atiksizlasmak-hayatimiza-ne-katiyor

ATIKSIZLAŞMAK HAYATIMIZA NE KATIYOR?

 

 

Tüm dünyada “sıfır atık” ve “atıksızlaşma” hareketini destekleyip hayatını bu şekilde evirmeye çalışan yüzlerce insan var ve bu hiç de ütopik bir yaşam tarzı değil. Hareketin genel anlamda sıfır atık olarak anılıyor olması ise birçok kişi için imkânsız görünüyor. Fakat ekoloji ve dünya için basitçe yapılabilecek birkaç hareket bile, kelebek etkisiyle öngörülen birçok çevre probleminin önüne geçebilir. Durgesh Nandhini, üç yaşında bir kızı ve bir bebeği olan Hindistanlı bir ev kadını ve dünyayı değiştirmek için benimsediği atıksız yaşam felsefesi onun da hayatını değiştirmiş. “Kızımla birlikte öğrenmeye, araştırmaya, deney ve pratik yapmaya başladık. Bea Johnson’ın kitabı ve Lauren Singer’ın bloguna âşık oldum. Son zamanlarda Instagram’daki birçok Hintli sıfır atıkçıdan esinleniyorum” diyor ve kişisel hijyen ve temizlik ürünlerini, mutfak malzemelerini ev yapımı çözümlerle değiştirdiğini, dışarıda yemek yerken paketlerini yanında taşıdığını söylüyor. Durgesh’e göre sıfır atığa ulaşmanın yolu minimalizmi benimsemek.

Geçtiğimiz haftalarda genel yayın yönetmenimiz, uzman psikolog Deniz Çakmakkaya da yedi gün boyunca atıksız bir yaşamın mümkün olup olmayacağını deneyimledi. Cevabı, “Kesinlikle tahmin ettiğinizden daha kolay!” şeklindeydi. “İnsan ve doğanın, varoluşumuzun köklerine dayanan bir ilişkisi var. Oysa evimiz olan bu gezegende giderek birbirimizden uzaklaşıyoruz. Özellikle de şehirde yaşayanlar neredeyse toprağın kokusunu unutuyor. Bu yedi gün boyunca sadece tüketim alışkanlıklarımı değil, doğayla kurduğum ilişkiyi de gözden geçirme imkânı buldum. Plastik kullanmadım, kendi kozmetik ürünlerimi doğal içeriklerle hazırladım, kullanmadığım eşyaları verdim, çiçek diktim, doğada ve diğer canlılarla daha çok zaman geçirdim. ‘Neden alışkanlıklarımızı doğaya zarar vermeyecek şekilde değiştirmeliyiz?’ sorusunu kendinize sorduğunuzda, değişim için ihtiyacınız olan motivasyonu zaten buluyorsunuz. Doğayı iyileştirdikçe kendimiz de iyileşeceğiz.”

Bu konuda okumanın, destekleyici sosyal medya hesaplarını takip etmenin, doğa dostu kuruluşların, toplumsal hareketlerin, ekolojik çalışmaların bir parçası olmanın da önemine dikkat çeken Deniz Çakmakkaya, “Deneyimleri paylaşmak çok önemli, böylece kendimizi bu gezegenin bir parçası gibi hissediyoruz ve geleceğe dair umutlarımız artıyor” diyor. Atıksız yaşamın Türkiye’deki uygulayıcılarından @atiksiz.ev Instagram hesabının sahibi Eda Acıbadem, alternatif bir yaşam şeklinin ülkemizde de mümkün olduğunun kanıtlarından. Eda’nın sürdürülebilir bir yaşam biçimini benimsemesinin başlıca sebeplerinden biri ailesiyken, diğeriyse maalesef acı bir tecrübeye dayanıyor. Aile kültürlerinde çevreye duyarlılığın her zaman üst seviyede olduğundan bahseden Eda, bu yaşam şekline yabancı olmadığını söylüyor. Ama onu radikal bir karar vermeye iten asıl sebep, lise yıllarında okuldan evine dönerken arada bir beslediği ve duygusal bağ kurduğu kedinin, boynuna takılan bir plastik parçasıyla boğularak ölmüş olduğunu görmesi olmuş. “Bu olay bir şeyleri yanlış veya yetersiz yaptığım düşüncesini beraberinde getirdi” diyor ve ekliyor: “Araştırdığımda, hayvanların, deniz yaşamının ve hatta bu kaosa sebep olan biz insanların nasıl bir tehlike altında olduğunu öğrendim. Sadece geri dönüştürmek, yere çöp atmamak yeterli değildi. Atık türlerini bilmek, ihtiyacın olan kadarını almak, mümkün olduğunca satın almak yerine kendin yapmak, ikinci el seçeneklerini gözden geçirmek, hangi hammaddelerin doğa dostu olduğunu öğrenmek, eşyaya değer verip ona iyi bakmak gibi sıralayabileceğim daha birçok aşamayı zamanla okuyarak ve araştırarak hayatıma dahil ettim. Daha sonra, tek başıma her şeyi düzeltemeyeceğimin farkında olduğum için daha fazla insana ulaşmaya karar verdim. Hem sosyal medyada hem de kişisel yaşamımda kendi yolculuğumu elimden geldiğince insanlara aktarmaya çalışıyorum.”

Yazı: Hüma Kaya 

 

 

Önceki Yazılar

VE SONRA DANS ETTİK FİLMİ

Sonraki Yazılar

ELEŞTİRMEN ANNELER