anilar-ne-anlatir (2)

ANILAR NE ANLATIR?

 

 

Hiç olmadık anlarda olmadık anılarımız aklımıza geliverir. Bazı anılarımız yüzümüzü gülümsetirken, bazılarındansa koşarak kaçmak isteriz. Peki, hiç düşündünüz mü o anıların neden birden aklınıza geldiğini? Kişiliğimizi inşa eden hatıraları doğru şekilde okumayı öğrenin.  

Geçmişin su yüzüne çıkması hiçbir zaman tesadüf değildir. Psikolog ve psikoterapist Patrick Estrade, hafızamızdan en iyi şekilde faydalanabilmemiz için, bizi yöneten hatıralarımızla ilgili orijinal bir teori ortaya atıyor. Çünkü iyi hatıralarımız, mutluluk rezervlerimizi oluşturur. Diğer terapistlerin rüyaları yorumladığı gibi, Estrade de kendini “anılar yorumcusu” olarak tanımlıyor. Hafıza üstüne çalışan çok uzman olsa da bunların çok azı anılar konusuna eğiliyor. Estrade, 20 yıldan fazla bir süredir bu konuda çalışıyor ve bu süre içerisinde binlerce anı toplamış. Terapiste göre anılarımız, kişiliğimizin silinmez bir parçası, kişisel imzamız ve varlığımızın başka birine ait olmadığının ispatı.

Kaderimizi etkiliyor 

“Uzağabakmaya o kadar alışmışız ki yakına bakmayı unutuyoruz. Anılar sıradan gibi görünüyor. Psikoterapist olarak uygulamalarım sırasında anıları yakından inceleyip onların ne kadar zengin ve bir o kadar da az önemsenmiş olduğunu fark ettim. Anılarımız bizimle konuşur ama biz onları dinlemeyiz, çünkü onları okumayı bilmiyoruz. Saklı anlamlarının ve üzerimizdeki güçlerinin farkında değiliz. Onlar tarihsel referanslarımızdır. Yaşamı nasıl ele aldığımızı, nelerden korktuğumuzu, diğerleriyle olan ilişkilerimizi, yaşam tarzımızı, yeteneklerimizi belirler. Anılar bizim temelimizdir, yaşam boyu üzerinde yürüdüğümüz yollardır. Seçimlerimizi belirler, kaderimizi etkilerler. Kısacası, bizi yönlendirirler. Hatıralarımız dünyada bize yön verir, referans oluştururlar. Fakat aynı zamanda gelişmemize engel de teşkil edebilirler; çocukken babası tarafından aşağılanan bireyin, projelerini bir türlü tamamlayamaması örneğinde olduğu gibi.”

Duygusal barometremiz

“Şu ya da bu anıyı geçmişi düşündüğümüz için değil, o anıdaki duyguları, bulunduğumuz anda yaşadığımız için hatırlarız. Şu anda ve burada ne hissettiğimiz hakkında bilgi sahibi olmak için, hangi anıları seçip hatırladığımızı inceleyip anlamamız gerekir. Bu hatıralar psikolojik durumumuzun barometresidir. Melankolik bir duygu, melankolik bir anıyı çağrıştırır, güvensizlik duygusu içindeysek, güvensizlik yaşadığımız bir anı gelir aklımıza. Örneğin hayatında hiçbir zaman seçim şansı olmadığı duygusu içinde olan bir kadın, annesinin onu zorla gönderdiği yaz kampını anlatır tesadüfen. Hepimizin sürekli aklına gelen, “Beni kimse anlamıyor” ya da “Hiçbir zaman istediklerimi yapamıyorum” gibi hatıralarımızda tekrarlarını bulduğumuz fikir ve cümleler vardır. Dolayısıyla, bir anı bizde uyandırdığı duygularla birlikte ona nasıl bir anlam yüklediğimiz ya da yüklemediğimiz haliyle aklımıza kazınır. Yaşadığımız her şey, en ufak bir etki ya da büyük bir acı, hafıza diskine kaydedilir. Bir keresinde bir kadın danışanım küçükken, annesinin seyahatte olduğunu sandığı bir gün, onu okuldan karşılamaya geldiğinde ne kadar çok sevindiğini anlatmıştı. İşte bu, kadının hafızasına kayıt edilmiş bir duygudur.”

Her zaman yüzeye çıkmaya hazırlar

“‘Benim anım yok’ diyenler yanılıyorlar; hatırlanmayan anılar kaybolmazlar, beynimizin bir yerinde, rezervlerde duruyorlardır. Anılar balıklara benzer; bazıları su yüzeyinde görünür biçimde, bazıları ise suyun derinliklerinde yüzerler. Diğerlerine göre kayıp değillerdir, bir gün yüzeye çıkmayı beklerler. Bilinçdışı işini bilen bir asansördür. Sadece gelişmemize yarayacak durumlarda ya da yüzleşmeye hazır olduğumuzda, gerekli anıların asansöre binmesine izin verir. Bunu her gün terapide gözlemliyorum; örneğin ensest yaşamış birinin bunu hatırlayamaması gibi. Ancak anıların kapılarını çok fazla zorlamamak lazım. Eğer su yüzüne çıkmıyorsa, hazır olmadığımız içindir.”

Bizi kurtarmak için gelirler

“Yeni hatıraların ortaya çıkması, uzun zamandır postanede kalan mektupların elimize geçmesi gibi harika bir durumdur. Anıların ortaya çıkması onları karşılamak için yeterince olgunlaştığımızın göstergesidir. Babasıyla ilgili sadece kötü anıları hatırlayan bir adamın, eşiyle tanıştığı gün, olumlu olanları hatırlamaya başlaması gibi. Bazı olayları ilk hatırladıklarında gözyaşlarına boğulan hastalar gördüm. Bu zihinlerinde güneşin doğuşu, sisin ortadan kalkıp manzaranın görünür hale gelmesi gibi. Tam anlamıyla anıları yeniden kendine mal etme durumu. Kötü anıları kelimelere dökmek ya da bir kenara bırakmak da çok önemlidir. Bazen hastalarıma bu anıları yazmalarını ve zarfa koyup onlar için kutsal bir yere gömmelerini söylerim. Bir yerlerde birisi bir acı yaşadıysa ve bunu ifade edemediyse bundan kurtulmasını isterim. Buna karşılık iyi anıları ön plana çıkarmak lazım. Onlar içimizi mutlulukla doldurur, bizi besler, bazen uykularımızı kaçırır, sonra bir kenara çekilip durulurlar. Onlar bizim mutluluk rezervlerimizdir.”

Geçmişe olan bakışımızı değiştirirler

Bir anı hiçbir zaman boş yere ortaya çıkmaz. Ortada bitmemiş bir hikâye vardır. İçimizde hiç büyümeyen bir çocuk vardır ve değişmeyi istemektedir. Örneğin bir çocukluk anımdan bahsedeyim: Kurşun askerlerle oynamaya bayılırdım, onlarla oynamanın bana güç ve fethetme duygusu verdiğini, bununla beraber o zaman ne kadar büyük yalnızlık hissi içinde olduğumu hatırladım. Kitap yazdığım sırada bu anıyı hatırlamam beni değiştirdi, çünkü yazarken de aynı güç ve fethetme duygusunu yaşıyordum, aynı zamanda yazmanın beni ne kadar yalnız hissettirdiğini fark ettim. Bu sefer geçmişte yaşadığımdan farklı davranmayı seçtim ve arkadaşlık bağlarımı, sosyal ilişkilerimi güçlendirdim. Anılar yaşadığımız anı aydınlatır, kendi hikâyemizi yeniden keşfetmemizi, devam ettirmemizi ve kişiliğimizin zenginleşmesini sağlar. Hatıralarımızı aramaya çıkmak, evimizi düzenlemeye benzer; tozlarını alırız, gereksiz eşyaları atarız, kaybettiğimizi düşündüğümüz sevdiğimiz eşyaları buluruz. Bulunan hatıraların kendine has saklanmış enerjileri vardır. Sadece onları toparlamak ve anlam kazandırmak gerekir.”

 

 

Önceki Yazılar

GÜLÜŞÜNÜZ PROFESYONEL HAYATINIZI ETKİLİYOR

Sonraki Yazılar

KAFEİN TÜKETİMİ NEDEN AZALTILMALI?