bencil

BENCİLLİK VE FEDAKARLIK ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ: VİCDAN VE ADALET

 

 


Kurallı davranmak, adaletli olmak bazılarımız için çok üst seviyelerdedir. Gerçekçi bir adalet algısından yoksun olduğumuz için aşırı vicdanlı, aşırı fedakâr, aşırı kuralcı davranarak adaletsiz durumda olmaktan tamamen korunmaya çalışırız. Hem gerek yoktur, çünkü siz ne kadar adaletsiz davranırsanız da dünya bir şekilde yolunu bulur ve dönmeye devam eder; hem de adaleti hissedemediğimiz için mükemmelci bir çözüm peşinde koşmak endişe seviyemizi artırır.

Adalet alanındaki problemi daha iyi anlamak için daha basit bir kavram ile ilgili örneğe bakalım: Temizlik. Temizlik takıntısı daha kolay anlaşılan bir konudur. Normalde “Elimi bir defa yıkasam yeterlidir” der, yıkar ve lavabodan çıkarız. Ama bazen beynimizin belli bir noktasında ”Yeterince temiz oldum. Bu bana yeter” hissi hiç gelişmez. 50-100 defa elimizi yıkarız. Bir miktar kirliliğin aslında doğal olduğunu anlama becerimiz yoktur. “Yeterince temizim mandalı” zihninizde çalışmaz. Çok temiz olmalıyım ki hasta olmayayım. Çok temiz olmalıyım ki bu konu aklıma takılıp beni rahatsız etmesin. Çok adaletli olmalıyım ki sonradan bunun acısı çıkmasın. Çok adaletli olmalıyım ki aklım daha sonra ayıp mı ettim? diye takılı kalmasın. Temizlik takıntısı bizi nasıl temizlenme davranışlarına zorlarsa, adalet takıntısı da bizi aşırı vicdanlı hareketlere zorlar.

Vicdan da endişe gibi, biz gerçekliği hesaplayana kadar varlığımızı ve çevreye uyumumuzu sürdürmeyi amaçlayan duygusal bir reflekstir. Karanlıkta duyduğumuz sesin gerçekte ne olduğunu anlayana kadar korunmamız için bizi zorlayan bir duygudur endişe. Vicdan ise çıkar çatışmasının olduğu durumlarda diğerinin varlığını korumayı ve gruba uyumu sağlamaya çalışan bir reflekstir. Evhamda kendi dayanıklılığımızı küçümseriz, vicdanda ise karşı tarafın dayanıklılığını. Evhamda, kendi başımıza gelebilecek tehlikeleri savuşturmak için uğraşlar içindeyizdir, vicdanda ise bir türlü başkalarından kendi ihtiyaçlarımıza sıra gelmez.

Gerçekçi bir adalet anlayışını geliştirmek için hem düşünsel hem de duygusal faktörlerin burada rol oynadığını bilmemiz önemlidir. Biz her ne kadar adaletli davrandığımızı düşünsek de duygularımız bizi rahat bırakmayıp bir tür “vicdan” hissi ile sıkıntı yaratırlar. Genellikle bu his bizi mantıksal olarak istemesek de normal ötesi bir adaletli olma seviyesine zorlar. Bu durum endişenin “önlem alma” ayağı ile uyumludur. Yatmadan önce kapıyı kontrol etmek gibi, adaletsizliği önlem alma davranışları ile engellemeye çalışırız. Aşırı fedakârlıklar burada devreye girer. Kişi bencil veya adaletsiz olmamak için gereksiz sorumlulukları üstlenebilir, başkalarının bakımını üstlenebilir. “Hırsız girmesinden iyidir” diyerek tekrar tekrar kalkıp kapıyı kontrol eden bir kişi gibi, “bencil olmaktan iyidir” deyip arkadaşlarına geri alamasa da tekrar tekrar borç veren, bize bir katkısı olmayan sömürücü ilişkileri yıllarca sürdüren insanlar oluruz.

Bu konuda sıkıntı çeken kişilerin yeni şeyler öğrenmek için bazen dümeni kendilerine bencillik gibi gelen rotalara kırması gereklidir. Aşırı bencil davranışlardan bahsetmiyorum ama hafif vicdanı sızlatan davranışlar. Bencillik hissi ile temasın artırılması, kişinin mantıklı bir vericiliği anlamasında en önemli adımdır. “Bana sanki çok bencillik yapmışım gibi gelse de, çevremdekilerin tepkisi zannettiğim kadar olmadı”, bu kişilerle yaptığımız terapilerde en sık duyduğumuz cümledir. İçimizdeki adalet kavramı ile dış dünyadaki adalet kavramı arasında genellikle sandığımızdan çok fark vardır.

Yazı:  Alp KARAOSMANOĞLU, Psikiyatrist, Şema Terapisti, “Eyvah! Kötü Bir Şey Olacak” kitabının yazarı

 

 

Önceki Yazılar

İÇİMİZDEKİ DÜŞMAN

Sonraki Yazılar

SEKSTEN ÖNCE KAFANIZI BOŞALTIN

Bir cevap yazın