benzerliklerimize-odaklanalim

Benzerliklerimize Odaklanalım

İnsan beyninin olumsuz olaylara, olgulara ve uyaranlara daha fazla tepki vermesi, onu olumsuz olana odaklanmaya, anlamaya ve gidermeye itiyor. Psikolojide “olumsuzluk yanlılığı” olarak adlandırılan bu olgunun yardımıyla uluslararası özel günler çeşitli konularda farkındalık artırmayı başarıyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, erkeğe gizlice atfedilen ayrıcalık sonucu kadınların sosyal, ekonomik, politik ve sağlık alanlarında uğradıkları ayrımcılığa, eşitsizliğe, şiddete ve bunları ortadan kaldırmanın gereğine dikkatimizi çekiyor. Son yüz yılda cinsiyet eşitliğini sağlama konusunda büyük adımlar atıldı ve önemli gelişmeler sağlandı. Ancak, hâlâ gidilmesi gereken çok uzun bir yol var. Örneğin istatistiksel tahminler, kadınların ekonomik eşitliği için yüz yıla daha ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Kadınlar çoğunlukla düşük ücretli işlerde çalışıyor ve özellikle hizmet sektöründe istihdam ediliyor. Büyük şirketlerdeki kadın üst düzey yönetici oranı yüzde beş civarında. Parlamentolarda dört-beş sandalyeden birinde kadın oturuyor. Üç kadından biri eşinden, partnerinden ya da bir başkasından fiziksel ya da cinsel şiddet görüyor. Erkek egemen bir dünyada kadınların uğradığı ayrımcılığı, eşitsizliği ve şiddeti açıklamak için ortaya atılan temel teorilerin ortak anlayışı, kadın ve erkeği birbirinden ayıran biyolojik ve psikolojik özelliklerin tarih boyunca kadını sosyal, ekonomik ve politik alanlarda aşağı çektiği yönünde. Erkeğin bilişsel ve kişilik özellikleri açısından kadına üstün olduğu anlayışı bugün pek çok kişinin sorgulamadan benimsediği basmakalıp inanışlara neden olmuş, bu inanışlar kadına yönelik genel insan davranışını olduğu kadar politikalar oluşturmayı da etkilemiştir. Örneğin kadınların günümüzde bilim, teknoloji,  mühendislik, matematik, bilişim, fizik alanlarında daha az temsil ediliyor olmasının temelinde bu basmakalıp inanışların etkisi büyüktür. Oysa kadınlar ve erkekler arasında varsayılan farklılıkları araştıran çok sayıda araştırmadan çıkan ortak bulgu, kadınlarla erkeklerin benzerliklerinin daha fazla olduğu yönünde. Örneğin kadınların matematik performansının ya da liderlik yetilerinin erkeklere göre daha düşük olduğu inanışını destekleyen güçlü kanıtlar bulunmuyor. Benzer şekilde kadınların sözel becerilerinin, yardıma yatkınlığının ya da duygusallığının daha yüksek olduğunu destekleyen güçlü kanıtlar da yok. Diğer yandan, üçboyutlu düşünme, saldırganlık, ilgi alanları, cinsel tutumlar gibi alanlardaki cinsiyet farklılıklarının kültüre ve bağlama göre ortaya çıktığı, eğitim ve uygun politikalarla giderilebilecek farklar olduğu görülüyor. Psikolojinin olumsuz odağından uzaklaşan pozitif psikoloji, insanın güçlü karakter özelliklerinin ve bunlarla uyumlu davranışlarının olumlu yaşamın yolu olduğunu savunuyor. Yapılan araştırmalar Peterson ve Seligman tarafından tanımlanan toplam 24 güçlü karakter özelliğinin 17’sinde kadınlar ve erkekler arasında fark olmadığını, kadınların sevgi, nezaket, minnettarlık ve güzelliği/mükemmeli takdir etme özelliklerinin erkeklere göre az da olsa daha yüksek olduğunu gösteriyor. Görülen o ki, ayrımcılığı ve cinsiyetçiliği sonlandırabilmek için artık farklılıklarımız yerine benzerliklerimize bakmamız gerekiyor. Bu olumluya odaklanmayı beraberinde getiriyor. Kadınların kim olduklarına dair basmakalıp inanışları yıkıp güçlü yönlerinin bilincinde, kim olabileceklerine odaklandıkları, tüm engellere rağmen kendi gerçeklerini konuştukları, hedeflerine kenetlendikleri ve yaşamlarını değiştirmek için kontrolü ele aldıkları günler artıyor. Eşitlikten korkmayan erkekler de kadınların yanında durma cesareti gösteriyor. Kadın ve erkek daha eşit bir gelecek için bugün tarihi birlikte yazıyorlar. Bu insanlık için olumlu bir gelişme.

Yazı: Ebru Şalcıoğlu, Klinik psikolog. Davranış Araştırmaları ve Terapileri Merkezi (DATEM) Kurucusu. Finlandiya Abo Akademi Üniversitesi ve İstanbul Doğuş Üniversitesi’nde öğretim üyesi.

 

 

Önceki Yazılar

Korona Virüs Hakkında Güncel Bilgiler

Sonraki Yazılar

Evde Yapabileceğiniz Eğlenceli Aktiviteler