sevginin gücü

AŞK BAŞINIZI, SEVGİ DÜNYAYI DÖNDÜRÜR

Hayatınızda kaç kere âşık oldunuz? Bazıları her hafta âşık oluyor, bazıları hayatlarında hiç aşık olmamış, bazıları da yalnızca bir kere. Yine aşk sürekli dilimizde. Bir de asla bitmeyen tartışma var tabii, sevgi mi aşk mı daha önemli? Psikiyatrist Mehmet Sungur aşkın, sevginin ve uzun soluklu mutlu ilişkilerin bilinmeyen yönlerini anlattı.

Röportaj: Sinem Dönmez

Bir çifti anlamlandırırken aşkın varlığını kanıt kabul ediyoruz.

Bana genellikle ilk sordukları şey, aşkın ömrü ne kadar sorusu. Peki ya insanlara aşk bittiğinde onun yerine gelecek duygunun aşk kadar tatmin edici olacağını bilseydiniz bunu sorar mıydınız desek? Onun yerine gelen duygunun sevgi olduğunu bilseler, o zaman herhalde aşkı değil, sevgiyi yakalamaya çalışırlardı. Aşk başınızı döndürür, sevgi ise bütün dünyayı döndürür.

Peki, aşkla sevginin arasındaki fark ne bu durumda?

Aşkı sevgiden ayıran en önemli fark şu: Aşk şöyle der, “Seni seviyorum çünkü sana ihtiyacım var”, sevgi ise “Sana ihtiyacım var çünkü seni seviyorum.” Aşk bir ihtiyaç, sevmek ise bir sanat. Aşk bulunan, sevgi ise büyütülüp geliştirilen ve özen gerektiren bir yaşantı. Aşk yakıcı, sevgi ısıtıcı. Aşk bencil, sevgi verici. Aşk tutkulu bir duygu olarak yaşanırken, sevgi farkındalıklı, dingin ve doyurucu bir şekilde yaşanıyor.

Uzun birliktelikler, evlilikler için ne derdiniz?

Âşık olmak birini idealize etmek demek. Bütün olumlu özellikleri atfediyorsunuz, onda ne görmek istiyorsanız onu yani. O yüzden aşkı, görme kusuru olarak tanımlarım ben. Evlilik de bu görme kusurunun tedavisi. Yani aşk, hayal edilenle gerçek arasındaki fark fark edilinceye kadar geçen zaman dilimi. Aşk biraz daha hayali. İnsanın algılaması değişiyor; birbirinin temel mutluluk kaynakları olduğuna ve neredeyse birbirileri için doğduklarını düşünüyorlar, hayali bir birlikteliği temsil ediyor.

Bir çiftin var olması için ilk ve mecburi şart aşk mıdır?

“Mükemmelsin, ruh ikizimsin, birbirimiz için yaratılmışız…” Bunlar hep âşıkken söylenen şeyler. Hâlbuki sevgi bambaşka, bir ilişkiyi aşk başlatabilir ama aşk kendi başına devam ettiremez.

Sık sık âşık olmak iyi bir şey değil yani…

Aşk bitince her şey bitecek gibi görmemek lazım. İnsanlar bir kere âşık oluyor, bir daha, bir daha âşık oluyorlar. ‘O değilmiş, yanılmışım’ diyorlar. ‘O kesin dediğin ne oldu’ dersiniz, ‘o da değilmiş’ derler, sonra ‘bu seferki kesin’ lafını duyarsınız. Böyle insanlar âşık olmanın kendisini, âşık oldukları kişilerden daha çok seviyorlar.

O halde ilişki gemisini yürüten şey aşk değil?

Değil, sevgi. Partnerlerin güven ve sevecenlik içerisinde bir ilişkiyi sürdürebilmeleri sevgiye bağlı. Güvenin içinde bir sürü faktör var. Güvenin ne olduğunu ancak kaybettiğinizde anlarsınız. Güvenin içinde güvenilirlik, tahmin edilebilirlik, dürüstlük, adanmışlık, sadakat, inanç ve umut var.

Bu maddeleri biraz açar mısınız?

Tahmin edilebilirlik sıkıcı bir şey gençler için hâlbuki bir ilişkinin varlığı için çok önemli. Birinin ne yapıp yapmadığını biliyor olmanız güvenli hissetmenizi sağlıyor. Dürüstlük yalana yer vermemek demek, adanmışlık, zor zamanlarda da orada olmak demek. Ortak sınırlar, inanç ve umut da önemli. Örneğin, umut kaybolduğu zaman gidiyor kadınlar. Kadın ne zaman gider? Gelecekte de hiçbir şey değişmeyeceğine inandığı zaman gider. Kadınlar gittiği zaman onları geri getirmek mümkün olmuyor, çünkü çok uzun bir süreçte vermiş oluyorlar bu kararı.

Gidene kadar da hemen pes etmiyorlar, değil mi?

Evet. Ancak tamir etmeye değer bir ilişki olduğuna inanmanız lazım, herkes hata yapar ama siz öyle inansanız da kimsenin kahraman olmadığını görüyorsunuz. Acı muhteşem bir bilgi, acının gösterdiği adresi görecek kadar cesursanız. Acıdan öğrenmek yerine insanlar acıyı halının altına süpürüyorlar, o yüzden de aynı acıyı tekrar tekrar yaşayabiliyorlar. 

Peki, sorunları nasıl bertaraf etmeli?

Aşk ‘ben’leri yok etmek pahasına biz olma çabası, sınırları iyi çizilmiş bir evlilik ise ‘ben’leri koruyarak ‘biz’ olabilmek ve sadakatsizlik ‘biz’i yok etme riskini göze almak demektir.

Bu durumda bir birlikteliği mutlu bir birliktelik yapan şey nedir?

Mutlu ve mutsuz evliliklerde de aynı şeyler yaşanıyor. Aynı sorunlar var. Peki, fark ne? Mutlu çiftler, sorun oluştuğu zaman, birlikte sorun çözmeyi öğrenen çiftlerden oluşuyor. Sorun çıktığı zaman eşlerden birinden değil, eşler arasındaki ilişkiden kaynaklandığını düşünen, her iki eşe ait yanların da olabileceğini anlayan, birbirlerini değil, sorunu karşıya alan çiftler mutlu. Mutsuz çiftler ise birbirlerini karşısına alıyorlar.

Peki, iyi bir ilişkide biraz araya mesafe koymak lazım değil mi? Herkesin kendine özel bir alanı olmasın mı?

Filozof Halil Cibran şöyle der: “Birbirimizle aynı olmayalım sıkılabiliriz, farklı da olmayalım, ayrı düşeriz.” Evlilik birlikteliğin tek başınalığa zaferidir. İnsanın bağ kurma ihtiyacı var, evlilik de bunun yasal ve sosyal anlamda onay alan formu. Tabii ki ben evlenmeden evvel vardım diyorsunuz, farklı bir hayatım, hobilerim vardı, tek başınalığı biliyorum. Hobilerini, beklentilerini, ideallerini evliliğe getiriyorsun. Ama onunla o olduğu için evlendiniz zaten. Şimdi, biz olmaya çalışacaksınız. Tek olduklarından daha mutlu olacaklarına inandıkları için evlenir insanlar.

Seksin iyi olmaması sadakatsizliğin bir mazereti mi?

Başkalarını elbette beğenebiliriz ama her çekici olan şeyi zimmetimize geçirmek zorunda değiliz. Herkesin yapmadığını yapabilme sanatı evlilik. İnsanın en çok kendine güvenini artıran şey, yüzlerce insan varken, o elleri tutabileceğiniz halde tutmayabilmek, her uzatılan ele uzanmamak.

Tartışmalarda ne yapmak lazım?

Önemli olan kimin haklı olduğu değil. Bir ilişkide birinin hoca, anne, baba olmaması lazım. Hoca, baba, ana olursanız, seks yapamazsınız. Sürekli bir tarafın neyin doğru, neyin yanlış olduğunu söylemesi ilişkinin simetrisini bozuyor. Ve bu roller eninde sonunda değişiyor. Bir zamanlar hoşuna giden şey artık hoşuna gitmiyor. Önce koşan, arkadan gelene laf etmeyecek; o zaman bekleseydin onu, yan yana yürüseydiniz.

İnsan sevmek için kendini mi sevmelidir önce?

Kendine şefkat göstermeyi beceremeyen başkalarına göstermeyi beceremez. Kendinize aferin demeyi bilebilmek, aynada kendinizle gurur duyabilmek çok önemli. İnsan başkalarını istediği gibi yanıltabilir, kendinizi yanıltamıyorsunuz. Sevgi ve şefkat artık lüks şeyler değil, birer gereksinim. Onlar olmadan insanlığın ayakta durması çok zor. Başka insanlara şefkat gösterebildiğiniz oranda dünyanız büyüyor.

Etiketler:
Önceki Yazılar

RUHSAL YORGUNLUĞUNUZU YENEBİLİRSİNİZ

Sonraki Yazılar

ŞARKI SÖYLEMEK İYİLEŞTİRİYOR

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir