beyninizi-uyarin-omrunuzu-uzatin

BEYNİNİZİ UYARIN ÖMRÜNÜZÜ UZATIN

 

 

Yaşam tarzınıza dikkat ederek, sürekli öğrenmeye açık, sosyal bir hayat sürerek zihin sağlığınızı koruyabilirsiniz. İşte yapmanız gerekenler…

Beyin yaşlılığı, özellikle Alzheimer hastalığı, sadece yaşlıları değil, onlara bakmakla yükümlü olanları da endişelendiriyor. Yaşı ilerledikçe Alzheimer olmaktan korkanların sayısı da giderek artıyor. Hastalıkla bu kadar sık karşılaşılması nörobilimden psikiyatriye kadar farklı bilimsel disiplinlerden araştırmacıları da harekete geçirdi. Hasta sayısının her beş yılda bir ikiye katlandığı bu hastalıktan korunmak için beynimizi uyarılmalara açık ve canlı tutmamız gerekiyor. Yani ilerleyen yaşlarda karşımıza çıkacak bilişsel hastalıklardan kendimizi korumak için çalışmaya bugünden başlamamız gerek.

Öğrenme becerilerinizi aktif tutun

Hafıza kartları, çapraz bulmaca, sudoku gibi egzersizler bir eğlence aracı oldukları gibi nöronlar arası bağlarımızı geliştirmek için de mükemmel birer araçtır.

Her türlü öğrenme fırsatına açık olmakta fayda var. Yeni bir uğraş edinmek, hafızayı keskinleştirir. Bu bir dernekte gönüllü olarak çalışmak, yabancı dil öğrenmek ya da spora başlamak olabilir. Müzik enstrümanı çalmayı öğrenmek, ruha canlılık kattığı gibi beden hareketlerinde de uyumu artırır. Yani beynimizi canlandırmak için hem öğrenime hem de uygulamaya temas eden bir yöntemdir. Tutku duyulan yeni bir meşgale bulmak için çeşitli faaliyetleri denemekte tereddüt etmeyin. Hem yaptığınız işten keyif alın hem de beyninizi aktif tutun. Yapabileceğimize inandığımız şeyler için çaba harcamak, zihin için olduğu kadar motivasyon gücümüz için de yararlıdır. Ne de olsa yaratıcılığı geliştirmenin yaşı yok. Biyolog Joël de Rosnay, “Yaşlanan beyin sinirsel ağlarını yeniden şekillendirebilir. Bu yaratıcılık mutlu olabilme ve kendini sevebilme kabiliyetine de bağlıdır” diyor. Rosnay, anın tadını çıkarabilmek ve beklenmedik durumlara uyum sağlayabilmek gerektiğini savunuyor.

“Beyin, bütün vücutla etkileşim halinde olan bir ağdır. İç ve dış çevresiyle ilişkisine göre kendini devamlı olarak yeniler.”

Hafızayı güçlendirin

Ulusal Sağlık ve Medikal Araştırmalar Enstitüsü’nde, nörovasküler lezyonlar ekibini yöneten Brigitte Onteniente, “Hayatın geç dönemlerinde bile beynin her iki yarım küresinde de nöronlar üretmeye veya çoğaltmaya devam edilebilir” diyor. Beyinde hafızayla ilişkili iki önemli alan var. Birincisi yaşlanma ve stresle zayıflayan hafızanın anahtar bölgesi olan hipokampusun dentat girus’u. İkincisiyse koku soğancığı (olfaktör bulb). Uzmanlar bilişsel performansı yitirmemek için zihinsel olarak aktif ve bedensel olarak da sağlıklı olmanın gerektiğinin altını çiziyor.

Yeni nöronları harekete geçirin

Nöronların doğuşu (nörogenez), yani nöral kök hücrelerin fonksiyonel nöronlara dönüşmesi, bu sinir hücrelerini çalıştırabilme becerimize de bağlı. Çünkü bu yeni sinir hücrelerinin hayatta kalabilmek için uyarılmaya ihtiyaçları var. Konsantrasyon gerektiren entelektüel bir faaliyetin gerçekleştirilmesi veya yeni bir hobinin öğrenilmesi, bu yeni hücrelerin sinirsel ağlara sıkı sıkıya bağlanmalarına yardımcı olur. Böylece yeni bağlantılar oluşur. Beyin plastisitesi olarak adlandırılan bu durum, zekâmız için elzemdir.

Duyularınızı uyarın

Beş duyumuzu çalıştırmak, beyin sağlığımızı korumanın eğlenceli bir yoludur. Çünkü duyularımız koşullara uyum sağlayabilir. Bir deneyde gönüllüler karanlık bir ortama konulmuş ve beş günün sonunda, beynin dokunmayla ilişkili bölgesinin geliştiği gözlemlenmiş. Yani görme nöronları görevlerinden sapmışlar. Peki, pratikte ne yapmalı? İşitme duyusunu güçlendirmek için aynı anda gerçekleşen birden çok konuşma takip edilmeye çalışılabilir ya da bir senfonideki farklı enstrümanları ayırt etmeye çalışılabilir. Koku duyusu hafızayla doğrudan ilişkilidir ve yiyeceklerin tatlarının tanınmasına yüzde 90 oranında katkıda bulunur. Koku duyunuzu canlandırmak için aromaları ve baharatları tatmadan önce gözlerinizi kapatarak tahmin yürütebilirsiniz; aynı şarap tadımında olduğu gibi. Dokunma duyunuzu canlı tutmak için de masaj yapmayı ve yaptırmayı unutmamak gerekiyor. Duyularımızdan birini geliştirdiğimizde, diğer duyular da bundan faydalanır.

Hem kafanızı hem de bacaklarınızı çalıştırın

Araştırmalar haftada üç defa yapılan 45 dakikalık hızlı yürüyüşün hipokampus hacminin büyümesine yardımcı olduğunu gösteriyor. Clermont-Ferrand Üniversitesi Hastanesi’nin Spor Tıbbı Servisi Başkanı Martine Duclos, “Spora başlamaya karar verilen yaş kaç olursa olsun, haftada üç gün 45’er dakika yapılacak bisiklet, koşu, tempolu yürüyüş gibi orta yoğunluktaki bir spor, yapılmaya başlandıktan itibaren üç ila altı ay içinde beyni olumlu etkilemeye başlıyor” diyor.

Yürüyüş esnasında sadece kan dolaşımı hızlanmakla kalmaz, çamurlu arazilerde, farklı hava koşullarında, beyin vücudun algılarını eşit şekilde yönetebilmek ve kaslarımızın yakıtı olan glikojen ayarını düzenleyebilmek için çaba harcar. Ayrıca kendisini glikoz ve oksijen ile besleyen kılcal damarların hacminin artırılması ve ruh hali üzerinde rol oynayan dopamin gibi nörotransmitterlerin iletiminden de sorumludur. Bunların yanı sıra konuşurken, düşünürken veya müzik dinlerken kişi gelişim kaydeder ve tüm bu yönetim beyin plastisitesini aktif hale getirir.

 

 

Önceki Yazılar

ARZUYU YARGILAMAK

Sonraki Yazılar

KİTAPLARINIZI KEŞFEDİN