bagimlilik-neden-olur

BAĞIMLILIK NEDEN OLUR?

 

 

Uyuşturucu bağımlılığı tehlike saçıyor. Nerede ya da nasıl başladığı belli olmayan bu “beyin hastalığı” üzerine konuşmamız gerek.

Birleşmiş Milletler tarafından açıklanan 2018 Dünya Uyuşturucu Raporu’na göre, dünya üzerinde 31 milyon uyuşturucu bağımlısı bulunuyor. 2016 yılında 29,5 milyon olan bağımlıların sadece iki yılda 1,5 milyonluk artışı endişeleri beraberinde getiriyor. Diğer taraftan raporda, uyuşturucu kullananların sayısının 250 milyondan 275 milyona ulaştığı görülüyor. Manzaraya bakılırsa, uyuşturucuyu deneyen ve kullananların sayısı her geçen gün artıyor. Bağımlılığın yavaş yavaş gelişen ve nasıl başladığı belirsiz bir “beyin hastalığı” olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, dünyanın dikkatli olması gerekiyor.

Peki ama bizi ya da çevremizi doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen bu hastalık hakkında ne ölçüde bilgiye sahibiz? BM tarafından Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığıyla Mücadele Günü kabul edilen 26 Haziran öncesi daha çok bilinçlenmeye ihtiyacımız var.

Bağımlı oluyor

Beynimiz sinir hücrelerinden oluşur ve çevremizi algılamamız bu sinir hücreleri aracılığıyla gerçekleşir. Alkol ve uyuşturucu kullanımı, sinir hücreleri arasındaki iletişimi bozarak beynimizde pek çok olumsuz etkiye neden olur.

Bağımlılık, kişinin zarar görmesine rağmen maddeyi kullanmaya devam etmesidir. Kullanılan madde miktarı giderek artabilir. Zaman zaman alışkanlık ile bağımlılık birbirine karıştırılır. Ancak, bu ikisi aynı şey değildir. Alışkanlıkta, kişi kendi iradesini kullanarak hareket edebilirken, bağımlılıkta kontrolü kaybeder. 29 yaşındaki Didem bunu erken fark edenlerden olsa da 33 yaşındaki Cüneyt için durum öyle olmamış. Madde bağımlılığından birkaç yıl önce kurtulduğunu söyleyip susuyor, “O günleri hatırlamak istemiyorum, korkuyorum. Lütfen hiç sorma” diyor.

Bir davranışa başladığımızda hemen bağımlı olmuyoruz. Bağımlılığın gelişebilmesi birçok faktöre dayanıyor. Prof. Dr. Nesrin Dilbaz şöyle açıklıyor: “Bir durumun bağımlılık yapabilmesi için en hızlı biçimde dopamini artırması ve bir o kadar da hızlı düşürmesi gerekiyor. Dopamin seviyemiz gıdayla 150, seksle 200, sigarayla 225, amfetamin ile 1000’e çıkıyor. Siz 1000’lik bir mutluluk yaşıyorsanız, sonrasında 200’ler size hiçbir şey hissettirmiyor. Beyin hep o seviyenin peşinden gitmek istiyor.”

Beyin sağlıklı doğuyor

Bağımlılık, riskli bir “oyun”un sonucu. Kimin, ne zaman ve kaç kullanımdan sonra bağımlı olacağını bilemeyiz. Ancak araştırmalar bazı genlerin, kişinin bağımlılık geliştirmeye daha yatkın olmasına neden olduğunu ortaya çıkardı. Öte yandan, birinci derece akrabalarında bağımlılık görülen kişilerin bağımlı olma riski daha yüksek. Yine araştırmalara göre, özellikle 12-16 yaş arasındaki gençlerin ebeveynleri tarafından yeterince gözlemlenmiyor oluşu, alkol ve maddeye başlama ve sürdürme davranışını artırıyor. Ayrıca bedensel etkisinin daha hızlı gerçekleşmesinden dolayı kadınlarda alkol ve maddenin olumsuz etkileri daha çabuk görülmeye başlıyor. Bağımlılık konusunda “erken yaş” özellikle önem taşıyor. TEDx konuşmasında “bağımlı beyin” hakkında konuşan psikiyatri uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, nedenini açıklıyor: “Beyin çok önemli bir organımız. Vücudumuzun gram olarak sadece yüzde 2’si olsa da enerjimizin yüzde 20’sini kullanıyor. Diğer organlar, anne karnında gelişimini tamamlasa da beynin gelişimi doğumdan sonra da, 18-20’li yaşlara kadar, devam ediyor. Hatta beynin en önemli kısmı olan ön beyin, ancak üniversite çağında gelişiyor.”Ön beyin (“kafadaki polis”) geliştikten sonra bazı şeyleri çok daha kontrollü yapabildiğimizi söyleyen Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, onun sayesinde dürtülerimizi kontrol ettiğimizi, planlama ve organizasyon becerimizi geliştirdiğimizi, muhakeme, empati ve içgörü sağladığımızı belirtiyor. Ön beyin gelişmediği takdirde kişinin kendini durduramayacağını ifade ediyor. “Ön beyin gelişmediğinde, haz almaya yönelik davranışlar geliştiriliyor. Risk alındığı için 15-16’lı yaşlarda bağımlılık yapıcı maddeye başlanıyor. Çünkü beyin henüz ‘Bundan uzak dur’ komutu verecek kadar gelişmemiş oluyor.”29 yaşındaki Didem, bu tehlikeyi atlatmış görünüyor. “Onunla bir partide tanıştım. Arkadaşım ‘İster misin?’ dediğinde, başta korktum. Ancak oradaki herkes kullanıyordu, ‘Bir şey olmaz’ diyerek ağzıma attım. Sabaha kadar dans etmişim. Dişlerimi o kadar sıkmışım ki çenem iki gün ağrıdı, günlerce yorgunluk hissettim. İçtiğim şeyin vücuduma yaptıklarını internette araştırdığımda çok korktum ve bir daha da denemedim.”

Ön beyni işlevsizleştiriyor

Alkol, sigara ve uyuşturucu maddenin yanı sıra çikolata, kahve, hatta kumar ve teknoloji kullanımı gibi davranışlar da beyni etkileyerek bağımlı hale getiriyor. Bunlar beyinde haz mekanizmalarını aktive ediyor. Dopamin denilen nörokimyasalın salınımıyla ödüllendirici etkiye yol açıyor. Beyin, hoşa giden ve tekrarlanması organizmaya hoşluk hissi veren davranışları pekiştirme eğiliminde olduğundan, uyuşturucu maddenin keyif ve iyilik durumunu tekrar yaşamak için yeniden kullanma girişiminde bulunuyor. Bağımlılığın başlangıç aşamasında kişiler bu isteği kontrol edebileceklerini düşünerek kullanma davranışını tekrarlıyor. Devam eden süreçte bağımlılık kaçınılmaz oluyor.

Uyuşturucu maddeler ve alkol bir süre sonra fizyolojk, psikolojik ve sosyal değişikliklere neden olur. Hiçbir bağımlı, bağımlılığın ilk dönemlerinde bağımlı olduğunu kabul etmez. Ancak kişi, maddeyi bıraktığında normalden daha öfkeli ya da depresif duruma geliyor, elleri titriyor ya da fazla terliyorsa bu, kişinin bağımlılık kriterlerinden birini karşıladığı anlamına geliyor. Kişi bağımlı olduğunu fark ettiğinde genelde geç kalmış oluyor.

Başta sinirleri gevşeten maddelerin etkisi sonrasında geçiyor. Kalıcı olan, maddelerin zararlı etkileri oluyor. Yapılan birçok araştırma, yüksek miktarda olmasa bile düzenli alkol kullanımının bunamayı tetiklediğini gösteriyor. Uyuşturucu maddeler ise beynin normal işleyişini bozarak beyni mekanikleştirir. Bazı maddeler beyin damarlarında tıkanmaya yol açar ve felce sebep olur. Beyin içinde sesler duyma ve akıl hastalıklarının başlaması da uyuşturucu maddelerin beyin üzerinde yarattığı etkilerdendir. Yapılan araştırmalar, esrar kullanımının şizofreni riskini yedi kat artırdığını gösteriyor.

Yazı: Ebru Paksoy

 

 

Önceki Yazılar

HAYATINIZA ANLAM KATIN

Sonraki Yazılar

HAYATI AĞIRDAN ALIN