Russian ballerina in tutu dancing in the center of Moscow

BALEYLE ÖZGÜRLEŞMENİN YAŞI YOK

 

 


Yetişkinlere özel bale dersleri sayesinde, çocukluğunuzdan kalan balerin olma hayaliniz gerçek olabilir. İçinizdeki kuğuyu ortaya çıkarmaya hazır mısınız?

Bu yaştan sonra yapılacak şey mi?“, “Kendini gülünç duruma düşürme“, “Yapamazsın“… Hayatımızla ilgili yeni ve cesur bir karar verme arifesindeyken, maalesef bu tarz yorumlara maruz kalıyoruz. Üstelik bu yorumları yapanlarsa genelde yakın arkadaş çevremiz ve ailemiz oluyor. Böyle durumlarda bazen yapılması gereken şey, etrafınızdaki olumsuz seslere kulaklarınızı tıkayıp tutkularınızın peşinden koşmak. Yetişkin balesi, diğer adıyla hobi bale yapanlar, bu toplumsal önyargıları kırıp iç seslerini dinleyen insanlar. Onları tanımak ve yetişkin balesinin detaylarını öğrenmek için Klasik Bale ve Pilates eğitmenliği yapan Melike Günal Öziş’le bir araya geliyorum. Melike beni izleyici olarak yetişkin balesi derslerinden birine sokuyor. Derste farklı yaş ve fizik yapılarına sahip kadınlar var. İlk bakışta bu çeşitliliğe sahip bir gruptan ortaya uyumlu bir şey çıkabilir mi diye düşünüyorum. Ancak müzik başladıktan sonra fikirlerim tamamen değişiyor; katılımcılar kendilerini ritme kaptırdıkça, ortaya çıkan görsel ahenk beni çok etkiliyor. Hepsi aynı hareketleri yapıyor ama hepsinin müziği içselleştirme ve ifade biçimi birbirinden farklı. Yine de bir arada mükemmel bir bütün olmayı başarıyorlar.

Dersin ardından Melike ile kahve eşliğinde sohbet ediyoruz. “Yetişkin balesi, spora alternatif olarak yetişkinlere kazandırılmış bir model. Bale dünyasını bir yerinden yaka paça yakalamak da diyebilirsiniz” diyor gülerek. Başlangıç seviyesi için haftada iki kez, iş çıkışı akşam saatlerinde verilen derslere katılan kadınların çoğu için balenin çocukluklarından kalma bir heves olduğunu öğreniyorum. Melike, çoğu kişinin motivasyonunun aynı olduğunu söylüyor: “Duyduğum hikayeler hep aynı: ‘Çocukken ailem beni göndermedi’, ‘İçimde ukde kaldı’, ‘Çocukluk hayalimdi’…” Kısacası hobi bale, yetişkinler için bir “hobi” olmanın ötesinde, eksik kalan şeyleri tamamlamak, bir hayali gerçekleştirmek için bir fırsat. Hobi balenin en güzel tarafı başlamak için herhangi bir yaş, kilo, boy, cinsiyet sınırlamasının olmaması. İhtiyacınız olan şeyler; istek, azim ve sabır. Eğer bunlara sahipseniz, yaşınız ne olursa olsun “geç kalmış” değilsiniz. “Tabii bahsedilen şey profesyonel dansçılık değil. Öyle düşünürsek 11 yaşındaki çocuk bile geç kalmış oluyor” diyor Melike ve devam ediyor: “Profesyonel balerinliği dansçılık ve eğitmenlik olarak ikiye ayırabilirsiniz. İlki için dokuz yaşında çok ciddi bir sınava giriyorsunuz ve o sınavı geçemezseniz, profesyonel dansçı olamıyorsunuz. Tabii yıllar sonra üniversitede konservatuvarın bale bölümüne giren uç örnekler de arada çıkabiliyor. Ancak eğitmenlik için bir yaş sınırı yok. Yeterince azimli ve başarılıysanız, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve uluslararası dans eğitim kuruluşu olan Royal Academy of Dance’in sınavlarına girip sertifika alarak bale eğitmeni olabilirsiniz.” Balede yaşın büyük olması hep dezavantaj gibi görülse de aslında yetişkinlerin avantajlı olduğu durumlar da var. Melike, “Bir kere yetişkinler doğal olarak çocuklardan çok daha hızlı öğrendiği için çabuk ilerleme kaydediyor. Çocukların bedeni şekil vermeye çok yatkın olsa da bale, müzik ve bedenin koordinasyonunu gerektirdiği için yetişkinler bu anlamda daha şanslı. Ayrıca yetişkinler kendi bedenlerini çocuklardan çok daha iyi tanıyor ve limitlerinin farkında oluyor” diyor.

Her ne kadar bale kadın-erkek fark etmeden herkes için uygun olsa da, toplumsal algılar ve önyargılar nedeniyle Türkiye’de hobi bale yapan erkek sayısı yok denecek kadar az. Melike, Avrupa’da bu durumun geçerli olmadığını, erkeklerin de en az kadınlar kadar katılım gösterdiğini dile getiriyor. Melike, balenin önce fiziksel faydalarından bahsediyor. Bale, her şeyden önce kasları uzatan, esneten, kuvvetlendiren, yapanın duruşunu düzelten, omurga için çok faydalı bir dans. İnsana müzik kulağı, ritim duygusu ve koordinasyon becerisi kazandırıyor. Ayrıca bedeninizle ilgili farkındalık geliştiriyorsunuz ve bir süre sonra vücut diliyle konuşmaya başlıyorsunuz. “Bale sayesinde bedeninizin limitlerinin farkına varabilir ve onları zaman içinde genişletebilirsiniz. Aslında bir anlamda bedenine hakim olmakla ilgili bir durum” diye anlatıyor Melike. Tabii bu kontrol ve hakimiyet temalarının, fiziksel olduğu kadar ruhsal yansımaları da var. Uzun süre bale yapanlar bedenlerindeki değişimi gözlemleme şansı buluyor ve bu değişimi kendileri başardıkları için özgüven kazanıyorlar. Melike, kendini ifade arayışında olan insanlara da balenin terapi gibi geldiğini söylüyor. “Stüdyoya girdiğinizde, sizden her şeyi kapının dışında bırakmanızı bekliyoruz. Burada sadece ayna ve siz varsınız, size müdahale edecek bir üçüncü kişi yok.” Ayrıca buraya gelen kadınların içeri adım atar atmaz farklı karakterlere bürünebildiğini de ekliyor: “Dışarıda ev hanımı, patron, çocuklu anne olabilirsiniz ama stüdyoda artık balerinsiniz. Bir anlamda ‘süper kahraman’ olmak gibi bir şey.” Son olarak baleye başlayan yetişkinlerin hayat tarzlarında bir değişiklik yapmaları gerekip gerekmediğini soruyorum. “Bizim tarafımızdan dayatılan kurallar yok elbette. Ancak kişinin kimyası baleyle uyuşuyorsa, zaten o kişi otomatik olarak ‘balerin yaşam tarzı’na adapte olacaktır” diyor ve ekliyor: “Bahsettiğim düzenli ve sağlıklı beslenmek, hareket etmek, erken yatıp erken kalkmak gibi şeyler. İnsan azimli ve inatçı olup üzerine bir de bunları eklerse her yaşta balerin olma hayalini gerçekleştirebilir.

Aydan, 57 yaşında, emekli
Balede gösterdiğim gayret ve ona eşlik eden klasik müzikler bana terapi gibi geldi

Her zaman spor yapan biriydim, önceleri atletizmle ilgileniyordum. 40 yaşına gelince bıktım ve bıraktım. 45 yaşında baleye başladım. Etiler Sanat Merkezi’ndeki hocam bana iyi olduğumu söyledi ve beni Royal Academy of Dance’in sınavlarına hazırladı. İleri seviyeye kadar geldim, ancak sonrasında belim rahatsızlandığı için baleye ara verdim ama rahatsızlığım düzelince geri döndüm.

İlk başladığımda, çevremdekiler garipsedi tabii ama hiç umursamadım. Eşim bile başta yadırgadı ama çok hızlı ilerlediğimi ve hocalarımın beni takdir ettiğini görünce, o da desteklemeye başladı. Genelde kadınlar daha olumlu karşılıyor bu tarz şeyleri ama maalesef erkekler tepeden bakıyor ve “Bu yaşta yapılır mı” gibi yorumlar yapıyorlar.

Dansın her türü çok güzel ama özellikle balede gösterdiğim gayret ve ona eşlik eden klasik müzikler bana terapi gibi geldi. Burada kapıdan içeri girdikten sonra her şeyi unutuyorum, bütün stresim gidiyor. Bale, çalıştığım dönemde hem iş hayatındaki stresle başa çıkmamı kolaylaştırdı hem de emekli olduktan sonra zamanımı dolduran çok güzel bir uğraş oldu. Üstelik insan sınavlara hazırlanıp başarılı olunca daha da bağlanıyor. Bale bana fiziksel anlamda güvence de sağlıyor. Spor yapmayan yaşıtlarım çöktüler, bense çok güçlü hissediyorum. Burası benim için bir özgürlük ve ifade alanı. Her spor branşı bu ifadeye yer vermiyor ama bale çok farklı. Hoca bir hareketi gösterir, sonra herkes onu içinden geldiği gibi, kendi duygularını katarak yapar. Ama tabii disiplin isteyen bir dans, ciddi olmak zorundasınız, yarım kulak dinleyip yapabileceğiniz bir şey değil. Sevmeden de yapamazsınız. Sağlığım el verdiği müddetçe devam etmeyi planlıyorum.

Duygu, 30 yaşında, pazar uzmanı
Balenin fiziksel faydalarının yanı sıra ruhu besleyen bir tarafı var

Çocukluğumdan beri dans hep hayatımdaydı ama baleye başlama şansım olmamıştı. Hep çok özendiğim, keyifle izlediğim bir tutku olarak içimde kalmıştı bale. Üniversiteye başladığım ilk yıl neler yapabilirim diye araştırırken, okulda bir modern dans grubu kurulduğunu duydum. Büyük bir heyecanla gruba dahil oldum. Grupta tanıştığım Elif’in hikâyesini dinledikten sonra hayatım değişti. O da benim gibi baleye yıllarca özenmiş ama yaşı gereği başlayamamış. Sonra şans eseri yetişkinlere bale dersi veren bir okul bulmuş. Bunu dinlediğimde nasıl heyecanlandığımı hala dün gibi hatırlıyorum.

Baleye başladığım ilk günün üzerinden tam 11 yıl geçti. Royal Academy of Dance’ten sertifikalarım var. Altı yıldır bale eğitmenliği yapıyorum. Bu yıl da yine Royal Academy of Dance’in iki yıllık bale eğitmenliği programını bitirip mezun oldum.

Tabii bu süreçte zorluklar yaşamadığımı söylemek yalan olur, hala da yaşıyorum. Balede en basit görünen harekette bile düşünmeniz gereken çok fazla detay var. Bunları zihinsel olarak algılayıp fiziksel olarak uygulaman epey zaman alıyor, özellikle de kemik gelişimini tamamladığın bir yaşta başladıysan. Fiziksel olarak acı çektiğin çok an var ama küçücük de olsa bir şeylerin değiştiğini ve geliştiğini görünce motive oluyorsunuz. Kulağa tuhaf gelebilir ama acıdan zevk almayı öğrendim. Vücudumun farkında olmaya başladım. Nerede hangi kasım var, bunları nasıl kullanıyorum, ne işe yarıyorlar… Eksiklerimi görüp üzerine gittim. Vücudum tamamen değişti; esnemeye, zayıflamaya ve sıkılaşmaya başladım.

Tüm bu fiziksel faydaların yanı sıra balenin ruhu besleyen bir tarafı var ve bunu ilk günden beri hissediyorum. Hayatta başıma gelen her olumsuz şeyle bale sayesinde daha kolay baş edebiliyorum. Stresle, gerginlikle ve mutsuzlukla baş etmem gerekiyorsa, hep baleye sarılıyorum.

19 yaşında baleye başlarken, etrafımdaki herkes konuyla ilgili bir yorum yaptı diyebilirim. Ben heyecanımı paylaşırken, yakın çevremden alay edenler bile oldu. Sanırım bunları duydukça içten içe daha da hırslandım. İyi ki de öyle yapmışım. Etrafımdaki pek çok kişi sevmeden yaptıkları işlerinden dolayı mutsuzken, ben hayatımda en çok hayalini kurduğum şeyi gerçekleştiriyorum.

OKUMA ÖNERİSİ
Yaratıcı Hareket ve Dans“, Marcia Plevin, Patrizia Macagno, Maria Luisa Garcia, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

 

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

AK DÜŞTÜ SAÇLARIMA

Sonraki Yazılar

PSYCHOLOGIES’E SORUN