psikoterapi 1

ANNE SORUNLARI


 Her ay bir Psychologies okuru Psikiyatr ve Psikanalist Robert Neuburger’le ön görüşme yapıyor. Bu ayki okuyucumuz 24 yaşındaki Morgane.

Ben 10 yaşındayken babam intihar etti. Annem hayata devam etmekte çok zorluk çekti ve hep depresifti. Hep onun yanında oldum ve ilgilendim. Son zamanlarda babamın ölümünü sık sık düşünüyorum. Bazen bu yükün altında boğuluyorum” diye söze başlıyor Morgane.

Robert Neuburger: Siz 10 yaşındayken, babanız iyi değil miydi?

Morgane: Değildi, hep hastaydı. Boş gezdiği dönemler olurdu. Bazen haftalarca yok olurdu ve sonra enkaz halinde eve dönerdi. Alkolikti. Annem kansere yakalanınca, yardımcı olması için ondan içkiyi bırakmasını istedi. O da bıraktı ama günlerini karanlık bir odada uyuyarak geçiriyordu ve hep aşırı sinirliydi.

  1. N.: Tek çocuk musunuz?

M.: Dört kardeşim var. Babam üç kardeşimi evlat edinmiş, çünkü onlar annemin başka adamlardan olan çocukları.

  1. N.: Anneniz maceraları seviyormuş!

M.: (Gülüyor) Erken yaşta anne olmuş. İlk çocuğunu 15 yaşında doğurmuş.

  1. N.: Kendinizi ilk ne zaman kötü hissetmeye başladınız?

M.: Geçen sene, annemin bir günü bir gününü tutmaz hale gelince, onu yönetememeye başladım.

  1. N.: Hep kendinizden bahsediyorsunuz. Kardeşleriniz annenizle ilgilenmiyor mu?

M.: Son aylarda biraz ilgilenmeye başladılar. Hastalığını ciddiye almıyorlar. Psikolojik olduğunu söylüyorlar. Annem ve üç kardeşim Marsilya’da yaşıyor. Ben Bordeaux’da yaşamama rağmen annemle ilgileniyorum.

  1. N.: Siz ailenin en küçük çocuğusunuz. Bu yüzden annenizle en çok zaman geçiren de siz misiniz?

M.: Evet. Kardeşlerim çok genç yaşta evden ayrıldılar. Ben annemle yalnız kaldım. Bir dönem durumu iyiye gidiyordu ama ben de okulum için evden ayrılınca kötüleşti.

  1. N.: Hayatınız nasıl gidiyor?

M.: İyi denemez. Annem için hep endişe duyuyorum. Babamın vefatından önce, o da intihar girişiminde bulundu. Daha önce de intiharı denemiş. Halbuki o dönem çalıştığı sürücü kursundaki işinden memnundu. Kendini iyi hissetmiyorken bile evi geçindiriyor ve çocuklarıyla ilgileniyordu. Fakat ben evden ayrılınca, tekrar intihar girişiminde bulundu ve günlerce hastanede kaldı.

  1. N.: Kardeşlerinizle aranız nasıl?

M.: Çok yakın değiliz ama ilişkilerimiz iyi. Beni sadece annem hastaysa arıyorlar.

  1. N.: Onların anneleriyle daha çok ilgilenmesi gerektiğini söylemeye cesaret edemiyor musunuz?

M.: Ediyorum ama kolay değil. Üstelik annem hep beni istiyor. Bazen doktorlarından çok bana açılıyor. Onun psikoloğu ve psikiyatrıyla ben iletişim halindeyim. Hastaneye son yatışında bir gece kriz geçirince hemşireleri çağırmak yerine beni aradı. “Beni sen anlıyorsun, sadece sen beni yatıştırabilirsin” dedi. O dönem her hafta sonu hastaneye gidiyordum.

  1. N.: Kendinize ait bir hayatınız var mı?

M.: Var. Beş yıldır süren bir ilişkim var. Başlarda bana eşlik ediyordu ama sonra havlu attı ki bu çok normal. Benim için annemle ilgilenmek merakta kalmamamın tek yolu. Aksi takdirde, bir şey mi oldu diye endişe ediyorum.

  1. N.: Kardeşlerinizle bir toplantı yapsanız ve her hafta dönüşümlü olarak anneyle ilgilenmeyi teklif etseniz ve bunun sizin yükünüzü hafifleteceğini söyleseniz?

M.: Bilmem… Kız kardeşlerimden biri annemin evine yakın bir yerde çalışmaya başladığından beri ziyaretine gidiyor. Erkek kardeşlerimden biri sadece Noel’de görüşmek istiyor. Diğer kız kardeşim sadece kendi sorunu olduğunda annemi görüyor. Diğer erkek kardeşim ise sadece annem hastanelik olduğunda ilgileniyor. Bana annemin eninde sonunda intihar edeceğini söylüyor.

  1. N.: Babanızın intihar ettiğini bilmiyor mu ki size böyle şeyler söylüyor?

M.: Doğru… Aslında kibar biridir. Babamın ölümüyle o da çok sarsıldı. Annem için de kendini hazırlıyor.

  1. N.: Peki, erkek arkadaşınız ne diyor bu duruma?

M.: Kardeşlerimle sorumluluğu paylaşmam gerektiğini söylüyor. Ne onlara ne anneme güvenmediğimi söyleyince de kavga ediyoruz. Annem diğer çocuklarına da açılsaydı, elbette dengeler farklı olurdu ama istemiyor. Erkek arkadaşım beni hep üzgün, uykusuz ve endişeli görüyor. Artık bunun böyle devam edemeyeceğini söylüyor.

  1. N.: Annenizle yeterince ilgileniliyor. Bir sağlık ekibi mi var etrafında?

M.: Evet, bir psikiyatr ve bir psikolog. Her sabah hastaneye gitmesi lazım. Gitmediğinde beni arayıp haber veriyorlar.

  1. N.: Siz bunları anlatırken şunu düşünüyorum: Sanki annenizle sağlıksız bir ilişkiniz var ve eğer iyileşirse, onu bu kadar sık görmeye gitmeyeceğinizi düşünüyor.

M.: Bunu ben de düşündüm ama ne yapabilirim ki?

  1. N.: Sorun ne onda ne de sizde. Sorun sizin aranızda. Arkadaş çevresi var mı?

M.: Çalışırken arkadaşları vardı ama onların kendisini böyle görmesini istemediğini söyleyip iletişimini kesti.

  1. N.: Görünen o ki siz ailenin sorumlusu olarak bellenmişsiniz ve ne yazık ki bu sistem gayet iyi işliyor. Bu yüzden hiçbir ilerleme yok. Kendinizi annenizle ilgilenmek zorunda hissediyorsunuz. Anneniz de hasta kalmak zorunda hissediyor. Bu bir sevgi ilişkisi değil. Bu, suçluluk duygusu temelli bir ilişki. Endişe ve korku üzerine kurulu. Bir an gelecek ondan nefret edeceksiniz ve bu bana gayet olağan görünüyor. Benim önerim, bu sağlıksız ilişki tarzından çıkıp çıkamayacağınızı görmeniz için beraber terapi almanız. Sormanız gereken soru şu: Biz ne yapıyoruz? Annemi sevmeye devam etmek istiyor muyum? Kızımı sevmeye devam etmek istiyor muyum?

M.: Araya mesafe koyarsam hayatını sonlandırmasından korkuyorum.

  1. N.: Ama siz gece gündüz onun başında duramazsınız ki. Kendinize ait bir hayatınız var. Bu önerim ondan uzaklaşmanız değil, ilişkinizi yeniden tanımlamanız için. Bu konu hakkında terapist eşliğinde annenizle konuşmalısınız. Bana öyle görünüyor ki kendini en yakın gördüğü çocuğu sizsiniz. Hatta istediği tek çocuk sizsiniz.

M.: Evet, bana da öyle görünüyor.

  1. N.: Siz ideal evlat profili çiziyorsunuz. Babanızın intiharına rağmen ayakta kalmışsınız. Sevildiğiniz çok belli. Ancak annenizle bu ilişkiniz bir an evvel çıkmanız gereken bir kısırdöngüye dönüşmüş.

Gizlilik sebeplerinden dolayı isimler ve bazı bilgiler değiştirilmiştir.

BİR AY SONRA

Morgane: Yaptığımız ön görüşme sayesinde annemle olan ilişkime tanı koyuldu. Sorunlarımın kaynağında bu ilişkinin yattığını bilinçdışımda zaten biliyordum. Terapist, ilişkimizin sağlıklı olmadığını ve annemin bu yüzden iyileşmediğini anlamamı sağladı. Şimdi sıra annemi beraber terapi almaya ikna etmekte! Bu konuyu ona açmayı deneyeceğim. Beni bekleyen geleceği geniş açıyla görmek ve ne yapmak istediğime karar vermek için bir psikologla görüşeceğim.

Robert Neuburger: “Söz konusu durum genel bir soruna işaret ediyor. Bu tip ilişkiler benim ‘ikame ilişkiler’ ismini taktığım ve iki kişi arasında sevgi temelli olduğundan şüphe ettiğim ilişkilerdir. Bu ilişkiler, aynı Morgane örneğinde olduğu gibi, her daim suçluluk, endişe duygusu ve bunun da ötesinde korku, şiddet ve şantaj üzerine kuruludur. Dolayısıyla acı çekmek kaçınılmazdır. Bir insan ilişkiyi tamamen koparmadan kendini geri çekmeyi nasıl başarabilir? Üstelik bağları koparmak ve uzaklaşmak gerçek bir çözüm değildir. Morgane endişe duymadan annesinden uzaklaşmakta çok zorlanıyor. Üçüncü şahısların müdahalesi ve yardımı bu noktada elzemdir. Morgane’ın annesiyle birlikte aile terapistine gitmesi gerekiyor.

Yazı: Aude Merieux, Fotoğraflar: Bruno Levy, Çeviri: Hazal Louze

 

 

Önceki Yazılar

İSTANBUL KAHVE FESTİVALİ

Sonraki Yazılar

HER ŞEYİ KONTROL ETMEK