cagimizin-hastaligi-ayni-konu-uzerine-dusunup-durma

Çağımızın Hastalığı: Aynı Konu Üzerine Düşünüp Durma

Psikiyatr, yaşam koçu, nörobilimci gibi alanında uzman birçok kişiye göre, aynı konu üzerine düşünüp durma günümüzün bir numaralı hastalığı. Bilgi bombardımanına, bilgisayar, televizyon ve telefon ekranlarına maruz kalarak düşünce akışımızı durduramaz hale geliyoruz, ara veremiyoruz. Kişisel gelişim uzmanı Christel Petitcollin, kaygı sorunu yaşayan kişilerin beyninde gereğinden fazla zihinsel kapasiteden kaynaklanan sis halinden bahsediyor. Çok fazla duyarlı olan bu kişiler günlük hayattaki en küçük sorundan etkilenirler. Eski bir kazağı, delinmiş bir gömleği veya eskimiş bir montu atmak bile büyük bir ikileme düşürür onları. Elbette bu tip durumlar insanı verimlilikten uzaklaştırır. Devamlı kaygı hali filozofların, yazarların, şairlerin, müzisyenlerin ruhunu ele geçirse de bizim gibi sıradan insanlara da musallat oluyor.

Düşünmek: Temel ve insani bir ihtiyaç

Peki, çok fazla kafa patlatan insanlara kulak vermemek mi gerekiyor? Eğer insanlar eskiden gelen inançları sorgulamasalardı, dünyanın tepsi gibi dümdüz ve hareketsiz olduğuna inanmaya devam ederlerdi. Üstelik çok fazla soru sormamak ve her şeyi basite indirgemek, bir kesim insanın “aklı” ve kafa patlatan aydınları yüzyıllardır küçümsemesinin yansımasıdır. Bu tutum cehalete duyulan bir çeşit tutkuya ve çok fazla düşünmenin verdiği rahatsızlığı, alt üst oluşu reddetmeye, merak ve hayal gücü eksikliğine işaret ediyor. Bu tavır çok ısrarcıysa altında bir travma veya itiraf edilemeyen bir aile sırrı da barındırıyor olabilir. Bu da bilgiye ulaşma isteğini engeller. Kişi yasak bölgeye yaklaşmaktan korktuğu için hiçbir şeyi sorgulamaz hale gelir. Hatta farkında olmadan ebeveyninin eğitim seviyesinden daha yüksek bir seviyeye ulaşmak da istemeyebilir. Birinin (veya kendimizin) çok fazla düşündüğünü nasıl tespit ederiz? Bu aktivitenin sonucunda doğan rahatsızlık ve yorgunluk hissi bizi belki daha çok dinlenmeye teşvik edebilir. Varoluşçu sorular sormamız doğaldır. Düşünmek yemek-içmek gibi insani ihtiyaçlardan biridir. Descartes, “İnsan düşünen bir şeydir” der. Dolayısıyla varoluşun manası, yaşam, ölüm üzerine soyut sorular sormak, elbette bir sinema veya tenis aktivitesinden daha az rahatlatıcıdır. Peki, tüm bunlar neye yarar? Belki de hiçbir şeye. Ama neden bir şeye yaramalıdır ki zaten? Düşünce bir çatal değildir, bilgisayar, araba veya belli bir göreve hizmet eden herhangi bir şey de değildir. Sadece içimizdedir, hepsi bu.

Üç Düşünce Hali

Sorgulamıyorum: Bu söz, altında dile getirilemeyen bir travma saklıyor olabilir. Hiçbir şeyi sorgulamayan insan yasak bölgeye yaklaşmaktan korkuyordur.

Fazla sorguluyorum: Bu durum genelde gereğinden fazla kaygıdan kaynaklanır. Hayata dair her konuda kararsızlık ve ikilem yaratır.

Düşünüyorum öyleyse varım: Bu insani bir tavırdır. Düşünmek tıpkı yemek- içmek gibi doğal bir ihtiyaçtır.

Derleyen: Hazal Louze

 

 

Önceki Yazılar

Kendimizi Ne Kadar Seviyoruz?

Sonraki Yazılar

Neden Her Şeyi Sorguluyoruz?