özenmek 1

BAŞKALARINA ÖZENİYORUM

 

 


Mutlu olmak için başkalarının mutsuzluğundan mı beslenmek gerekiyor? 38 yaşındaki Elif bu kadar ileri gitmese de kendi mutluluğunun başkalarının mutluluğundan etkilendiğini söylüyor: “Seyahat eden insanlara hep özenmişimdir. İşimi kaybettiğim ve yılda bir kez bile tatile gidemediğimden beri bu durum daha da ağırlaştı. İnsanların sosyal medyada tatil fotoğraflarını paylaşmasına katlanamıyorum. Normalde durumumdan şikâyetçi değilim ama  bu fotoğraflar hayatımdaki eksikliği bana hatırlatıyorlar.” İçimizi kemiren bu özenme hissinin nereden geldiğini anlamak için çocukluğumuza inmek faydalı olabilir.

Rekabet içinde yaşıyorum

Psikanalist Virginie Megglé, “Erkek veya kız kardeşimiz doğduktan sonra, annemizle ‘bir’ olduğumuz günler geride kalır ve ailevi hayat içinde bir boşluğa düşeriz. Hayatımızda her şey yolunda gittiğindeyse bu eksikliği telafi eder ve unuturuz” diyor. Tabii bilinçdışında bir yansıma veya bir öğreti bizi yeniden rekabet hissine hapsetmezse… Kardeşlerimiz arasında, haklı veya haksız sebeplerle, ötekileştirildiğimizi hissedebiliriz. Bizim doğumumuzdan önce annemizin bir çocuğu vefat ettiyse, onun gölgesinde yaşarız ve bilinçdışında onunla kendimizi yarıştırırız. Klinik Psikolog Catherine Raverdy’ye göre, bu yarış hali insanlar yetişkin olduklarında da devam ediyor. Kişi çevresindeki herkesin ondan daha iyi olduğunu ve bunun adil olmadığını kendisine tekrarlayarak yaşıyor. Bunun sonucunda acı, bunalım ve kin duygusu beliriyor.

Ne istediğimi bilmiyorum

Başkalarının hayatıyla fazla ilgili olan insanlar hayatta ne istediklerini bilmezler. Catherine Raverdy, “Başkalarının sahip olduklarına ulaşmayı hayal etmek, mutlu ve normal bir hayata ulaşmamızı engeller. Onlar gibi olmayı başarmak bizi rahatlatsa bile gerçek isteğimiz başka bir şeydir aslında” diyor. Örneğin son model bir telefona ihtiyacımız olmamasına ve çok pahalı olduğunu bilmemize rağmen bu bizde karşı konulmaz bir isteğe dönüşür veya sırf kardeşimizin çocukları var diye çocuk sahibi olmayı isteriz. Virginie Megglé’ye göre bu durum toplumda ‘çoğunluğun işleyişi‘nin bizdeki yansımasıdır; “Ben senin sevdiğini seviyorum“, “Ben sende olanı istiyorum” gibi. Özendiğimiz şeyler gerçek isteklerimizin aleyhine çalışır. Gerçek isteklerimizi bu yüzden susturur, öteleriz. Onlara kulak verirsek, toplumsal ve ailevi işleyişten kopacağımızı biliriz.

Kendimi silik hissediyorum

Mutlu bir beraberliği olan arkadaşa veya Pinterest üzerinden rüya evini teşhir eden blogger’a özenen kişi, kendini un ufak olmuş ve değersiz hisseder. “Başkaları tarafından bizde uyandırılan bu açgözlülük aşağılık kompleksinden kaynaklanır” diyor Virgine Megglé ve ekliyor: “Özenen kişi özendiğine benzemek ve onun kadar dikkat çekmek ister.” Ancak hayatı mükemmelmiş gibi görünen kişilerin de problemleri olduğu çoğu zaman gözden kaçırılır. Megglé, “Bu özenilen kişilerin sahip olduklarını sergilemesi onların da aşağılık kompleksi olduğunu gösterir” diyor. Bu kişiler sadece hayatlarının güzel yönlerini ön plana çıkararak ve başkalarını kendilerine özendirerek tatmin olurlar. Kısacası, bu sistem hem özenene hem de özendirene büyük zarar veriyor.

NE YAPMALI?

Kendinize odaklanın

Psikanalist Virginie Megglé, başkalarına özenmenin öze dönüşü tetiklediğini söylüyor, çünkü sadece başkalarına yakıştırdığımız güzellik, başarı vs. bizde de mevcut. Ancak başkalarıyla ilgilenmekten kendi sahip olduklarımızı göremez hale geliyoruz. Psikolog Catherine Raverdy ise iç dünyamızı besleyerek kendi zevklerimize, isteklerimize odaklanmamızı ve açgözlülükle özenme hissinden uzaklaşmamızı öğütlüyor.

Veri akışını durdurun

Eşinizin, dostunuzun sosyal medya hesaplarına bakmanın verdiği tatmin duygusu tamamen tuzaktır ve sahtedir” diyor Virginie Megglé. Çünkü dış görünüş aldatıcıdır ve kolayca etki altına alır. “Sosyal medyada var olmak istesek de yaramıza tuz basan bu mecradan uzak durmalıyız. Bu detoks işlemine şimdiki zamanı, anımızı işgal eden uygulamaları akıllı telefonlarımızdan silerek başlayabiliriz.

Özentilik yerine hayranlık

Filozof Pascal Bruckner’e göre özentilik en iyi hayranlıkla ikame edilir. “Öteki, sadece hayattaki başarıları bize zarar veren rakibimiz değil, aynı zamanda kendi yolumuzu bulmamız için suflörümüz de olabilir.” Özentilik zarar verir fakat hayranlık ne istediğimizi bulmamıza yardımcı olabilir. Kendi yolumuzu çizmemiz için fikirler verebilir. Yeter ki başkalarının istekleriyle kendi isteklerimizi ayrıştırabilelim.

Yazı: Christine Lamiable, Derleyen: Hazal Louze

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

İNTİHAL Mİ? HAL Mİ?

Sonraki Yazılar

DEPRESYON