bakışaçısı1

BAKIŞ AÇINIZI DEĞİŞTİRECEK 11 DUYUSAL DENEYİM


Duyularımızı harekete geçirmek ve onları farklı şekillerde deneyimlemek, bizi rahatlatmasının yanı sıra bazen de pek konforlu olmayan konfor alanımızdan çıkmamızı sağlar. Entegratif sağlık uzmanı Galya Ortega, “İnsanoğlu o kadar uyumludur ki acıya bile uyum sağlar. Ve ayakkabımızdaki o küçük taşa bazen o kadar alışıyoruz ki onu çıkarıp atmak dengemizi bozabiliyor” diyor. Oysaki kendimizi biraz zorlayarak duyusal deneyimlerimizi güzelleştirebilir ve günlük hayatın rutininden az da olsa uzaklaşabiliriz.

1 Dizlerinizi kaldırın

Astronotların evlerine dönmeden önce sinir sistemlerini dengelemek için Nasa’nın kullandığı baş aşağıya yatırma tekniği, geriye yatarak dizleri göğüs hizasının üzerine getirmeye dayanıyor. “Zero gravity” yani sıfır yerçekimi teknolojisini kendi evinizde de uygulayarak kan akışınızı dengeleyebilirsiniz. Koltuğunuzda ters yatıp ensenizi koltuğun kenarına, bacaklarınızı da koltuğun sırt bölümüne yerleştirin.

Faydası nedir? Baş aşağı durmak sizi rahatlatır, yaratıcılığınızı tetikler ve enerji verir.

2 Kedi olun

Filozof Jacques Coulon kedisine hep çok özendiği için bu egzersizi ondan esinlenerek geliştirdi. Rahat oturun, gözlerinizi kapatın. Beden ve nefesinizi fark edin. Bir saray düşünün. En güzel odasında bir yastık ve onun üzerinde kıvrılmış bir kedi var. Kendinizi onunla bağdaştırın. Kulaklarınızı tıkayın ve ses tellerinizi titreterek mırıldayın. Vücudunuzun gevşediğini hissedin ve anın keyfini çıkarın. Sonra gözlerinizi açın, yerde dizlerinizin üstüne oturun, vücudunuzu öne doğru esnetin ve ellerinizi yere koyarak çocuk pozisyonuna geçin.

Faydası nedir? İçinizdeki hayvansal güdüleri yaşamak, geçici de olsa, fazla yorgun olan zihninizden sıyrılmanızı sağlar. Duyusallık sembolü olan kedinin hareketlerini taklit etmek, vücudunuzun şefkate, yavaşlığa, sükunete ihtiyacı olduğunu ve ona nazikçe davranmanız gerektiğini hatırlatır.

3 Gündelik hareketlerinizi canlandırın

Bir “hareket öğretisi” olan Feldenkrais Metodu, bedeni doğru kullanmayı sağlayan bir eğitim yöntemidir. Bu metot ne kadar basit olsa da yapmaya pek alışkın olmadığımız hareketler bütününü içerir. Bir sandalyeye oturun, üç ila beş defa arası bir yukarı, bir aşağı bakın. Vücudunuzun hangi bölümlerini hareket ettirdiğinize dikkat edin. Aynı hareketi, ellerinizi iki bilek birbirine değecek şekilde, çenenizin altına V şeklinde yerleştirerek tekrarlayın. Ardından hareketi bir parça zorlaştırın; kollarınızı göğsünüzde birleştirerek devam edin. Beliniz devreye giriyor mu? Ellerinizi çözün ve tekrar yukarı ve aşağı bakın. Hareketi ilk yaptığınız gibi mi yapıyorsunuz?

Faydası nedir? Çok basit bir hareket serisinin sonuçlarının farkına varmak, her zamanki hareketlerinizi güncellemenize ve vücudunuzda az kullandığınız bölgeleri uyandırmaya yarar. Bu dikkat sayesinde artık hareketleriniz otomatik olarak ilerlemeyecek, daha esnek, rahat, ve bilinçli hareket edeceksiniz.

4 Kendinizi teslim edin

Bir yakınınızdan gözlerinizi bağlamasını ve sizi elinizden tutarak yürüyüşe çıkarmasını rica edin. Yürüyüş esnasında fiziksel ve duyusal olduğu kadar, uyanan ilk hislerinize (endişe, korku vs.) dikkat edin. Ortama alıştıktan sonra yaratıcılığınızı ve duyduğunuz sesleri veya kokuları kullanarak geçtiğiniz yerleri hayalinizde canlandırın. Yürüyüşünüz bittikten sonra gözlerinizi açın ve az önce hissettiklerinizle şimdikileri kıyaslayın.

Faydası nedir? Başkalarına “gözü kapalı” güvenerek, etrafınızda olup bitenlere farklı duyularla yaklaşacak ve hayal gücünüzü canlandıracaksınız.

5 Kaçış planı  

Son dönemlerde dünyayı saran “korku evi” veya “evden kaçış” temalı oyunlar ülkemizde de popülerleşti. Oyunun prensibi birkaç kişinin şifreleri çözerek veya talimatları yerine getirerek evden veya odadan kaçmasına dayanıyor. Pratik zekayı çalıştıran bu oyunlar aynı zamanda stratejik düşünmeyi ve ekip dayanışmasını da güçlendiriyor.

Faydası nedir? Bu oyunlar takım çalışması ve yardımlaşma yönlerinizi destekler. Kısıtlı zaman yüzünden heyecan duygunuz tetiklenir, hızlıca mantık kurmaya ve organize olmaya çalışırsınız. Ayrıca durumlara ve ekip arkadaşlarınıza verdiğiniz tepkileri de ölçme fırsatınız olur.

6 Suda rahatlayın

Tai-chi, yoga ve shiatsu’nun bir karması olan watsu, ılık suyun içinde yapılan bir tür terapidir. Kendinizi kollarına bıraktığınız eğitmen size su içinde belli bir koreografi yaptırır. Eğitmenle nefesinizi senkronize ederek, esneme ve rahatlama hareketleri yaparsınız. Omuz ve kulaklarınız sualtı seviyesinde kalır, derin nefesler alarak ve kendinizi suyun akışına bırakarak rahatlarsınız.

Faydası nedir? Bu egzersizde başınızı suyun üzerinde tutmak için başkasının yardımına ihtiyaç duyarsınız. Üstelik çocuğunuzla yaptığınız zaman, onunla aranızdaki bağı güçlendirir.

7 Saklambaç oynayın

Küçüklüğümüzün bu popüler oyunu aynı zamanda gerçek bir takım sporu. Eğlenceyi ve rekabeti üst seviyeye taşımak için kuralları yetişkinlere göre değiştirmeyi deneyebilirsiniz. Ebe seçilen kişi oyun alanının ortasında gözlerini kapatarak 60’a kadar saysın. Ona yakalanmadan hedefe ilk dokunan kişi, ikinciden bir puan fazla alsın, ikinci olan da üçüncüden bir puan fazla alsın vs.

Faydası nedir? Saklanmak için bulunduğu çevreyi analiz etmek ve seçili bir kişiye görünmeden hedefe doğru ilerlemek, hem eğlenceli hem de taktik yönünüzü geliştirebilecek aktiviteler. Böylece bulunduğunuz ortama adapte olabilme yetiniz yükselir.

8 Duvarlarınızı boyayın

Çoğumuzun en son ilkokulda kullandığı tebeşir ve kara tahtayla hayal gücünüzü yeniden canlandırabilir, kısa ömürlü sanatsal çalışmalar yapabilirsiniz. Yani mutfak duvarına astığınız karatahta sadece alışveriş listesini yazmaya yaramıyor. Japonya’da resim öğretmeni Hirokata Hamasaki (@hamacream), karatahta üzerine Hokusai veya Picasso gibi sanatçıların resimlerini tekrar çiziyor. Siz de “kokuban art” olarak adlandırılan bu sanat sayesinde yaratıcılığınızı serbest bırakın.

Faydası nedir? Çocukken duvarları tebeşirle boyayıp azar işittiğiniz günleri hatırlıyorsunuz değil mi? Şimdi içinizdeki çocuğu serbest bırakıp tüm kurallara karşı gelmenin zamanı! Tek bir peçete hareketiyle silinen tebeşir, aynı zamanda size her şeyin gelip geçici olduğunu ve dünyanın faniliğini hatırlatacak.

9 Yemeklerinize fon müziği ekleyin

Oxford Üniversitesi Deneysel Psikoloji Profesörü Charles Spence, müziğin damak tadı ve tat duyularımıza etkisi olduğunu kanıtladığından beri, gastronomi dünyasının önde gelen şefleri bu konuya odaklandı. Hazırladığınız yemeklere göre bir çalma listesi oluşturun, yemek ve müzik zevklerinize göre eşleştirmeler yapın. Ardından tepkilerinizi (daha mı hızlı yoksa yavaş mı yiyorsunuz?), hislerinizi (zevk alıyor musunuz?) ve hatta düşüncelerinizi (aklınızdan neler geçiyor? Bu yemek size hangi fikirleri çağrıştırdı?) not edin. Fakat şunu unutmayın: Araştırmalara göre çok gürültülü bir fon, şekerli veya tuzlu tatları algılama hissini azaltıyor.

Faydası nedir? Gıdaya ve tercihlere odaklanmak, yemek ve hisler arasındaki ince çizgiyi deneyimlemek, öğünlerin ritmi ve süresinin bilincine varmak, yemeğin “banalliğini” ortadan kaldıracak.

10 Koku duyunuzu harekete geçirin

Günlük hayatınızda fazla dikkat etmediğiniz için gittikçe körleşen koku duyunuzu tekrar canlandırmaya ne dersiniz? Gününüzün yoğun olmayan bir bölümünü girip çıktığınız mağazalar veya dükkanlardaki kokulara odaklanmaya ayırın. Açık havada yürürken, etraftaki farklı şeyleri koklamaya çalışın. Bir not defterine bu kokuları yazın ve yoğunluk, güzellik, ağırlık gibi özelliklere göre numaralar verin. Kokunun sizde çağrıştırdığı düşünce ve fikirleri de ekleyin. Eve döndüğünüzde tüm bu deneyimleri kağıda dökün ve tüm hislerinizi anlatın. Ayrıca koku duyunuzun çok köreldiğini düşünüyorsanız veya onu daha iyi kullanmak istiyorsanız, farklı dönemlerde açılan çeşitli koku atölyelerine de katılabilirsiniz. 2016 yılında İstanbul’da açılan Koku ve Şehir Sergisi’nin, Mart ayına kadar Ankara Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nde olacağını da hatırlatalım.

Faydası nedir? Yaşadığınız kenti koklayarak yaşamak, hava kirliliğine rağmen o şehri oluşturan her şeyin hâlâ bir kokusu olduğunu algılamanızı sağlar. Bu duyunuzu geliştirmek, köklenme duygusunu da yoğunlaştırır, çünkü aroma ve kokular doğrudan hafızaya hitap eder. Aynı zamanda yeni hatıralar edinerek yaşadığınız yerde daha mutlu olma hissiyatınızı güçlendirebilirsiniz.

11 Hayata alçaktan bakın          

Psikiyatr Christophe Andre, ebeveynlerin dünyayı yeni doğmuş çocuklarının gözünden görmelerinin önemli olduğunu ifade ediyor. Bunun için geliştirdiği egzersizde tek yapmanız gereken yaşam alanınızı tıpkı çocuk gibi dört ayak üstünde, emekleyerek deneyimlemek. İlk başta aklınıza gelecek olan, “Bu çok saçma bir şey” düşüncesini yenin ve kendinizi oyuna verin. Yaşam alanınızın keyfini dünyaya yeni gelmiş bir kişinin gözünden bakarak çıkarın.

Faydası nedir? Bu egzersiz gözlem yeteneğinizi güçlendirir. Tozun ve belki de örümcek ağlarının ötesinde, etraftaki eşyalar farklı bir açıdan dikkatinizi çekebilir. Bu deneyim size çocukluk anılarınızı da hatırlatabilir.

Yazı: Valerie Bauhain, Derleyen: Ceylan Özçapkın

 

 

Etiketler: