Two female friends sitting on sofa and arguing with each other

ARKADAŞIMIZA HER GERÇEĞİ SÖYLEMELİ MİYİZ?

 

 


Çok ince bir çizgidir, arkadaşınıza doğruyu söyleyip söylememek. Çünkü söyleseniz bir türlü, söylemeseniz başka türlüdür. Bu tür zorlu anlarda arkadaşınızla doğru iletişim kurabilirsiniz.  

Aldatma, aile sırları, eleştirilerle yüzleşme gibi şeyleri görmezden gelen bir arkadaşa, kim hiç tereddüt etmeden gerçekleri söyleyebilir? Gerçek arkadaş konuşan mıdır yoksa sessiz kalmayı tercih eden mi? Açıkçası bunun bir kuralı yok. Ancak susmaya ya da konuşmaya karar vermek çok önemli.

Derinlemesine düşünmek için zaman tanımanız gerekir. “Aramızda hiçbir zaman saklı gizli bir şey olmayacak. Söz mü? Ben söz veriyorum!” En yakın arkadaşıyla arasında bu diyalog geçmeyen var mıdır? Bu durumda arkadaşlıkta kaçınılmaz olarak bütün gerçekler söylenir diye düşünebiliriz. Zaman geçtikçe bir taraf diğeri hakkında kanaat sahibi olur. Arkadan çevrilen işler, sadakatsizlikler, işten çıkarılma… Birçok ihtimal olsa da tek bir soru var: Gerçeği söylemek arkadaşlığın bir kanıtı mıdır? Kesin olan bir şey varsa o da konuşmaya ya da tam tersine susmaya karar vermenin çok önemli olduğu. Ve bu konuşma bıçak sırtıdır. Yaptığınız seçimin nedenlerini sorgulamak ve ağzınızı açmadan önce “üç kere yutkun sonra konuş“u uygulamanızda fayda var.

Neden konuşmalıyız?

Arkadaşıma, eşinin onu aylardır aldattığını söylemeye çekiniyorum” diyor Pınar. Bu tür bir açıklamada bulunmanız arkadaşlığınızı derinden sarsabilir. “Konuşmadan önce kendinize neden diye sormalısınız. Neden konuşmalı ya da susmalısınız? Ayrıca arkadaşınız, kendiniz ve ilişkiniz için ne istediğiniz üstüne düşünmelisiniz” diyor Psikiyatr Serge Hefez. Kısacası, konuşma ihtiyacını sorgulamak için kendinize şu soruları sormalısınız: Bu fikir diğeri için iyi mi? Taşıdığınız sırrın ağırlığından mı kurtulmak istiyorsunuz? Kendimize dair nasıl bir izlenim bırakmak istiyoruz?

Şüphesiz, söylenmeyen şeyler ilişkide bir dengesizlik meydana getiriyor; bilen ve bilmeyen taraf olarak. “Bilen kişi hakim ve üstün taraf oluyor. Diğer yandan yalan söz konusuysa, durum daha da tehlikeli bir hal alabilir. Ancak yalanların koruyucu bir tarafı da vardır. Diğerini üzecek bir gerçekten, olaydan ya da sırdan korumayı sağlarlar” diyor Serge Hefez. Çünkü bazen gerçek saklanmalıdır. Canan da böyle düşünüyor: “Yaklaşık bir sene evvel yakın bir arkadaşımın babasının metresi olduğunu öğrendim. Bunu arkadaşıma söylemedim. Babasının yaptıkları beni ilgilendirmez. Arkadaşlık bazen onun iyiliğini gözetmektir. Gerçeği bilmesi ona hiçbir şekilde iyilik getirmeyecek.

Yararlı mı?

Gerçeği söylemek her zaman iyi olmayabilir. Otobiyografiler, itiraflar, sıradan kişilerin hayatlarını olduğu gibi yansıtan televizyon programları, politik söylemler… Günümüzde gerçeği söyleme eğilimi devam ediyor. Serge Hefez, “Arkadaşlık öncelikle yalan söylememe üstüne kuruludur, ancak bu, tüm gerçeği söylemek anlamına da gelmiyor” diyor ve ekliyor: “Arkadaşlıkta, yanlış olan şeyleri söylemek ya da söylememek her zaman kolay değildir. Bu, doğruluk ve sadakat kavramlarının sorgulandığı noktadır. Ayrıca biri diğerine gerçekleri anlattığında, üçüncü bir kişiye karşı koalisyonun temelleri atılmış olur. Örneğin bir sadakatsizlik durumunda, arkadaşlığımızın eşimiz ile olan ilişkimizden daha gerçekçi olduğunu görüyoruz. Ancak hiçbir şey bir koalisyondan daha kırılgan değildir.

Arkadaşınızın bunu öğrenmesi faydalı mı olacak, zararlı mı? Bunu iyice değerlendirmeniz gerekiyor. Örneğin evvelsi gece eşinin yaptığı çılgınlıklardan ya da aile sırlarından ona bahsetmek gibi. Ceren, bir arkadaşının depresyonda olduğunu görünce onunla konuşmaya karar vermiş: “Bu durumda artık susamazdım. Dürüstlük, arkadaşlığın temellerinden biridir benim için. Hele bu durumda tehlikede olan birini uyarmamak olmazdı.” Psikanalist Claude Halmos’a göre, “Gerçek bir tehlike söz konusuysa, mutlaka konuşmanız gerekiyor. Çünkü bu noktada tehlike, arkadaşlığın önüne geçiyor. Bize her zaman doğruların söylenmesi isteğimizin ardına saklanma fikri kolaydır, ancak karşı tarafın da sizinle aynı şekilde düşüneceğinin bir garantisi yok“.

Bilmek istiyor mu?

Gerçeği bize sordukları zaman söylemeliyiz. Aksi halde ne bize bu hakkı tanıyor?” diyor Halmos. Bir gerçeği açığa çıkarıyor olmanız sanki karşı tarafın işine karışıyorsunuz gibi algılanabilir, özellikle gerçeği duymak istemeyenler tarafından. Aras, arkadaşının şu anki sevgilisi ile 10 sene önce birlikte olduğunu itiraf etmiş. “Arkadaşıma karşı dürüst olmak ve bu ağırlığı daha fazla kaldıramadığımdan bunu itiraf ettim. Arkadaşımsa bu itirafı kaldıramadı. Beni nasıl konumlandıracağını bilemedi. Söylediğime pişmanım, çünkü arkadaşımı kaybettim.” Konuşmaya başlamadan önce arkadaşınızın neyi görmezden geldiğini kendinize sorun. “Özel durumlar dışında, biri bir şeyi görmüyorsa, belki de görmek istemediği içindir” diyor Halmos. “Ama bunu bilmeye hakkı var, yargılamak söz konusu bile değil. Asıl sorulması gereken, eğer arkadaşınız gerçeği bilmek istiyorsa, bunu kaldırmaya hazır mı?

Hepimiz arkadaşlarımızla aramızda her şeyi açık açık konuşabildiğimizi düşünürüz. Ancak gerçeğe gereğinden fazla değer biçmek, riskli durumları da beraberinde getirir. Bütün yalanları yasaklamak arkadaşlık ilişkisindeki saygı ile uyuşmaz. Serge Hefez şöyle diyor: “İkili düşünceden çıkmak gerek. Ne tamamen gerçeklik ne de yalan tarafındayız, ikisinin ortasında, gri bir bölgedeyiz. Gerçek, asla her şeyi söylemez, bu mümkün değil. Yalan ise biraz da olsa bir şeyler söylemektir.

Yazı: Margaux Rambert, Derleyen: Ekin Nazlı

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

“GÜRÜLTÜYE TAHAMMÜLÜM YOK”

Sonraki Yazılar

REHBER KÖPEKLER ENGELLERİ YOK EDİYOR