anne-cocuk-iliskisi

Anne-Çocuk İlişkisi

Psikolog ve psikodramatist Şule Öncü, Alzheimer olan ve anılarını yitiren anneye bakmanın anne-çocuk ilişkisini ve geçmişe dönük hesaplaşmaları nasıl etkilediğiyle ilgili sorumuzu şöyle yanıtlıyor:

Alzheimer olan anneye eşlik, oldukça üzücü, yıpratıcı bir süreç. Fiziken orada olan ama ruhen olmayan biri var ve o kişi bir zamanlar en yakınınızdı. Durum böyle olunca, onunla aranızdaki ilişkiyi de bıraktığınız yerde bulamıyorsunuz ve her karşılaşmada yeniden inşa etmek zorunda kalıyorsunuz. En çok da bu yüzden yıpratıcı. “Hesaplaşma” dediğiniz iyi oldu. Burada bir yeniden adlandırma gerektiğini düşünüyorum. Çünkü “hesaplaşma” çoğu zaman geçmiş borçların tahsil edilmesi olarak
anlaşılıyor ki geçmiş geçmişte kaldığı için bu pek de mümkün değil. Onun yerine “yarım kalan işlerin tamamlanması” diyebiliriz belki; yani kurulmamış cümlelerin kurulması, sorulmamış soruların sorulup cevapların alınması, edilmemiş kavgaların edilmesi, açığa çıkmamış duyguların yaşanıp ifade bulması, yanlış anlaşılmaların düzeltilmesi, dilenmemiş özürlerin dilenmesi, gerçekleşmemiş karşılaşmaların ve kucaklaşmaların gerçekleşmesi, edilmemiş vedanın edilmesi… Ve tabii bunu ebeveynle karşılıklı yapabilmek için onun da işlevsel bir belleği olması gerek. Belleğin olmadığı yerde muhatabınız da yoktur. Dolayısıyla yarım kalan işleri muhatabınız artık burada değilmiş gibi, o kişinin gıyabında tamamlamalısınız. Vefat etmiş ebeveynin ardından da yapılması gerekebiliyor bu saydıklarımın ve bunun için hem bireysel hem de grup terapilerinde kullandığımız yaşantısal teknikler oldukça etkilidir. Yarım kalan işlerin tamamlanması, Alzheimer durumunda o kişiden artakalana şefkat duyabilmek adına çok önemli.

 

 

Önceki Yazılar

Çocuklar için Bağımsız Oyun Neden Faydalı?

Sonraki Yazılar

İzlemek için Üç Neden: Bugün Aslında Dündü