anksiyete-bozuklugu-nedir-anksiyete-belirtileri-nelerdir,-nasil-gecer (3)

ANKSİYETE BOZUKLUĞU NEDİR: ANKSİYETE BELİRTİLERİ NELERDİR, NASIL TEDAVİ EDİLİR?

 

 

ANKSİYETE NEDİR?

Anksiyete, kişinin sosyal ilişkilerinde, mesleki ya da akademik yaşamında, geleceği ve hayatı ile ilgili aşırı sıkıntı, kaygı ve endişe hissetmesi durumudur.

Yaygın anksiyete bozukluğu olan kişiler, kendi ve sevdikleri kişilerin sağlıkları, iş yerinde meydana gelebilecek sorunlar, maddi problemler, gelecekte olacaklar ve ilişkileri ile ilgili endişelenirler ve kendilerini huzursuz ve mutsuz hissederler. Kişinin sahip olduğu olumsuz ve kaygı uyandıran düşünceler kişinin mutsuz ve çaresiz hissetmesine neden olur.

Anksiyete bozukluğu olan kişiler dünyayı tehlikeli ve tehdit içeren bir yer olarak algılarlar. Çevrelerindeki durumları tehlikeli algılar ve kendi tehlikeyle baş etme becerilerini de yetersiz görürler. Bu kişiler her an kötü bir olay olacakmış gibi bir endişe duygusu ile yaşarlar. Çevrelerinde gelişen olayların kontrolleri dışında olduğunu hissederler ve bu da huzursuz hissetmelerine neden olur.

Peki, stresten farkı nedir?

Stres, içinde bulunulan bir duruma verilen anlık veya kısa süreli bir tepkidir. Stres daha doğaldır ve duruma uygun görünür. Ancak anksiyete daha geniş bir alana yayılmıştır ve kişiyi uzun süre rahatsız eder. Stres gelip geçici bir durum şeklinde hissedilir ve çoğu zaman kişinin işine yarar. Anksiyete ise daha kalıcı bir durumdur ve kişiye zarar verir. Kişi kendisini çok stresli olarak tanımlıyor olabilir ancak bu duygular uzun süredir yaşanıyorsa bu durum anksiyete olarak değerlendirilmeli ve yardım alınmalıdır.

Kadınlarda anksiyete riski iki kat daha fazla.

Çocuk bakmak, partnerle yapılan tartışmalar, biriken faturalar, yetiştirilmesi gereken işler ve daha nicesi… Kalbinin sıkıştığını hissediyorsun; ama aynı zamanda aylardır bir dakika bile egzersiz yapma şansını bulamamışsın.

Stres, hayatımızın bir parçası konumunda. Araştırmalar ise son 30 yılda insan hayatında stresin yükselişe geçtiğini gösteriyor. Fakat tecrübe ettiğin şeyin stresten daha fazlası olup olmadığını nasıl anlayacaksın?

Anksiyete bozuklukları en yaygın mental rahatsızlıklardan biri. Çalışmalar ise kadınların erkeklere kıyasla 2 kat risk altında olduğunu belirtiyor. Ayrıca, anksiyete durumunda kadınların hayatı daha olumsuz etkileniyor. Acile yapılan başvurular, işe gitmeme ya da doktora başvurma oranları kadınlarda daha fazla görülüyor. Peki niçin kadınlar anksiyeteye daha yatkın? Neden bu konunu daha fazla ciddiye almalısın?

Anksiyete bozuklukları söz konusu olduğunda, cinsiyet farklılıkları açısından ortaya birkaç farklı açıklama koyabilmek mümkün. İlk açıklama, tıpkı tüm mental problemlerde olduğu gibi, anksiyete teşhisi konulması ile beraber toplumsal damga yemek ile ilgili. Bazı uzmanlar, söz konusu mental problemler ya da tedavi talebi olduğunda, erkeklerin söz konusu damgalamayı hala daha ağır tecrübe ettikleri yönünde. Bu açıdan bakıldığında, cinsiyete göre değişen farklılıklar sorgulanabilir hale geliyor. Yani, kadınların anksiyeteden daha fazla muzdarip olup olmadığı konusu tartışmalı hale geliyor. Acaba gerçekten de anksiyete ile başımız erkeklere kıyasla daha fazla mı dertte; yoksa tedavi talebinde bulunmamız daha olağan olduğu için mi bu oranlar yüksek oluyor?

Eğer cinsiyet farklılığı söz konusu ise -ki bazı araştırmalar bu iddiaları destekliyor- bu noktada biyolojiyi suçlamamız gerekiyor. Beyinde bulunan amigdal ve prefrontal kortekste gözlemlenen cinsiyet farklılıkları, kadınları anksiyeteye daha yatkın kılıyor olabilir. Ayrıca, adet döngüsü ve hormon meselelerinin anksiyete üzerinde etkili olduğuna dair kanıtlar da bulunuyor. Hatta, kadınlarda adet döngüsünün ikinci yarısında anksiyete şikayetleri artış gösteriyor. Son olarak anksiyete şikayeti hamile kadınlar arasında daha yaygın görülüyor. Uzmanlar bu konuda da hormonları suçlama eğiliminde. Peki anksiyete sorununun olup olmadığını nasıl anlayacaksın? 3 ana kategoride toplanmak üzere 28 farklı tip anksiyete bozukluğu bulunuyor: Anksiyete bozukluğu (genel anksiyete bozukluğu, panik bozukluk gibi), obsesif kompulsif ve ilişkili bozukluklar (obsesif kompulsif bozukluk, beden algı bozukluğu gibi) ve travma-stres ile ilişkili bozukluklar (travma sonrası stres bozukluğu, uyum bozukluğu gibi). Her üç grupta bulunan bozuklukların da kendilerine has tanısal özellikleri bulunuyor. Tanının konulabilmesi için ise genellikle durumun kalıcı ve tekerrür eden özellikler ( en az 6 aydır devam eden ve normal işlevlere zarar veren ) taşıması gerekiyor.

Öyleyse yaşadığın şeyin anksiyete bozukluğu mu yoksa sadece stres mi olduğunu nasıl anlayabilirsin? Genel olarak, 6 aydır hayatında aşırı stres, aşırı bunalma ve endişe hissediyorsan, tedavi talebinde bulunabilirsin. Özellikle de eğer endişe durumun günlük hayatını etkiler hale geldiyse vakit kaybetmemelisin. Tedaviler bir hayli etkilidir ve anksiyeteni kontrol altına almak amacı ile ilaç tedavisi de içerebilir. Ayrıca, terapiler sayesinde anksiyeteni tetikleyen etkenler ile baş edebilmenin yollarını öğrenebilirsin.

ANKSİYETE BELİRTİLERİ NELERDİR?

Anksiyeteli kişilerin kaygıyı tetikleyen olumsuz düşünceleri oldukça yoğundur. Kişinin kaygı verici düşünceleri başka bir konuya odaklanmasını engelleyici düzeyde olabilir. Bu da kişinin hem mesleki hem de sosyal ilişkilerindeki verimliliği etkileyerek kişinin günlük yaşantısını önemli derecede bozar.

Anksiyete belirtileri:

Fiziksel belirtiler: Kaslarda gerginlik, baş ağrısı, yorgunluk hissi, konsantre olmakta güçlük çekme, hızlı nefes alıp verme, terleme, titreme ve sık tuvalete çıkma. Ayrıca, sıkışmış hissetme, iştahsızlık veya sürekli uyku isteği, dikkat dağınıklığı şeklinde de kendisini gösterir.

Psikolojik belirtiler: Aşırı korku, endişe, negatif ve takıntılı düşünme.

Davranışsal belirtiler: Anksiyete kişinin ilişkilerini, meslek hayatını ve tüm sosyal yaşamını etkileyebilir. Anksiyetesi olan kişi gergin olacağından, ilişkilerinde yanlış anlaşılmalar ve çatışmalar çok sık yaşanır. Kişi konsantrasyon zorluğu yaşayacağı için meslek hayatında hatalar, zamanlama sorunları ve etkili iletişim kurabilmekle ilgili sorunlar yaşar. Tüm bunlar anksiyetenin kişinin hayat kalitesini bozduğunu gösterir.

Ne zaman bir uzmana görünmeliyiz?

Kişi 3 ay ve daha uzun bir süredir anksiyete yaratan düşüncelerini kontrol etmekte zorlanıyorsa, bedensel olarak gergin ve huzursuz hissediyorsa, anksiyete nedeniyle kişinin davranışları değişiyorsa (sürekli belli bir durumu kontrol etme isteği, belli davranışları tekrarlama vs.), uyku düzeninde değişiklikler yaşanıyorsa ve en önemlisi de hayatı kısıtlanıyorsa bir uzmandan yardım almalıdır.

Anksiyetenin özellikle etkilediği belli bir kitle var mı (çalışanlar, öğrenciler, ergenlik dönemindeki gençler gibi)?

Anksiyete evrensel bir duygudur; statü ve yaşa göre ayrılması zordur. Her dönemin ayrı kaygı faktörleri vardır. Her yaşta, her durumda yaşanabilir, yoğunluğu kişiden kişiye ve durumdan duruma farklılık gösterir.

ANKSİYETE NASIL GEÇER?

Anksiyete nasıl tedavi ediliyor? İlaç kullanımı gerekiyor mu?

Anksiyetenin tedavisinde Bilişsel-Davranışçı terapi en etkili tedavi yöntemlerindendir. Bu terapi yöntemindeki amaç, kişinin olumsuz varsayımlarının, olumsuz düşüncelerinin ve felaket senaryolarının üzerinde çalışılarak kaygılarının azaltılması ve daha kontrol edilebilir bir hale getirilmesidir.

Davranış düzeyinde ise kişinin sorunların üstesinden gelme yeteneği geliştirilir ve stresle başa çıkma becerileri üzerinde çalışılır. Böylece kişinin gündelik yaşamını daha verimli ve kaliteli bir şekilde geçirmesi sağlanır.

Bazı durumlarda ilaç kullanımı da gerekli olabilir. Ancak sadece ilaç tedavisi ile psikolojik bozukluların iyileşmesi mümkün değildir. İlaç kullanmak kişinin mutsuzluk, endişe ve kaygı duygusunun yoğunluğunun azalmasını sağlasa da, kişinin düşünce yapısını değiştirmediği için sıkıntılarda kalıcı çözüm sağlamaz. Bazı kişiler ilaç kullandıkları halde olumsuz duygu durumu yaşamaya devam edebilirler.

Anksiyete Problemine Doğal Çözümler

Gittikçe daha fazla insanın başını ağrıtan anksiyete problemden doğal yardımcılarla kurtulmak mümkün.

Anksiyetenin etkileri gün geçtikçe daha fazla insan tarafından tecrübe ediliyor. Bir bozukluk olarak anksiyete, insanlarda kalıcı ya da geçici olarak belirebiliyor. Henüz başına gelmese bile, en yakınındaki sevdiklerin bu sorun ile mücadele ediyor olabilir. Dahası, anksiyete üzerine herkesin konuşabilmeye hazır olduğunu iddia edebilmek de güç.

Her ne kadar anksiyetenin kesin bir çözümü olmasa da, tedavi edilebilmesi için birçok yol bulunuyor. Örneğin, bazı zamanlarda ilaçlar tedavisi ile birleştirilen terapiler, güçlü bir tercih olarak karşımıza çıkıyor. Bunun haricinde ise anksiyete ile mücadele edebilmek için birçok doğal yardımcı bulunuyor. Bu doğal yardımcılardan faydalanılarak anksiyetenin kontrol altına alınması ve kişinin kendini rahatlamış hissetmesi mümkün.

  1. Lavanta

Lavantanın sakinleştirici ve yatıştırıcı etkileri uzun sürelerden beri biliniyor. Anksiyete sorunu bulunan insanların da lavantadan faydalanmaması için hiçbir neden bulunmuyor. Lavantayı kapsüller halinde ya da çay olarak tüketebilirsiniz.

2. Yağlar

Okaliptüs, lavanta, yasemin, ylang ylang gibi yağların kombinasyonu ile yaşam alanında sakinleştirici bir etki yaratabilirsiniz. Hafta sonları ve uykudan önce yatak odanızı bu güzel kokularla donatın. Ayrıca, iş stresini yenebilmek için de bu yöntemden faydalanabilirsiniz.

3. Doğru beslenme

Folik asit, B12 vitamini, Omega-3 yağ asitleri ve magnezyumun stresin ve anksiyetenin azaltılmasında etkili olduğu biliniyor. Peki bu sayılanlar hangi besinlerde bulunuyor? Kuşkonmaz, yeşil yapraklı sebzeler, avokado, turunçgiller, tam tahıllılar, yulaf ezmesi ve somon balığı, bu besinler arasında sayılabilir. Anksiyetenin artış gösterdiği dönemlerde bu besinlerden, özellikle de somon balığından faydalanabilirsin. Ayrıca Omega-3 ve B12 vitamini takviyeleri de işe yarayacaktır.

Ayrıca, kafein tüketimini bırakılması gerekiyor. Kafeinin yanı sıra alkol ve işlenmiş şekerlerin de anksiyete üzerinde olumsuz etkiler yarattığı biliniyor. Tatlı krizin tuttuğunda biraz siyah çikolata yemeye ne dersin? Çünkü siyah çikolata depresyona ve anksiyeteye iyi geliyor.

4. Yoga 

Sana fazlasıyla klişe gelebilir; ama gerçekten de stresle başa çıkabilmenin en iyi yollarından birisi yoga yapmak. Kendini gergin, sinirli ya da panik atağın sınırında hissettiğin zamanlarda yogaya yönelmelisin. Yoga sayesinde hem zihnin hem de bedenin rahatlayacak…

Yoga bana göre değil diyorsan, koşu ya da diğer egzersizlere yönelebilirsin. Dışarıda egzersiz yaparken stresinden arınacak ve endorfin salınımın artacak. Ayrıca, nefes nefese kaldığın zamanlarda zihninin derinlerine inip sorunlarınla boğuşman ve stres altına girmen çok da kolay olmayacak.

5. Düzenli uyku

Az uyku, daha fazla anksiyete demektir. Uyku düzenine özen gösterir ve her gün yeterli uyku uyuduğundan emin olursan, gün içerisindeki işlerine çok daha verimli bir şekilde eğilir ve stres altına girme durumunda da kalmazsın.

Tüm bunların yanı sıra, kendine bir mola al. Herkesin zor zamanlar geçirebileceğini ve kimsenin senden mükemmel olmanı beklemek gibi bir hakkı olmadığını düşün.