın kendini aldatmak olduğunu akılda tutmak. Kişi kendine karşı duygusal dürüstlük de uygulamayı deneyebilir. Duygularını aza indirmeden veya abartmadan, tanımlamak ve adlandırmak. Aynısını isteklerimizle de yapabiliriz. Gerçekten ne istiyoruz ve diğerini aldatmadan bunu nasıl elde edebiliriz? Bununla birlikte, bazı disfonksiyonel şemalar o kadar derindir ki profesyonel yardım olmadan etkisiz hale getirilemezler.

MAVİ

İŞBİRLİĞİ YAPIYORSUNUZ

İnancınızın kökeni: Her anlaşmazlık bir anlaşmaya dönüşebilir. El uzatmak, dinlemek, empati göstermek, anlaşma yapmak, kendini sorgulamak, hatalarını veya yanlışlarını kabul etmek, kanıt yoksa karşı tarafı suçlamamak, olumlu bir bakış açısına sahip olmak… İşbirliği arayışında olan kişi, her şeyden önce, insanları değil durumları sorunsal olarak görür.

Nedenler: Kendine ve diğerlerine olan güveni, çatışmayı bir savaştan ziyade bir işbirliği alanı olarak görmesini sağlar. Bu güven, çocuklarının sözlerine ve duygularına saygı duymuş, zor veya başarısız anlarında onu suçlu hissettirmek veya tehdit etmek yerine destek olmuş anne-babalar tarafından çok erken verilmiştir. Bu güvene, kendi üzerine çalışarak ve hümanist bir ideale bağlılıkla da ulaşılmış olabilir.

Artılar: Şiddete başvurulmaması, pozitifliğin diğerlerine bulaşıcı etkisi, problemlerin kolektif zeka ortaya koyularak etkili bir şekilde çözülmesi, tüm riskli konuları sansürsüz ve otosansürsüz dinleyebilip ele alabilme kapasitesi.

Eksiler: Sorunların eleştirel bir analizini yapmayı reddedip sadece çözüm üzerine odaklanmak, ayıranı değerlendirmeden sadece birleştireni hesaba katma eğiliminde olmak. İlerleme, anlaşma alanı ve çözüm bulmanın kesin gerekliliği bahanesiyle kendini sorgulamada ve hatalarını kabul etmede zorlanmak.

Denge: Yüzleşmek ve geçmişten konuşmaya cesaret etmek, ayrılığa sebep olanı belirlemek ve net kelimelerle ifade etmek, her şeyin çözüme ulaşamayacağını kabul etmek gereklidir. Negatif hisler oluştuğunda, iletişimde armoni ve akışkanlık pahasına bunları görmezden gelmek yerine kelimelere dökmek (huzursuzluk, kızgınlık, üzüntü, güvensizlik) yardımcı olabilir. Kısacası denge, gerçeğe idealinden daha yakın durur.

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

CANLANDIRICI TURUNÇGİLLER

Sonraki Yazılar

ÖFKENİN ALTINDAKİ KORKU