anlam-yolu-ile-terapi

ANLAM YOLU İLE TERAPİ

 

 

 “Anlam terapisi, geri dönüşsüz bir kaderle karşı karşıya olan kişiler üzerinde oldukça etkili

Bir insan zorlu hastalıklara rağmen nasıl hayata tutunabilir? Logoterapi ya da diğer adıyla anlam terapisi, bu soruya yanıt vermeyi sağlayabiliyor.

İnsanı hayata bağlayan anlamdır

“Anlam yolu ile terapi” olarak özetlenebilecek logoterapi, İkinci Dünya Savaşı’nda, Auschwitz Toplama Kampı’ndan sağ çıkabilmiş Viyanalı doktor ve psikoterapist Viktor Frankl tarafından ortaya kondu. Viktor Frankl da, psikanalizin kurucusu Sigmund Freud ve bireysel psikolojiyi kuran Alfred Adler gibi Viyanalıdır. Yaklaşımı, Üçüncü Viyana Psikoterapi Okulu olarak anılıyor. Viktor Frankl, birçok dile çevrilerek dünyaya yayılmış kitabı “İnsanın Anlam Arayışı”nda hem toplama kampındaki deneyimlerini hem de logoterapinin ilkelerini paylaşıyor.

Türkiye’de de 2016 yılında, Viktor Frankl’ın öğretisini ve logoterapiyi yaygınlaştırmayı amaçlayan Viktor Frankl Enstitüsü kurulmuş bulunuyor. Enstitünün kurucusu ve logoterapi eğitmeni Memduh Özmert bu terapinin temel yaklaşımını, “En kötü koşullara katlanabilmek ve hayatta kalabilmek ancak yaşamın bir anlam taşımasıyla mümkün olabilir” diyerek özetliyor. Bu anlam, kişiyi en olumsuz koşullarda bile koruyabiliyor.

Hayata anlam vermek, hastalıkları aşmayı sağlıyor.

Yaşamda anlam bulmak ve bir amaca sahip olmak, insana aşkın bir bakış açısı kazandırıyor. Kişi hastalıkların ve zor koşulların ötesine geçiyor. Özmert, “İnsanın hayattaki anlam istenci, en temel motivasyon kaynağıdır ve psikolojik olgular içinde en insancıl olanıdır” diyor. Bu özellik bizi, varoluşunun anlamını sorgulamayan ve bundan kaygı duymayan hayvan dostlarımızdan ayırıyor.

Hayatta bir anlam bulmanın beden üzerinde nasıl bir faydası olduğunu sorduğumuz Özmert, “Anlam ve amaç yönelimi insanın tinsel ve manevi kaynaklarına yönelmesini, somatik veya psikolojik hastalıklar üzerine çıkabilmesini, kaderini kendi eline alabilmesini olanaklı kılar” diyerek yanıtlıyor.

Logoterapi kronik ve tedavisi olmayan hastalıklarda öneriliyor

Özmert, logoterapinin geri dönüşü olmayan bir kaderle karşı karşıya bırakan, yani kronik hastalıkların yanı sıra beklenti kaygısı, fobi, obsesif-kompulsif bozukluk, cinsel uyumsuzluk, uykusuzluk gibi psikolojik ve psikosomatik kökenli rahatsızlıklarla baş edilmesine de katkı sağladığını açıklıyor.

Kişi hayat hikâyesini bir anlam çerçevesinde tekrar düşündüğünde, hayatın zorlu sınavlarına karşı dayanıklılık ve güç kazanıyor. Özmert bunu şu sözlerle ifade ediyor: “Özellikle, geri dönüşü olmayan ölümcül bir hastalık, kaçınılmaz bir acı veya varoluşsal suçluluk gibi trajik kader durumlarında ümitsizliğin üzerinden gelinebilir. Logoterapi bu tip değiştirilemez kader durumlarında, kişinin son özgürlük alanı olan,

‘Koşulumu değiştiremiyorsam, tutumumu değiştiririm’ perspektifini kazanarak hayatının anlamını keşfetmesine yardımcı olur. Zira yaşam son ana kadar keşfedilecek anlamlar içerir.” Özmert’in görüşünden anlaşıldığı gibi, insan aslında tahmin ettiğinden çok daha güçlü ve bu gücünü hastalıklar karşısında da gösterebilir. “Özgür irade sahibi olarak kişi, yaşadığı trajediden bir insanlık zaferi yaratabilir. Evrende biricik olarak yaşadığı trajedide, çektiği acıda bir neden bulan, kim için ve ne için acı çektiğini sezen kişi her duruma katlanacak güce ulaşır.”

 

 

Önceki Yazılar

ÇIPLAK AYAKLA KOŞMAK

Sonraki Yazılar

DEĞİŞEN BABALIK ANLAYIŞI