anksiyete-rahatsiz-edici-bir-hastalik

ANKSİYETE RAHATSIZ EDİCİ BİR HASTALIK

 

 

Ağız kuruluğu, boğazda daralma hissi, hızlı ve korkutucu çarpan kalp ve kişiyi ikiye katlayan bağırsak sancıları… Bu zor hisleri kim daha önce hissetmedi? Anksiyete zihinde oluşmaya başlıyorsa da, ruhtan taşarak vücudu istila ediyor. Genelde magnezyum eksikliğine atfedilen rahatsızlık hissini ve uyuşma, kramplarla ortaya çıkan tetaniyi psikanalistler kaygıların psikosomatik bir tezahürü olarak yorumluyor. Yaygın ve tekrarlayan ağrılarıyla fibromiyalji için de aynı görüş paylaşılıyor. Psikologlar, halk arasında hastalık hastalığı olarak da bilinen hipokondriyi ise ölüm kaygısının bir ifadesi olarak görüyor. Freud’un Almancada “angst” olarak ifade ettiği bu yoğun kaygının kelime kökü “boğulma” anlamına geliyor. Psikanalistlerin daha çok “endişe” veya “kaygı” terimleriyle ifade etmeyi tercih ettikleri anksiyetenin iki temel formu bulunuyor. İlki, tek başına hayatta kalamayacak olan bebeğin yaşadığı stres hali; ikincisi ise hayatın ilk cinsel heyecanlarıyla bağlantılı, suçluluk duygusuyla karışık ve sonrasında ölüm korkusuna dönüşecek olan hadım edilme kaygısı olarak tanımlanıyor. Psikanaliz, kaygının veya endişenin yaşanan bir eksikliğin sonucu olduğunu ifade ediyor. Bu; diğerinin varlığının eksikliği, kişinin eksik hissetmesi, hayata dair referans eksikliği, güven veren bir model kişinin eksikliği olabilir. Bazen de kişi kendini diğeri tarafından sınırları ihlal edilmiş ve boğuluyor hissettiğinde, eksiklik özlemidir.

 

 

Önceki Yazılar

SPOR YAPMAK ALZHEİMER RİSKİNİ AZALTIYOR

Sonraki Yazılar

GENÇ İŞSİZLİĞİ