bilincli-farkindalik-seyahati (2)

BİLİNÇLİ FARKINDALIK SEYAHATİ

 

 

Hayatın günlük stresine karşı panzehir olarak gördüğümüz tatilleri daha verimli bir hale getirmemiz mümkün. Bilinçli farkındalık seyahatiyle tanışın ve yepyeni bir deneyime kendinizi açın.

Birçoğumuzu şimdiden tatil telaşı sardı; şehir gürültüsünden, iş stresinden, kirli havadan bir an önce kaçıp uzaklaşmak istiyoruz. Ancak kafamızı dinlemek için çare olarak gördüğümüz tatillerin gerçekten besleyici ve ruhunuzu dinlendirici olması için bazı noktalara dikkat etmeniz gerekiyor. Son dönemde sık sık duyduğumuz, şimdiki ana yargısız ve açık olarak dikkatini vermek ve bu anda her ne meydana geliyorsa kabullenmek anlamına gelen bilinçli farkındalık yaklaşımı ile yaptığınız seyahatlerden farklı deneyimler elde edebilirsiniz.

Bilinçli farkındalık seyahatlerinde yavaş yavaş, anı özümseyerek, tadarak ve bulunduğunuz ortamı benimseyip dinleyerek hareket etmek işin püf noktası diyebiliriz. Stresten uzaklaşmak ve zihni diğer her şeyden arındırmak ancak bu şekilde mümkün olabilir.

Walter Benjamin, “Pasajlar” kitabında “flaneur” kavramından bahseder ve şöyle tanımlar: “Cadde flaneur için konuta dönüşür; sokaktaki adam kendi dört duvarının arasında nasıl evinde olduğunu duyumsarsa flaneur de bina cepheleri arasında kendini evindeymiş gibi duyumsar. Onun gözünde emaye kaplı, parlak firma tabelaları aşağı yukarı bir burjuva salonundaki yağlıboya tablo gibi bir duvar süsüdür; duvarlar not defterini dayadığı yazı masasıdır; gazete kulübeleri kitaplıklarıdır; cafe’lerin balkonları da işini bitirdikten sonra eğilip sokağa baktığı cumbalardır.” Bilinçli farkındalık seyahatlerinde adeta bir flaneur gibi ilk defa geçtiğiniz bir caddeyi bile evinizdeymişçesine benimser, her detayını atlamadan fark etmeye çalışırsınız. Bir yerden bir yere yetişmek için koşturmak yerine, sadece “keşfetmek” için sokaklarda plansızca dolaşmak, karşı konulamaz bir deneyim fırsatıdır. Bazen bir duvar yazısını okumak, bazen de restoranda yan masanızda oturan o yaşlı hanımefendiyle göz göze gelmek ve selamlaşmak sizi gülümsetir. Düşünsenize, etrafı görmeden sadece önünüze bakıp elinizdeki telefonla “paylaşım” yaparken, belki de kendinizle paylaşabileceğiniz şahane detayları kaçırıyorsunuz.

Seyahatlerinizi dinginleştirmek, dokunduğunuz yerleri fark edebilmek ve geçtiğiniz sokakları görebilmek için size birkaç önerimiz var.

Zamanınızı geri kazanın

Koş, yetiş, acele et… Bu alışkanlıklarınız seyahatleriniz esnasında da sizi ele geçiriyorsa, bunun farkına varın. Üç defa derin nefes alın ve sakinleşin. Nerede olduğunuzu fark edecek kadar yavaşladığınızda, durun ve etrafınıza bakın. Prensesi kurtaran Super Mario değilsiniz ve yavaşladığınız için kimse ölmeyecek, o müzeden çıkıp şehrin en ünlü mağazasına yetişmeye çalışırken, tatilinizin en güzel anını kaçırıyor olabilirsiniz. Koşturmaktan hatırlayamayacağınız tatil anılarıyla eve dönmek istemezsiniz.

Yeniliklere açık olun

“Gerekli, şart, lazım” kelimelerini tatil bavulunuza almayın, bırakın evde kalsınlar. Alışkanlıklarınıza takılı kalıp yepyeni tecrübeleri kaçırıyor olabilirsiniz. Yeni arkadaşlıklara, yeni lezzetlere, daha önce hiç deneyimlemediğiniz tecrübelere açık olun. Size yabancı gelen şeyleri eleştirmek yerine benimseyin, daha önce hiç tatmadığınız bir yemeğe şans verin, üşenmeyin ve korkmayın. Tecrübe edeceğiniz her detay buzdolabınızdaki magnetlerden çok daha kıymetli olacak.

Görünüşünüzle zaman harcamayın

Üç günlük bir tatil için o kocaman valize gerçekten ihtiyacınız var mı veya neredeyse bir makyaj artistininki kadar büyük bir makyaj çantasına? Tatile çıkarken görünüşünüze takılıp anı kaçırmayın. İki tişört, bir şort gayet iş görürken, “Neyle neyi kombinlesem” diye düşünerek veya dakikalarca gölgeli göz makyajı yaparak kısıtlı zamanı otel odasında ziyan etmeyin. Emin olun, iyi vakit geçirirken çok daha güzel görünüyorsunuz.

Algınızı kaybetmeyin

Çevrenizdeki her detaya dikkatlice odaklanın. Bulunduğunuz koordinattan görünen her noktayı tek tek algılamaya, anlamaya ve öğrenmeye çalışın. Neredesiniz? Bunu sadece navigasyona yazacağınız bir yer adı olarak düşünmeyin, bulunduğunuz yerin aurasını da içinize çekmeye çalışın. Sizden yüzlerce yıl önce o noktada olan birini hayal edin, çevresinde ne görüyordu, nasıl kokular vardı hayal edin. Etrafınızı görmeye, öğrenmeye ve algılamaya gayret edin.

Yerel olanı ıskalamayın

Tatil seyahatnamelerini, gezi bloglarını ve turist rehberlerini tarihe gömmenizi istemiyoruz elbette. Ancak, belli başlı turistik yerleri, çok yıldızlı otelleri ve ünlülerin akın ettiği restoranları eksiksiz ziyaret etmeye çalışırken, yerel halkın yaşantısını atlamamanızı öneririz. Şehrin alışkanlıklarına dahil olmaya çalışın, belki bir sokak satıcısından hayatınızın en lezzetli yiyeceğini alabilir, küçük bir pasajdaki butikten o günü asla unutmamanızı sağlayacak bir parça edinebilirsiniz.

Kendinize küçük notlar yazın

Bazen yolculuk ederken yavaşlamayı unutup detayları gözden geçirmeyi atlayabiliyoruz. Günde birkaç dakikanızı ayırıp bir not defterine veya web sayfanıza sizi etkileyen detayları, gördüklerinizi ve deneyimlediklerinizi not ederseniz, dönüp baktığınızda tatilinizin lezzetlerini tekrar tekrar farkına varabilirsiniz.

Kameranızı çantanıza kaldırın

Gördüğünüz o muhteşem manzaraları paylaşmak harika, hayatınızın en lezzetli yemeğini arkadaşlarınız da görsün istiyorsunuz veya tam Instagram’a yüklemek istediğiniz selfie’yi çekmek üzeresiniz. Sizi anlıyoruz, ama bunları yaparken “anı yaşamayı” atlıyorsunuz. Takipçilerinize göstermek istediğiniz manzarayı kendi gözlerinizle görün. Başkaları için bu fedakârlığı yapmanıza inanın hiç gerek yok.

Çevrenizi gözlemleyin

Seyahat ederken dikkat pratiği yapmanın en güzel yöntemlerinden biri, hareketli bir bölgede oturmak ve hayatın akışına şahit olmak. Bu, dikkatinizi o ana odaklamanızı sağlar ve başka şeyler için endişelenmenize engel olur. Ayrıca bu gözlem saati, yerel kültür ve yaşam tarzı hakkında daha fazla bilgi sahibi olmanıza da katkı sağlar; birbirleriyle nasıl etkileşimde bulunduklarını, zamanlarını nasıl geçirdiklerini, nasıl selamlaştıklarını, aslında size ne kadar benzediklerini görmüş olursunuz.

Toplutaşıma araçlarını kullanın

Tatil esnasında taksi kullanmaktan uzak durun. Bunun yerine otobüs, tren, vapur gibi toplutaşıma araçlarını kullanmak, daha fazla yer görmenizi, yeni insanlar tanımanızı sağlar. Hatta tatil için seçtiğiniz yer eğer çok uzak değilse, gideceğiniz yere uçak yerine araba veya trenle gidebilir, bu şekilde daha önce hiç görmediğiniz şehirlerden geçebilir ve şahane manzaraları kaçırmamış olursunuz.

Yazı: Hüma Babal Kaya

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

İŞ YERİNDE UYGULAYABİLECEĞİNİZ GÜNLÜK ALIŞTIRMALAR

Sonraki Yazılar

ANESTEZİK YÖNTEM NEDİR?