ask-heyecani

AŞK HEYECANI

 

 

Aşk ilk çocukluk heyecanlarımızın tekrarından ibarettir. Ancak bu heyecanlara hiç alışamayız; her yeni aşkta ilk kez bu duyguları yaşıyormuşuz gibi gelir ve her aşk heyecanı bize sıfırdan başlama cesareti verir. Dün tanıştığımız kişi için nicedir beraber olduğumuz kişiyi terk etmek, onunla butik otel açmak için işimizden istifa etmek, yelkenliyle dünya turuna çıkmak için varını yoğunu harcamak… Hepsini bize tereddüt etmeden aşk yaptırıyor! Peki ya sonuçları? Onu zaman gösterecek. Aşkımızı yüceltmemiz bizi onun karşısında savunmasız bir hale sokuyor. Oksitosin hormonu bizi ele geçirince, aklımız başımızdan gidiyor. Marie Laure Colonna, “Âşıkken duyguların yoğunluğu su götürmez bir gerçektir. Duyguların gücü, gerçekçiliğinin adeta kanıtı gibidir” diyor. Aslında aşk için her şeyi, herkesi geride bırakmak gibi radikal kararlar vermek, bilinçdışımızdaki arzularımızın bir tercümesidir. Yoksa bunu sadece sorumluluklardan kaçmak için bahane olarak mı kullanıyoruz? Çok uykuluyken yatağa atlayan biri gibi, biz de düşünmeden aşka atlıyoruz. Pek de mantıklı bir hareket değil. Peki ya aşkın verdiği körlük geçince, aşktan geriye ne kalacak? Bunu düşünmüyoruz.

Aşk illüzyonları

Hormon oyunları: Tanışma anında harekete geçen hormonlar, bizi bulutların üstünde hissettirir, zevkten dört köşe yapar, bize hayal kurdurur ve cesaret verir. Bizi karşı tarafa bağımlı kılar.

Hafıza oyunları: Bir kadına veya erkeğe âşık olduğumuzda, bebekken annemizle kurduğumuz o ilk duygusal füzyonel bağda gerileme yaşanır.

Yanılsama oyunları: Âşık olduğumuz kişiyi yüceltme eğilimi gösteririz ve ona baktığımızda sadece ona yakıştırdığımız özellikleri görürüz. Aşktan gözümüz kör olduğunda dikkatli hareket etmeliyiz.

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

HAYATIN DİZGİNLERİNİ ELİNİZE ALIN

Sonraki Yazılar

YOGAYLA AHENKLİ CİNSEL HAYAT