anne-ve-cocuk-arasindaki-iletisim-sorunu

ANNELERİN SORUMLU TUTULDUĞU KONULAR

Annelerin devamlı olarak sorumlu tutulduğu konular arasından iki tanesi var ki çocuklarının sağlığını son derece etkiliyor: Anoreksi hastalığı ve otizm.

Anoreksi: Burada söz konusu olan besin ve bedendir. Çünkü anne hem besleyici rolündedir hem de anne ile çocuğunu birbirine bağlayan ilk köprü bedendir. Çocuğun beslenme düzeninin bozulması kaçınılmaz olarak anneyi bağlar. Anne, çocuk için “zarar” etmeni olduğundan değil, çocuğuyla arasındaki iletişim sorunlarından dolayı sorumlu tutulur. Bunda anne-çocuğun iletişimine müdahil olan büyükanne, dede gibi diğer akrabaların da etkisi olabilir. Öte yandan, Freud’dan beri psikanaliz disiplini anoreksi hastalığının derininde cinsel kimliğini bulamama sorununun yattığını savunur. Zira çocuk bu arayışını gerçekleştirebilmek için anneye olduğu kadar babaya da ihtiyaç duyar ve babanın yeterince varlık göstermemesi, özellikle kız çocuklarında anoreksi hastalığının baş göstermesiyle sonuçlanır. Baba “yok” ise, çocuk da kendini yok hisseder. Ve bu durum annenin aleyhine döner, çünkü anne her ne kadar görevlerini yerine getirse de, çocuk yaşadığı sorunlardan onu sorumlu tutar.

Otizm: Amerikalı çocuk psikiyatrı Leo Kanner 1940’lı yıllarda,“buzdolabı anneler” veya “soğuk anneler” terimlerini ilk kez ortaya atan kişi oldu. Kanner’e göre, çocuklarına şefkat göstermeyen ve onlarla iletişim kurmayan bu anneler çocuklarının zekâsında otizme kadar gidebilen gerilemelere sebep oluyordu. Kısa süre içinde özellikle psikanalistler tarafından bu teze o kadar tepki gösterildi ki Kanner tezini yeniden ele aldı. Ama olan olmuştu artık; teorisi neredeyse tüm ABD’ye yayılmıştı. Bunu kolaylaştıran da çocuk psikanalisti Bruno Bettelheim’dı. Bettelheim anneleriyle iletişim sorunu yaşayan çocukların sağlıklarının bozulmaması için evden uzaklaştırılmalarını savunuyordu. Konu hakkında yazdığı yazılardan anladığımız kadarıyla, anne ile olan sağlıksız iletişimden çocukların kurtarılması gerektiğini söylüyordu. Ancak o yıllardan bugüne yapılan bilimsel çalışmalar sayesinde bu fikirler geçerliliğini yitirdi. Zira otizme sebep olan birçok faktör olduğu ve genelde genetik sorunlardan kaynaklandığı kanıtlandı.