bahart

BAHAR GELDİ DE BİZE Mİ GELDİ?


Size de oluyor mu? Hoyratça budanmayıp da bahar açabilmiş her ağacı görünce, içimde hoş bir heyecan, hoş bir kıpırtı, “yaşasın her şey daha güzel olacak” duygusu ve ardından çöküş… Her ilkbaharda az ya da çok yaşıyorum bunu. İnsanoğlu doğa ve toprak gibi her kış uykuya yatıp güç toplayarak her ilkbaharda yeniden, gencecik ve taptaze çiçek açmıyor. Güzel havaları görünce, heyecanlarımız kıpırdayıp havalanıyor, tam uçacakken bahar dallarına takılı kalıyor; biz ise geçen seneki bahardan bir yaş daha yaşlı, bir yaş daha yıpranmış ve bir yaş daha yorulmuş olarak devam ediyoruz yolumuza. Gel de çökkünlük yaşama!

İnsanın bedeni yazdan kışa, sıcaktan soğuğa nasıl değişiyorsa, ruh hali de öyle değişiyor mevsimlere paralel olarak. Bazı insanlarda belli belirsiz olan mevsimsel duygudurum değişikliklerinin, yaratıcı insanlarda genellikle daha yoğun olduğu biliniyor. Ve sanatçılar en üretken dönemlerini ilkbahar ve sonbaharda yaşıyorlar. Şair ve yazarların en çok eser yarattıkları dönem sonbaharken, ressam ve heykeltıraşların hem sonbahar hem de ilkbaharda çok üretken oldukları görülmüş. Van Gogh sonbaharı nasıl coşkuyla resmettiyse ilkbaharda da aynı coşkuyu yaşamış. Annesine yazdığı bir mektupta şöyle demiş: “Son zamanlarda hava hep kötüydü ama bugün gerçek bir bahar günüydü, ve tarlalardaki taze buğday filizleriyle uzaktaki mor tepeler o kadar güzeldi ki… Ve badem ağaçları da çiçek açmaya başladı her yerde.” Van Gogh’un yaptığı coşkulu bahar resimlerinden biri Badem Çiçekleri. Kardeşi Theo, Vincent’a oğlu Vincent Willem’in doğumunu müjdelerken, “Ona senin adını verdik, umarım senin gibi cesaretli ve azimli olur” diye yazar. Vincent da yeğeninin doğumundan duyduğu coşkuyu, baharın coşkusuyla birleştirip Badem Çiçekleri resmini yapar ve kardeşine hediye eder.

Çiçekleri delirmiş, dallara sığmayan yaşlı bir manolya ağacının altında durup tepeme hiç değilse bir tanecik yaprak dökülmesini bekliyorum. Olmuyor. Biraz tuhaf görünüyorum orada öylece dururken. Belki de kıskançlıktır benimkisi diyorum içimden, ben açamıyorken ağacın her bahar yeniden taptaze çiçek açmasını kıskanıyorumdur… Belki de bedeni değil ruhu tazelemek gerek her baharda, o her zaman mümkün çünkü. Gidip bir güzel film izleyeyim, bir harika müzik dinleyeyim diyorum. Bir ağacı kıskanıyor olmam komik geliyor ve gülüyorum. İçimden Bedri Rahmi’nin dediğini tekrarlıyorum: “Sen bana boş ver erik ağacı/Çiçeğini açmaya bak.”

Yazı: Şenol Ayla

Görsel: Vincent van Gogh, Badem Çiçekleri, 1890 

 

 

Önceki Yazılar

DUYUSAL RAHATLAMA

Sonraki Yazılar

BABA SEVGİSİ