sorular

BİZE SORUN

 

 


Uzman Klinik Psikolog, Öğretim Görevlisi Mia Medina sorularınızı cevaplıyor.

Onun yanında olup destek olmak istiyorum ama o uzak durmamı söylüyor.

Erkek arkadaşım kendisinde anksiyete ve bipolar bozukluk olduğunu söylüyor. Bu teşhisi kendi kendine koydu. Hal ve hareketlerini düşündükçe, bunun doğru olabileceğini düşünüyorum ve çok endişeleniyorum. Ona karşı sağduyulu ve daima onun yanında olacağımı, bunu başarabileceğimizi söylüyorum ama o aksine, beni mutsuz ettiğini, yorgun düşürdüğünü ve yıprattığını söyleyip uzak durmamı istiyor. Sizce ne yapmam lazım?  Sabiha, İstanbul

Öncelikle erkek arkadaşının kendi kendine test yapıp tanı koymak yerine bir psikiyatrla görüşüp doğru tanıyı alması ve ona göre tedavi görmesini önemle tavsiye ederim. Özellikle anksiyete bozukluğu ya da bipolar gibi tanılar günümüzde çok sık ve yanlış kullanılabiliyor. Öte yandan, tanılar ilaç tedavisi için gerekli olsa da, birçok zaman bireyi tam olarak anlamak için yeterli olmuyor. Anladığım kadarıyla erkek arkadaşın bir takım zor duygu ve düşüncelerle mücadele ediyor; senin de gözlemlediğin endişe verici bazı hal ve davranışları da olmuş. Bu gibi durumlarda onun semptomlarını değerlendirmek yerine, ne deneyimlediğini anlamaya çalışmanı; daha da önemlisi,  zor anlarında senden neye ihtiyacı olduğunu sormanı öneririm. Bazen gerçekten de senden mesafe almaya ihtiyaç duyuyor olabilir. Öyle durumlarda onu yalnız bırakmak aslında onun yanında olmanın bir yoludur. Bir yandan da erkek arkadaşının da dediği gibi, onun içinde bulunduğu duygusal iniş çıkışlar senin için son derece yıpratıcı olabilir. Ona karşı sağduyulu ve daima yanında olma sözü vermişsin. Tabii ki ona destek olmayı ve ilişkinizi korumayı istiyorsun, ancak hem onun sınırlarına saygı gösterip hem de destekleyici varlığını korumak oldukça zor bir dengeleme becerisi gerektiriyor. Bu süreçte kendi ihtiyaçlarını göz ardı etmemen, kendi sınırlarını koruyabilmen çok önemli. Onun tek destek kaynağı konumunda olmak, başta aranızda özel bir bağ yaratsa da uzun vadede her biriniz için zor, ilişkiniz için de zararlı olacaktır. Bu sebeple onun profesyonel bir tedavi süreci içinde olması, ayrıca ailesi ve/veya arkadaşlarından da destek alması senin üzerindeki sorumluluğu hafifletecektir.

Başkalarının yanında kendimi ezik ve yetersiz hissediyorum.”       

Kendimi pek sevmiyorum ve bana benzemeyen kişiler gibi olmak istiyorum.  Arkadaşlarım var ama herkes tarafından sevilmeyi beklediğim için arkadaşlık ilişkilerimde çok sıkıntı yaşıyorum. Kuzenlerim arasında da kendimi gergin ve zaman zaman ezilmiş hissediyorum. Hiçbiri bana kötü herhangi bir şey yapmasa da onlar gibi pratik, hızlı ve girişken olmadığım için yine kendimi kötü hissediyorum. Ayrıca, fazla kilolu olduğumu düşünüyorum. Eskiden ağabeyim bana bu konuda takıldığında pek umursamazdım, ancak şimdi saatlerce ağlayabiliyorumNur, İstanbul

Zihninde bir insan profili yaratmış ve o hayali kişiye benzemediğin sürece değersiz ve sevilmeyi hak etmeyen birisi olacağına inanmış gibisin. Tabii ki dış görünüşümüzü de, davranışsal alışkanlıklarımızı da istediğimiz şekilde değiştirmeye, geliştirmeye çalışmak önemli bir şey. Örneğin, vücudundan daha memnun olmak adına spor yapıp sağlıklı beslenmeye çalışmak güzel bir hedef olabilir veya ağabeyine kesin bir dille, dış görünüşün hakkında konuşulmamasını istediğini ifade etmen sana iyi gelebilir. Aynı şekilde, sosyal ortamlarda kendini fazlasıyla kısıtlıyorsan, kendini daha sık ifade edebilmeyi deneyebilirsin. Ancak yaşadığın seni çaresiz ve etkisiz kılan yoğun ve kökten bir değersizlik deneyimi ise (ki yazdıklarından bunu anlıyorum) o zaman kendini hedeflerin doğrultusunda geliştirmek yerine iyice paralize eden zor bir süreçle mücadele ediyorsun. Öncelikle, bu bahsettiğin ‘pratik, hızlı, girişken‘ ve ideal kilodaki insan imajı ne kadar gerçekçi? Sadece bu özelliklere sahip olan, eksiklikleri, yetersizlikleri ve korkuları hiç olmayan insanlar gerçekten var mı? Ayrıca, bu sıfatların da senin için ne gibi anlamlar taşıdığını sorgulamak isterdim. Değerli olmak için pratik, hızlı, girişken ve ideal kiloda olmak gerektiğini ne zaman ve ne şekillerde öğrendin? Yazdıklarından, bu inanç ve hislerinin mantık ve dış gerçeklerden bağımsız, derin ve duygusal bir kaynağı olduğuna inanıyorum. Bir arkadaşının alışılmışın dışındaki her soğuk davranışını bile kendi suçun ya da eksikliğin olarak algıladığını paylaşmışsın. Sanki insanların senin ne kadar kusurlu olduğunu görüp senden vazgeçmeleri an meselesi. Acaba bu senin için tanıdık bir deneyim mi? Ailenden ve yakın çevrenden bu konuda aldığın açık veya örtük mesajlar nelerdi? Sende adeta bir eksiklik olduğu, başkalarına sunabilecek, yeteri kadar değerli bir şeyin olmadığı inancı ne zaman, ne şekillerde ve hangi ilişkilerinin bağlamında gelişmiş olabilir? Bu soruları araştırdıkça, yetersizlik hisleri içinde paralize olmak yerine daha yapıcı ve en nihayetinde özgüvenli bir yere doğru bir dönüşüm deneyimleyebilirsin.

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

BABANIN, ÇOCUĞUN HAYATINDAKİ YERİ

Sonraki Yazılar

LACANCI YAZ SEMİNERİ