Vintage couple hugs and laughing .Coffee shop. instagram toned

AŞK ZANAATKARLARI

 

 


Mutlu çift diye kimlere deriz? İlişkilerini günbegün iyileştiren aşıklar bizim bilmediğimiz neyi biliyor olabilirler? İşte onların altı sırrı…

Etrafınızda mutlu çift dediğiniz birileri var mı? Eğer varsa, hemen onları bir cam fanusa yerleştirin, koruma altına alın. Çünkü görünen o ki sayıları giderek azalıyor soyu tükenmekte olan bu türün. Onlar bizim mutlu çift dediğimiz çiftler. Birbirlerine olan tutumları, enerjileri, birlikte vakit geçirirkenki halleri her zaman fark edilir. Beraberlerken tavırlarını, hareketlerini, davranışlarını inceleyin, feyz alın. Bu tür çiftlere denk gelmek bir şans. Çünkü size ileride bunun mümkün olduğunu, hatta sizin de başınıza gelebileceğini düşündürür. Sadece bu aşk enerjisinin bir dünya, bir ev, bir eser inşa etmeye kadir olduğunu size kanıtlar.

İLİŞKİ ZEKASI
Mutlu çiftlerin ilk özelliği, öncelikle birlikteliklerinin süresi. Sürekli birbirlerinin gözlerinin içine bakan ve insanların ortasında bile olsa tutkularını göstermekten çekinmeyen birkaç aylık çifte kumrulardan değil, 10-15 yıldan sonra da ortak bir hayat kurmaya devam edebilen çiftlerden söz ediyoruz. Çünkü çok önemli bir etabı başarıyla tamamlamış olanlar onlar. Başlangıçtaki o yüksek enerjili aşkı, balayı tutkusunu sıkı bir bağa dönüştürmeyi başarmış olanlar. Ancak süre elbette her zaman tek başına bir kıstas değil. Birbirlerinin farklılıklarını kabul etmeyi başaramayan, bireyselliklerini kaybeden çiftler bu kümede sayılmıyor. Yan yana iki kişi olmak ve çift olmak arasında fark var.
Hayatı boyunca hiç sorun yaşamamış, bir sabun köpüğünün içinde yaşayan, kavga etmeyen, birbirini sürekli çok seven çiftlerden de bahsetmiyoruz.

Aksine kriz mutlu çiftlerin iyi tanıdıkları kavramlardan biri. İki kişilik bir hayata geçişteki narin dönemeçlerden geçebildikleri için güçlüler. Her seferinde bu zorlukları aşmanın ya da zorluklara adapte olmanın bir yolunu bulurlar. Yıllarca süren bekar hayattan sonra birlikte yaşamaya alışmak, çocuk yapmak, günlük hayatın zorluklarına rağmen birbirine fırsat tanımak, rutinden kaçmak, ailelerin zorunlulukları… Hatalar, karşıdakinin sevmediği yönleri… Her birinde ilişkilerini sabote etmek yerine bunlarla beraber başa çıkarlar. Psikoterapist John Gottman, bu tür çiftlerin ilişki açısından zeki olduklarını söylüyor: “Günlük hayatlarında diğerine karşı tüm olumlu ya da olumsuz düşünce ve hislerine engel olup merceklerini olumlu duygularına yöneltiyorlar. Diğer bir deyişle partnerleri evi dağıttığında, masasını izinsiz topladığında ya da önemli günleri unuttuğunda sinirlenmek yerine kendisini mutlu ettiği anları hatırlayabiliyorlar.

ÇİFTİ YAŞATMA ARZUSU
Bunu yaşamak için kaçmak, kapıları çarpmak yerine ilişkiyi inşa etmeyi sürdürmek, yarattığınız bu çifti yaşatmak ve geliştirmek arzusunu kaybetmemek gerekiyor. Günbegün üstüne biraz daha ekleyerek yarattığınız bu ilişkiden daha kıymetli hiçbir şeyin olmadığına dair bir inanca sahip çıkmalısınız. Bu tür bir çaba ve çalışma, romantik ideallerden, hayallerden ve tutkudan uzak görünüyor. Ancak bir çifte dönüşürken, sadece kendini, ilişkiye bakışını ve tecrübeyi geliştirmek yeterli değil, çift olarak da gelişebiliyor olmak gerekiyor. Mutlu çiftler, bu zanaatı öğrenmeye gönüllü olanlardır. Pek tabii, bu tür bir çaba sarf etmek için arzu duyduğunuz biriyle karşılaşmak da gerekli. Aşk olmadan çimento eksik kalır.

HOŞGÖRÜ

NEDEN ZOR?
Çiftleri birbirinden ayıran farklılıklar aslında hikayelerinin temelidir” diyor Psikanalist Sophie Cadalen. Bu farklılıklar bizi diğerine doğru sürükler ve bizi çekici ve biricik kılar. “O kimseye
benzemiyor” diye anlattığınız günleri düşünün. Ancak günler geçtikçe, onu o kılan özellikleri birden tahammül edilemeyen özelliklere dönüşür. “İnsan sağlam bir şey inşa etmek istediğinde, her şeyde hemfikir olmak ister.
Psikolog Mehmet Z. Sungur ise, “Ailede gördüğümüz modellerden, kültürel kodlardan kaynaklı olarak herkes evlenirken bir sepetle geliyor oraya. Bir evliliğin nasıl olduğuna dair değişik standartlar var. Kendi dünyalarında, ailede, hayal ettiği bir evlilik var. Bazen kitaplardan, masallardan, kendi hayallerinden standartlar oluşturuyor insanlar. Bunlar örtüşmediğinde sorun çıkıyor. Ne zaman ki bu farklılığın bir fakirlik değil zenginlik olduğunu görebiliyor çiftler, o zaman ilerliyorlar. Biz olmaya gayret etmeli” diyor.

NEDEN ÖNEMLİ?
Farklılığı kabul etmek de aşkı doğuran unsurlardan biri. “İdealinizdekini değil, gerçekte kimse onu sevebilmek mühim olan” diyor Psikanalist Samuel Lepastier. Bazı uzmanların olgun aşk adını verdikleri şey bu. Rüya çift olma arzusunu bir kenara bırakıp biricik bir çift olmaya hazır olunması, tam da farklı yönleri sayesinde bir çifte dönüşmek anlamına geliyor. “Hayatın ateşini zıtlıkların çatışması harlar” der Jung.
Birbirinin bağımsızlığına saygı duymak da farklılıklara saygı duymakla ilgili. İki kişilik bir hayatın verdiği bunalma hissinden kaçmak mümkün değil. Konuştuğumuz çiftlerden Yasemin, kocası Selim’le evliliklerinin 15’inci yılında ve ikinci evlilikleri. “Artık dersimi aldım ve ikimizin farklı farklı iki hayat kurmasına müsaade ettim. Ben kız arkadaşlarımla çıkıyorum, o evde kitabını okuyor. O tenise gittiğinde ise ben oğlumuzla vakit geçiriyorum. Ben tiyatro insanıyım, o sinema. Eskiden bunların hepsini birlikte yapmamız gerektiğini düşünürdüm. Böylesi çok daha iyi. Birbirimizi özlüyoruz, biraz mesafe iyi geliyor.

NASIL YAPMALI?
Farklılıkları kabul etmek: O deniz, siz orman insanı mısınız; o erken yatıyor, siz geç mi? Bunları öğrenmek onu tanımak demek. Bu ayrılıklardan kaynaklanan anlaşmazlıkları çözmek de onu tanımaya doğru giden yoldaki puanlar.
Farklılıkları sevmek: Mutlu bir ilişkinin yolu, partnerinizin sadece sizden farklı olduğunu kabul etmekten değil, bu farklılıkları sevmekten de geçiyor.
Arada bir vazgeçmek: Çiftlerden her biri kendi yapmayı sevdiği veya tercih ettiği şeyden, diğerinin ihtiyaçlarını ve arzularını tatmin etmek için arada bir vazgeçebilmeli.
Korkudansa merak duygusunu tercih etmek: Beraber geçirilen onca zamana karşılık hala partnerinizin aynı olduğunu fark etmek, sizi yeterince sevmediği veya bir şeyleri sizin ilişkinizden daha çok önemsediğine dair endişelenmenize neden olabilir. Diğer dünyanın gizemini korumasına izin verin, bu gizem sizin arzularınızı yaratan şey çünkü.

ORTAK DEĞERLER

NEDEN ZOR?
İlişkinin başındaki tutku yerini gerçek ilişkiye bıraktığında, partnerler temel değerleri üzerinde anlaşamadıklarını fark ederler” diyor Psikolog ve Psikoterapist Patrick Estrade. Çiftler arasındaki değerler birbirinden farklı olabilir. “Değerlerimiz, nasıl bir eğitim aldığımız, sosyal ve kültürel çevremiz, kişiliğimiz ve tecrübelerimizden doğar. Görece ve kendine has şeyler olarak nadiren kesişirler. Eğer radikal bir şekilde zıtlarsa da, çift daha fazla ileri gidemez.

NEDEN ÖNEMLİ?
Bu değerler, her insanın önceliklerini, isteklerini ve ihtiyaçlarını belirler. Birlikte olduğunuz insan sizin ilkelerinize saygı duyacak mı? Paraya benim gibi mi yaklaşıyor? Aile onun için ne kadar önemli? Kariyerinde hırslı mı? Karşılıklı yardımlaşma mı, rekabet mi? Dindar mı, değil mi? Evliliğini sonlandıran 43 yaşındaki Melis, “Muhafazakar bir aile yapısından gelen biri olarak ailemle yenen yemekler, büyük sofralar, bayramlar benim için her zaman çok önemliydi. Ancak eski kocam için bu bir kabustu. Zamanla değişir dedim, ancak hiç de öyle olmadı” diyor. Değerlerin uyuşmaması aile büyüdükçe büyüyen bir sorundur. Çünkü söz konusu çocuk yetiştirme olunca her bir ebeveyn kendi kurallarını koymak ister ve farklılıklar su yüzüne çıkar. Anne özgür bir eğitimden yanadır, baba daha katı kurallar koymak ister. Çocuk yapmasalar bile, zıt değerlere sahip olmak ayrılık çanlarının çalmasına neden olmaz mı?

NASIL YAPMALI?
Konuşmak: Bir şok yaşamamak adına en kolay çözüm iletişim. Birbirini tanımak için birbirine zaman vermek, bol bol konuşmak, her şeyden konuşmak. Hayat, toplum, aile üzerine konuşmalar sırasında partnerinizin nelere önem verip nelere vermediğini anlamak çok daha kolay olur.
Kabul etmek:Eğer aşk varsa, her şey mümkün olabilir. Bir çift dünyalarını birleştirmeye karar verdiyse, o zaman bu birbirinden farklı iki dünyanın şartlarını iyi niyet ve bilinçle kabul etmeliler” diyor Patrick Estrade. Mehmet Sungur, ortak değer yaratmayla ilgili şunları söylüyor: “Kabul, olayları olmasını istediğimiz gibi görmekten vazgeçip olduğu gibi görmek demek. Ancak kabulün varlığında, biz bir ötekinin varlığıyla ilgili anlam bulabiliriz. Onun değerleriyle ayrı düştüğümüzde konuşacağız ama başka ortak değerler bulacağız; farklılık bazen zenginliktir, bu farklılığın nasıl kullanıldığına bağlı.
Aileden bahsetmek: Eğer partnerinizin saygı duyduğu değerleri anlamak istiyorsanız, bol bol aile hikayelerinden bahsedin. Konuştuğumuz çiftlerden biri şöyle diyor: “Kocamla uzun bir flört dönemi yaşadık. Ailesine bağlı biridir; ben ise annesiyle büyümüş bir kadınım, akrabalık ilişkilerim epey zayıftır. Onunla konuştukça, nasıl bir aileye sahip olduğunu anladım ve evlendiğimizde sürpriz yaşamadım. Dengeleri onunla konuşarak, bunu bilerek kurdum ve bu sayede hiçbir zaman sorun yaşamadan ilişkimizi yürütebilmeyi başardık diyebilirim.

ARKADAŞLIK BAĞI

NEDEN ZOR?
Bir çiftin arkadaş olmasından söz etmek her zaman işe yaramıyor çünkü aşka dair romantik, tutkulu bir bakış açısından uzak görünüyor. Terapist John Gottman, “Mutlu evliliklerin derin bir arkadaşlık üzerine kurulduğunu” söylüyor. Arkadaşlık, ilgi ve hobilerin ortaklığından besleniyor; ancak saygı, destek, dinleme ve paylaşma ihtiyacını da gözden kaçırmamakta fayda var. “Mutlu çiftler birbirlerini yakından tanıyorlar, diğerinin neyi sevip neyi sevmediğini, geleceğe dair hayallerini ve umutlarını, özelliklerini karşılıklı olarak biliyorlar” diyor Gottman. Bu elbette büyük bir dikkat ve özen gerektiriyor. İnsan birbirini her gün görse de bakmayı unutabiliyor. Ancak arkadaş olalım derken cinselliği unutmak ilişkiyi zorlayan en büyük kısım.

NEDEN ÖNEMLİ?
Birinin en iyi arkadaşı olmak demek, en sevdiği kişi de olmak demek. Ancak bunun bedel ödemeden, ceza çekmeden olması lazım. Bu kişi, insanın kendi seçtiği, en iyi tanıdığı, kendisini en iyi tanıyan, güvenebileceği, anılarını, planlarını, endişelerini, umutlarını, mutluluklarını ve üzüntülerini anlattığı insandır” diyor Filozof Andre Comte-Sponville. Bu özellikler neden bir çiftte de olmasın ki? İlişkiler söz konusu olduğunda bu, şefkat ve erotik akımın bir birleşimine dönüşüyor. Erotik akım, cinsellik, tutkulu duyguları kapsarken; şefkat akımı, anne sevgisinin bir uzamına benziyor. Bu iki akımın toplamı; sakin, istikrarlı, sağlam ve uzun süreli bir aşkı tarif ediyor. Kendimizi yalnız hissettiğimizde, yalnız olmadığımızı hatırlatan özel bir duygu. Çiftlerde arkadaşlık, birbirlerini ne kadar iyi tanıdıklarına bağlı. Kendini kötü hissettiğinde nasıl davrandığını, öfkesini bastırdığında yemek yediğini bilmek gibi; ya da tırnaklarını yiyorsa, ofiste kötü bir gün geçirdiğini tahmin etmek gibi… Bu, günlük hayatta partnerinizin nasıl davrandığına dair büyük bir dikkat göstermek anlamına geliyor. Hem bağlılığı güçlendiriyor hem de birinin sizi gerçekten iyi tanıdığına dair güven duygusunu da beraberinde getiriyor.

NASIL YAPMALI?
Hobileriniz olsun: Spora, tiyatroya, konsere gitmek gibi ortak hobileriniz olsun. ODTÜ Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Emre Selçuk, “Ara sıra birlikte yeni şeyler yapmak en basit ve en etkili çözümdür. Hiç yürüyüş yapmadığınız bir yerde yürüyün, yeni bir deneyim paylaşın. Sizi heyecanlandıran yeni şeyleri bulun; yeni bir yemek yapmak, yeni arkadaşlarla dışarı çıkmak gibi. Beraber bir çocuk yuvasına ya da bir huzurevine gidin. Neticede bu yeni şeyleri yapmayı unutmamak gerekiyor. İyi giden bir ilişkiyi korumanın en rahat yolu pozitif şeyleri hayatınıza sokmaktır” diyor.
Ritüelleriniz olsun: Birlikte eğlenin. Dedikodu yapın, iş arkadaşlarınızı çekiştirin. Bunları yakın arkadaşlarınızla yaptığınızda ne kadar keyifli zaman geçirdiğinizi düşünün. Neden onunla da yapamayasınız?

NEDEN ZOR?
Çiftlerin birbirlerini daha iyi tanımaları ve derin bir ilişki kurmaları için iletişimlerinin kuvvetli olması gerektiğini az çok herkes bilir. Psikolog ve Seksolog Yvon Dallaire bir şerh düşüyor bu konuya: “İnsanın birisi hakkındaki düşünce ve duyguları derinleştikçe, yanlış anlama, yanlış anlamlar yükleme ve hayal kırıklığı da kaçınılmazlaşıyor.” “Böyle bir şeyi nasıl aklına getirirsin, seni tanıdığımı sanmıştım” cümlesi herkes için tanıdıktır. O yüzden Dallaire’e göre, partnerler arasındaki iletişim meselesi, hassas bir sanat. Partnerler arasında bazı cümleleri yargılamadan, suçlamadan algılamak zor, çünkü doğru bir mesafe koyamıyorlar.

NEDEN ÖNEMLİ?
Partnerler arasında yanlış anlaşılma riski var. Peki, o halde susmayı mı tercih edeceğiz? Hayır. İletişim bir paylaşım ve paylaşmak bir çift olmanın nedenlerinden biri. Söz, hayatın değiş tokuş alanı. Emre Selçuk, podcast’i “Kaçık Prens“te şöyle diyor: “İlişkinin ilk iki, iki buçuk senesinden sonra tutku, heyecan ve seksin azalmasıyla birlikte ilişki iyi gitmiyor yanılsaması oluyor. O düşüş normal bir şey. Bir sıkıntı yok. İlişkinizin birkaç yıl sonra duygusal, heyecanlı kısmı azalır. Çocuğunuz olduğunda, ilişkinin bütün dinamiği altüst oluyor. Bu ilişki yıpranıyormuş gibi algılıyor insan, aslında bir geçiş süreci bu. O dönemde zorlanmak normal, iki tarafın da bunu bilmesi lazım. Sorun çıktığı zaman karşınızdakinin kişiliğini eleştiren bir dil kullanmamak gerekir. ‘Sen hep böylesin, sen hep kendini düşünüyorsun’ dememek lazım. Kişiliğine veriyorsun ama kişilik değişmez.” Kaçma davranışı, konuşmak istememek ise ilişki açısından çok tehlikeli.

NASIL YAPMALI?
Her şeyi söylemeyin: İyi bir iletişim için iletişimin sınırlarını kabul etmek gerekir. Söyleyeceğiniz şeyin ne kadar kırıcı, ne kadar etkili olduğunu onu tanıdığınız için zaten biliyorsunuz, bile bile yapmayın. Eskiler ne demiş? Kalbi yıkmak kolay, yapmak zordur.
Konuşmak için randevulaşın: Bazı şeyleri sıcağı sıcağına konuşmak iyi değildir, tartışmalar kavgaya dönüşebilir. Tartışma esnasında söyleyeceklerinizi tam olarak ifade edemeyebilir, yanlış şekilde söze dökebilirsiniz. Bunu engellemek için, özellikle o konuyu konuşmak için randevulaşın, bir yemek yiyin, dışarıda bir kahve için. Sorunu konuşarak çözün ve evinize dönün.

CİNSEL UYUM

NEDEN ZOR?
Bütün çiftlerin ütopyası: Uzun süreli bir ilişki yaşamak ve cinsel olarak her zaman tutkulu olmak. Ne yazık ki bu beklentiler çok az gerçeğe dönüşüyor. “Çünkü ilişkinin ilk zamanları geçtikten sonra, çiftte cinselliğe dair ne varsa bitirdik gibi bir his oluşuyor” diyor Seksolog Catherine Solano. Karşınızdaki neyden zevk alır, neyi sevmez bilirsiniz. Aslında zevk, çeşitlilikten doğar.
Birlikte yaşanan yıllar, yeni cinsel zevkler keşfetmenize engel değil. Ancak bu geçen yıllar, aynı zamanda partnerler arasında utanmanın da artmasına neden oluyor. Cinsel uyumun düşmanlarından biri de fazla yakınlık. Psikoterapist ve Seksolog Jean-Michel Fitremann’a göre, “Tüm boş zamanlarını birlikte geçiren çiftler, birbirlerini artık gerçekten göremiyor, iki ayrı insan olduklarının ayırdına varamıyorlar. Arzu, biraz da mesafeden ve bu mesafeyi kapatma isteğinden doğar.

NEDEN ÖNEMLİ?
Eğer cinsellik çift için ikinci planda kaldıysa veya elindekilerle yetindilerse, cinselliğe aşırı bir önem atfetme eğilimi de ortaya çıkabiliyor. Filmler, kitaplar, makalelerde mükemmel bir cinsel hayatı olmayan çiftlerin mutlu bir çift olamayacağı baskısının yanı sıra bireyin önemsendiği, tatminsizliklerimizin ön plana çıktığı içinde bulunduğumuz devir de bu duruma pek yardımcı olmuyor. Mehmet Sungur, “Cinsellik doğal olarak ilk baştaki gibi ateşli olmayacak” diyor ve devam ediyor: “Cinsel birleşme cinselliği bitiren bir şey. Yakınlık, sıcaklık, mahremiyet dediğiniz şey var ya, onu korumak lazım. Bir an dokunabilmek, bir bakış, bir özel günü hatırlamak da cinselliğe dahil. Cinselliği birleşmeyle sınırlamamak gerekir. Aramızdaki bağı sürekli hatırlamak lazım. Bu olursa cinsel uyum sorunu yaşanmaz.

NASIL YAPMALI?
Kabullendiğiniz fikirlerden kurtulmak: Açık havada seks, ellerini bağlamak… Fanteziler bile normlara bağlı, oysa tüm çiftlerin kendilerine has bir cinsel dünyası olmalı. Duyduğunuz fikirlerden vazgeçin, kendi oyun alanınızı yaratın.
Şaşırmak, şaşırtmak: Normalde hiç yapmadığınız bir şeyi denemek, konu seks olunca her zaman işe yarar.
Seksi konuşmak: Sadece yatakta değil, gün içinde de seks konuşmak, seksi konuşmak oldukça önemli. Gündelik mesajların arasına seksle ilgili bir mesaj daha sıkıştırmak. Bu tür küçük değişiklikler bile tahmin ettiğinizden çok daha fazla işe yarar.
Pratik yapmak: Bütün çiftlerin cinsel yaşamı arada bir monotonlaşır, ancak buna kendini kaptırmamak, bu durumu kabullenmemek önemli. Yeniliklere açık olun ve korkmayın.

ORTAK HAYALLER, ORTAK PROJELER

NEDEN ZOR?
Çocuk sahibi olmak, bir ev almak, yazın tatile çıkmak… Bu kadar temel, basit projeler bile çiftler için sorun olabiliyor. Çünkü ne olursa olsun bu tür planlar yaparken, insanın içinde ilişkisinin süreceğine dair umuda da sahip olması gerekiyor. “Kredi alsak, 10 yıl sonra hala beraber olur muyuz?” gibi düşünceler ilişkinizi baltalar. Bu tür hassas dengeler, sadece ilişkinin geleceğinden emin olmamak açısından değil, şahsi projelerini rafa kaldıran taraflar açısından da oldukça zor. “Bütün birikimimizi eve yatıracaksak, dünya seyahatine nasıl çıkacağım?” diye düşünenler, hayat müşterek demişler değil mi?

NEDEN ÖNEMLİ?
Hayatta eğer bir hedefiniz yoksa ilerlemeniz de mümkün değildir” diyor Psikolog ve Yaşam Koçu Alain Delourme. Bu sadece bireyler açısından değil, çiftler açısından da bir gerçek. “Birlikte bir projeye atılmak, birlikte bir hayal kurmak hem ilişkinin istikrarlı olmasını sağlar hem de güven duygusunu artırır.
İlişkinin ilk projesi ise, ilişkinin kendisidir. Bir çift olabilmeleri için çiftlerden her birinin bu ilişkiyi kurmak için derin bir arzu duyması ve ileride partnerine destek olup sorumluluk alacağının da bilincinde olması gerekiyor. İyi günde ve kötü günde beraber olacaklarına dair baştan inançları olması lazım. Birlikte tek başına olduğumuzdan daha güçlüyüz hissinin baskın olması, ilişkinin yürümesi için elzem. Bunu başardıktan sonra geri kalanı zaten çözülüyor. Bu olmayınca, diğerlerini de başarmak zor.
Çiftlerin geleceğe dair hayaller kurmaları hem ilişkiden sıkılmamalarını sağlar hem de birlikteliklerini güçlendirir. Bazı projeler de olmayıversin, önemli olan birlikte bir hayal paylaşmak. 32 yaşındaki Yasemin kendi deneyimini şöyle paylaşıyor: “Birlikte Kaş’a yerleşme planının tohumları ilk atıldığında öyle heyecanlandık ki ilişkimize bir anda renk geldi. Bunun için birbirimize yeni bir hayat kurmuş çiftlerin neler yaptıklarını içeren haberleri ve ev ilanlarını göndermek bile henüz ortada fol yok yumurta yokken ilişkimize heyecan kattı. Sevgilim benden önce gitti, buna rağmen hiç soğumadık. Sevgiliden suç ortağına döndük sanki. Veda partisi yaptığımızda taze bir çift gibiydik, hala da öyleyiz, bunu başarınca yurtdışına tatile de gittik, sanki güzel şeyler çorap söküğü gibi geldi.
Bir yandan elbette şahsi hayaller ve projelerinize sahip çıkmalısınız ve partnerinizin hayalleri ve projelerine saygı duyup onu dinlemelisiniz, zaman zaman saçma bile olsa. Ayrılık ve boşanmalarda, sevgilisinin, eşinin hayallerini ciddiye almamak en sık görülen durumlardan bir tanesi diyor Psikolog ve Seksolog Yvon Dallaire. Hem özgüven hem özgürlük hem de çift olma halini yaşatan şey, hayal kurmak; tek başına ve birlikte…

NASIL YAPMALI?
Kendi isteklerini ifade etmek: Her birey şahsi projelerini birbirine ifade edebilmeli ki zamanı geldiğinde bunlara çift olarak bakabilsinler. Kaç çocuk istiyorsunuz? Birlikte bir ev sahibi olmak istiyor musunuz? Bunları konuşarak nasıl yol alacağınızı adım adım bilebilmeniz mümkün.
Adım atmak: Bu hayaller için beraber bir şeyler yapmak partnerinizle bir oyuna dahil olduğunuzu gösterir. Gerekirse bu hayali ya da projeyi konuşmak için kendinize ayrı bir vakit ayırın; partnerinizle randevulaşın, dışarıda buluşup konuşun.

Derleyen: Sinem Dönmez

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

HER MUTSUZLUK HALİ DEPRESYON DEĞİLDİR

Sonraki Yazılar

CEVAPLARIMIZDAKİ GİZLİ ANLAMLAR