anda-kalmanin-alti-yolu (3)

Anda Kalmanın Altı Yolu

 

 

Anı yaşamak, şimdi ve burada olmak… Söylemesi kolay ancak uygulaması bir o kadar zor cümleler. Kendinizi dinlemek, duygularınızı keşfetmek ve her anın tadına varmak için zamanı en iyi müttefikiniz haline getirmeye ne dersiniz?

İçinde bulunduğunuz ana dikkatinizi verir vermez hayatın ne kadar kutsal olduğunu fark edersiniz. Anın içinde olduğunuzda, algıladığınız her şeyin bir kutsallığı vardır. “Dinginliğin Gücü” adlı kitabında Eckhart Tolle “Anı yaşadıkça, var olmanın sade ve bir o kadar derin olan mutluluğunu hisseder, tüm yaşamın kutsal tarafını fark edersiniz” der. Zamanın elinizden kayıp gitmemesi için, o an orada ne olduğunun bilincinde ve hislerinizle iletişim halinde olmanız oldukça önemli. Bunu yapabilmek için, gelecek hakkında kurgulayan ve geçmişte gezinen zihinsel aktivitelerden sıyrılmak ve onu etkileyen, maruz kaldığı bütün duygu ve hisleri karşılamak için bedende olmak gerekir. Psikoterapist Béatrice Millêtre bu durumu, “Bedende olmak; önce hislerimize kulak vermek, daha sonra da onları adlandırmaktır. Bu, anın gerçekliğine hislerimiz aracılığıyla bağlanmamızı ve duyguların getirilerini anlamamızı sağlar. Aynı zamanda, ihtiyaçlarımızdan ve arzularımızdan yola çıkarak bir düşünce ya da tasarı oluşturmamızı yardımcı olur” diyerek anlatıyor. Size önerdiğimiz egzersizler, yaşadığınız anlara renk ve huzur katmanıza, dolayısıyla da anlardan daha çok keyif almanıza yardımcı olacak.

1. Otomatikleşmekten kaçının

Uyumadan önce, yatağınıza rahat bir şekilde yerleşin ve geçirdiğiniz günü bir film şeridi gibi adım adım gözünüzün önüne getirin. Yaptığınız işin otomatikleştiğini düşündüğünüz bir ana gelince orada durun (market alışverişi yapmak, yemek yapmak ya da sofrayı hazırlamak gibi). Daha sonra bu işleri anın daha çok farkında olarak yapsaydınız neler hissedeceğinizi aklınızda canlandırın ve kendinizi sorgulayın.

Bir sonraki gün uyandığınızda, önceki gece hissettiklerinizi mümkün olduğunca net bir şekilde hatırlamaya çalışarak gününüzü programlayın.

Akşam, otomatik olarak yaptığınız aktiviteleri yeniden not edin ve bunları ertesi sabah daha yavaş ve anın farkında olarak yapmak için bir program oluşturun.

Zamanla duygu ve hislerinizin daha çok bilincinde olarak, hem kendinize hem de bulunduğunuz ana karşı olan dikkatinizin ve farkındalığınızın arttığını, bunun da gün içerisinde her anın tadını çıkarmanıza olanak sağladığını göreceksiniz.

2. Zamanı durdurun

Güzel anlar her zaman çok çabuk geçer. Bunu geçmişi yâd ederek kim bilir kaç kez düşünmüşüzdür. Ve bu anları bilinçli ve duygularımızla iletişim halinde yaşamadığımızda, zaman daha da hızlı geçer. Psikiyatr ve psikoterapist Christophe André, fiziksel ve ruhsal rahatlığın daha uzun sürmesi adına, pozitif psikolojiden doğan bir egzersiz öneriyor.

Kendinizi iyi hissettiğiniz bir anı yakalayın ve o resme bakın.

Daha sonra dikkatinizi ne hissettiğinize verin: Rahatlık, dinginlik, genişlik, ferahlık ya da canlılık… Bunun tadını çıkarın.

Bu anı oluşturan bütün öğeleri aklınıza kazıyın: Işık, sesler, koku, tatlar, renkler, eşyalar ve ifadeler. Aklınızdan sizi çevreleyen yüzlerin, manzaranın ve ortamı oluşturan bütün unsurların bir fotoğrafını çekin.

Size ait olan bu anıyı belleğinize kaydedin, ruhunuz ve bedeninizle tadını çıkarın.

Hayata, bu hediye için teşekkür edin.

Mutluluğunuzu sizi çevreleyen insanlarla da paylaşabilirsiniz. Mutlu anlarınızı daha da pekiştirecek kelimeler seçin ve kullanın. Yaşadığınız güzel anları yazıya dökmeyi de deneyebilirsiniz. Güzel anıları bu imajlar aracılığıyla yeniden yaşamak, o anlarda yaşadığınız güzel hislerin de içinizde canlanmasını sağlar.

3. Güzeli övün

Fransız düşünür Charles Pépin, “Gizem çoğu zaman bizi korkutur. Anlamadığımız şeylerden korkarız. Güzellik, bize gizemin mutluluk veren bir deneyimini sunar. Belki de güzelliğin en büyük meziyeti, anlayamadığımız şeyleri sevmeyi bize öğretmesidir” diyor. Hiç şüphesiz ki güzelliği iliklerimize kadar hissettiğimiz zamanlardan biri hava güzelken zaman yavaşladığındadır; ışık ve gölge oyunları, gün doğumunda veya batımında oluşan renkler, uzaklardaki küçük bir vadinin tatlı manzarası ya da bir deniz kıyısının muazzam sessizliği…

Güzelliği görmek ve hissetmek, kendimizden çok daha büyük ve engin olana ulaşmak anlamına gelir. Bir yüceliğin yansımaları olan bu güzellikler, basit bir teşekkürle, meditasyonla, çizimle, fotoğrafla ya da bir duayla övülmeyi hak ediyor. Güzelliği methederek yaptığımız aslında hayatın kendisini övmek ve kendi hayatımızı büyütmektir.

4. Keyif almayı ritüeliniz haline getirin

Ailenizle veya dostlarınızla kahvaltı yapmak, sevgilinizle romantik bir yemek yemek, duş almak, alışveriş yapmak, yemek yapmak…

Bu anların hepsi ritüelleştirilebilir. Tek yapmanız gereken, bu anların eşsiz ve değerli buluşmalar olduğunu fark etmek. Bu sayede otomatikleşmeden ve içinde bulunduğunuz anlara olan bakışınızın sıradanlaşmasından uzaklaşacaksınız.

İşe tepkilerinizi yavaşlatıp hislerinizi yaşayarak başlayın.

Daha sonra bu anları nasıl daha güzel kılabileceğinizi hayal edin, (dekorasyon, aksesuarlar, mimikler, müzik, kıyafetler…).

Ortaklaşa gerçekleştirdiğiniz ilk ritüelinizde o anın ne kadar değerli olduğunu dile getirmekten çekinmeyin, çevrenizdeki kişilerle beraber o an orada olmanın bir lütuf olduğunu söyleyin. Bu tutumunuz etrafınızdaki diğerler kişileri de iyi bir ruh haline sokarak onları anın tadını çıkarmaya davet eder.

5. Güzel anlarınızdan bir hatıra defteri oluşturun

Zamanı durdurmak, keyif almayı ritüelleştirmek ve güzeli övmek konularında pratik yapmaya başladınız. Peki, neden bu güzel anlardan bir defter oluşturarak yaşadığınız deneyimleri kaydetmeyesiniz?

Yazmak, deneyimlediğiniz anların büyüsünü tekrar yaşamanızı sağlar. Ayrıca bir hatıra defteri oluşturmak, moraliniz bozuk olduğunda veya hiçbir zaman tamamıyla mutlu olamayacağınızı ve hayatınıza renk katma konusunda yetersiz olduğunuzu düşündüğünüzde, sizi rahatlatacak değerli bir yoldaş olur.

Elinize çok küçük olmayan bir kâğıt alın ve belleğinizden ışıldayan anıları yazıya dökün.

Yazarken “güzeli” aramayın (bu şekilde hislerinizin içtenliğini ve doğallığını kaybedebilirsiniz) ve deneyimlerinizi olabildiğince detaylı bir biçimde betimleyerek yazın.

Şiir yazmaktan korkmayın, çizimler ve kolajlar yapın.

6. Şükredin

İsterseniz yüksek sesle, isterseniz içinizden… Sıcak ve iyilikle dolu bir ortamda, her huzurlu, mutlu ve hayat dolu hissettiğinizde, her yemekten sonra, güzel bir uykudan ya da şekerlemeden uyandığınızda şükredin.

Evrene, kadere, Tanrı’ya, hayatın kendisine teşekkür edin. Pozitif psikolojinin esaslarından biri olan minnet duygusu; kalbinizi açar, yaşam enerjinizi yükseltir, sizi daha mutlu ve güzel fırsatları yakalamak konusunda hevesli kılar. Bu aynı zamanda, şu anda, burada olarak ne kadar şanslı olduğumuzu görmemizi sağlayan önemli bir farkındalık egzersizidir.

Kitap Önerisi

“Mediyasyon”, Christophe André, Pegasus Yayınları

“Mindfulness-Bilinçli Farkındalık”, Zümra Atalay, İnkilap Yayınları

Çeviri: Buğra Kondu

İllüstrasyon: Bahar Aslan 

 

 

Önceki Yazılar

Divan: Saoirse Ronan

Sonraki Yazılar

Saçlarımız Ruhsal Sağlığımızla İlgili Ne Söylüyor?