evcil hayvan 1

AYNI HATAYA SİZ DE DÜŞMEYİN

 

 


 

Hamilelik esnasında ilk olarak evcil hayvanınızdan vazgeçmeniz gerekmiyor. Basit önlemlerle evcil hayvanlarınızdan size geçebilecek hastalıklara karşı önlem alabilirsiniz. Hayata birlikte devam etmeniz sandığınızdan daha kolay.

Yeryüzü sadece insanlara ait değil, dünyayı diğer hayvanlarla birlikte paylaşıyoruz. Kediler, köpekler, balıklar, kuşlar bunlardan sadece bir kaçı. Peki, bu durumda onlardan geçmesi muhtemel enfeksiyonlara karşı nasıl hareket etmeliyiz? Bu enfeksiyonlara karşı kendimizi ve çocuğumuzu nasıl koruyabiliriz? Evcil hayvanlardan geçebilecek hastalıklar ve korunma yöntemleri hakkında bilgi sahibi olarak onlarla mutlu bir hayat sürebiliriz. Konuyu Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu’na sorduk.

EVCİL HAYVANLARI SEVERKEN NELERE MARUZ KALIYORUZ?

Evcil hayvanlarla yaşadığımız zaman onlara dokunuyor, seviyor, öpüyoruz. Temas yoluyla tüyleri, ağzı ve göz mukozalarındaki bazı salgılarla temas edebiliyoruz. Hayvanların salgılarıyla kirlettiği yiyeceklerle temas ettiğimiz zaman onlardaki mikroorganizma ve parazitler vücudumuza girebiliyor. Ayrıca insanın ağız florası ile hayvanlarınki farklı. Kedilerin, köpeklerin farklı bir florası var. Örneğin Pasteurella insanlar için yabancı bir mikroorganizma. Bu mikroorganizma bütünlüğü bozulmuş yaralardan girebiliyor. Isırıklar gibi… Evcil hayvanlar bazen kendilerini korumak bazen de şakalaşmak amacıyla tırmalayabiliyor ya da ısırabiliyor. Zarar verme amacı gütmese de bu esnada onların ağız florasındaki bakteriler insanlara geçebiliyor.

İnsan ve hayvanların solunum sekresyonları havaya karışıyor, havada asılı kalıyor. Biz nefes alarak hayvanların havada asıl kalan salgılarını da akciğerlerimize çekiyoruz. Örneğin psittakoz (papağan ateşi) hastalığı muhabbet kuşlarından bu şekilde bulaşıyor. Bir de deri hastalığı olan hayvanlar var. Deri hastalığı olan hayvanlara mümkün olduğu kadar temas etmememiz lazım ya da bir şekilde bakımını yaptıysak, ellerimizi bol su ve sabunla yıkamamız gerekiyor. Zira yaranın üzerinde açıkta mikroorganizmalar bulunuyor. Sokak kedilerini ve köpeklerini de okşadıktan sonra ellerimizi iyice yıkamamız gerekiyor, yoksa onların üzerindeki parazitler bize bulaşabilir.

HAYVANLARI SAHİPLENDİĞİMİZDE

Hayvanı sahiplenir sahiplenmez, veterinere götürüp muayenesini yaptırmamız gerekiyor. 45 gün içerisinde ilk aşılarını yaptırmamız lazım. Altı ayda ya da yılda bir veteriner kontrollerini düzenli olarak yaptırmalıyız. Bu rutin kontroller dışında evcil hayvanımızın herhangi bir hastalığı olduğunda, gözü, burnu aktığında, öksürdüğünde veya deri lezyonları olduğunda hemen bir veterinere götürmemiz gerekiyor.

ONU TERK ETMENİZE GEREK YOK

Hamilelik söz konusu olduğunda evcil hayvanlarımızı dışlayarak büyük hata yapıyoruz. Anne ve baba o yavrunun hayatını çok önemsiyor, her şey mükemmel olsun istiyor, riske girmek istemiyor. Bu yüzden hemen evdeki evcil hayvana göz dikiliyor. “Acaba bu gitsin mi?” deniyor. Çoğunlukla evcil hayvanınızın evi terk etmesine gerek yok. Sadece evcil hayvanınızın aktif bir hastalığı varsa ve tedavisi uzun sürecekse bir dönem uzaklaştırılması düşünülebilir. Onlarla birlikte yaşamanız için bazı basit önlemler almanız yeterli. Örneğin gebelik süresince evcil hayvanınızın dışkısına temas etmemeye özen göstermelisiniz. Hayvanınızın o temizliğiyle evde başka birisi ilgilenmeli. Isırık ve tırmalamalardan da uzak kalmalısınız, bunun için beslenmesini başka biri üstlenmeli.

ÇOCUKLARIN HAYATINDAKİ YERİ

Özellikle yurt dışındaki psikolojik tedavilerde evcil hayvanlar önemli bir yer tutuyor. Yapılan araştırmalarda hayvanlarla büyüyen çocukların psikolojik durumunun çok daha iyi olduğu, hayata çok daha hoşgörülü yaklaştıkları, toplumla çok daha iyi iletişim kurdukları ortaya çıkmış. Ancak özellikle beş yaşın altındaki çocuklar, hayvanı seviyorum derken canını yakabilirler. Bu durumda hayvanlar gayri ihtiyarı tırmalayıp ısırabilirler. Yani beş yaşın altındaki çocuklar bilmeden hayvanlara zarar verebilir, hayvanlar da bilmeden reaksiyon gösterebilirler. Bu noktada çocuklarımızın evcil hayvanlarla birlikte yaşamasını yasaklamayacağız ancak özellikle beş yaşın altındaki çocuklar için belli önlemler alacağız. Zira bu yaşın altındaki çocuklar çok tırmalanıyor ya da ısırılıyor. Belki evcil hayvanlarla kurduğu ilişki esnasında gözetim altında tutmamız gerekiyor. Aynı durum 75 yaşın üstündekiler için de geçerli. Bu yaş gruplarındakilerin evcil hayvanlarla kurduğu ilişkiye hem kendilerinin hem de ev ahalisinin dikkat etmesi gerekiyor.

NASIL KORUNMALI?

Bir insanın kedi besleyip beslemediğini ellerine bakarak anlayabilirsiniz. Bu kişinin ellerinde küçük küçük tırmıkların izleri vardır. Bu işin doğasında var. Ancak bir kedinin hem dışkısı hem de tırmık ve ısırıkları aynı derece tehlike arz eder. Özellikle yavru kediler dışkılarıyla birlikte toksoplazma, toksokara parazitlerini dışarı atarlar. Bağışıklıklarını kazanana kadar bu duruma dikkat etmeliyiz. Zira bu parazitler bizde kistlere neden olabilir. Kediler bu konuda titizdir ama o dışkılar enfekte kabul edilip mutlaka atılmalı ve dışkı kabı günde iki kez temizlenmeli. Ayrıca ısırıklar ve tırmıklamalarda yaranın bol su ve sabunla yıkanması lazım. Çünkü bakteriler azaldığı zaman enfeksiyona yakalanma ihtimali de azalıyor.


 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

TERAPİYE BAŞLAMAK İÇİN GEÇ DEĞİL

Sonraki Yazılar

KAHVE DEĞİL, TÜRK KAHVESİ