aldatilan-kisi-nasil-bir-ruh-haline-burunuyor

ALDATILAN KİŞİ NASIL BİR RUH HALİNE BÜRÜNÜYOR?

 

 

Özellikle karşı cinse olmak üzere, insanlara güven kaybı oluşabiliyor. Aynı zamanda kişi, aldatma öncesinde eşiyle tüm yaşadıklarının gerçekliğini sorgulayabiliyor. Kendini üçüncü kişiyle karşılaştırmaktan doğan bir değersizlik duygusu bu hissettiklerine eşlik ediyor. İlişkinin dağılmaya başlamasıyla, boşlukta olma ve “zeminsizlik” hissi geliyor. Ayrıca kişi tüm rol ve kimliklerine yayılabilecek bir benlik krizi riskiyle karşı karşıya kalabiliyor. Psikolog Şule Öncü bu durumu kitabında, günümüzde tekeşli ilişkilerin çok yönlü ve çok işlevli olmasıyla açıklıyor: “Partnerimiz; hem âşığımız, hem sevdiğimiz, hem eşimiz, hem yakın dostumuz, hem yoldaşımız, hem sırdaşımız, hem duygusal hem de mali müttefikimiz, hem ev arkadaşımız hem de varsa çocuğumuzun ortak ebeveynidir. Tek bir kişiye bu kadar çok rol ve kimlik üzerinden bağlanırız. Dolayısıyla aldatılma ve muhtemel ayrılık durumunda bu rol ve kimliklerin hepsi birden etkilenir ve ihanet topyekûn bir benlik krizine dönüşür.”

Ortaya çıkan sadakatsizlik krizinde ise eşlerin “suçlu ve mağdur” olarak ikiye ayrıldığı bir algı oluşabiliyor. Sorumluluk eyleme geçen partnerde olsa da, bu noktaya gelinmesinde iki eşin de katkısının olup olmadığını sorduğumuz Öncü, şöyle yanıt veriyor: “Evet, ilişkiyi iki taraf da belirler ve ihanetin ‘mağdur’u ilişkinin mağduru olmayabilir. Ancak sadakatsizlik, ilişkide veya taraflarda eksik, yanlış ya da patolojik bir sorun olmaksızın da ortaya çıkabilir. Suçlu aramak, zaten zor olan durumu daha da kötüleştirir. Sadakatsizlik krizinde, ilişki gerçekliğini görmek ve ihanetle tarafların neye ‘uğradıklarını’ anlayıp anlamlandırabilmek çok önemli.” Dolayısıyla bu rolleri yükle(n)mek, olayın anlaşılmasını ve ilişkinin gerçekliğinin görülmesini engelleyen bir tutum; hatta durumu daha da kötüleştirip yaraların iyileşmesini zorlaştırıyor. Aldatmada anlaşılması gereken bir diğer önemli nokta ise cinsellik. Aldatmada cinselliğin rolüne dair psikolog Şule Öncü şu açıklamayı paylaşıyor: “Aldatmayı tetikleyen ihtiyaç, cinsel hazdan ziyade ‘arzu’dur. İnsan, ötekinin arzusunu arzular. Ötekinin ilgi, merak, şehvet dolu bakışına ihtiyaç duyar.” Cinsel haz ve arzunun artık bir arada olamadığı ilişkilerde ise cinsel eylem anlamını yitiriyor. “Bazen uzun süreli ilişkilerde cinsel arzu körelir ve yaşanan cinsellik içi boşalmış fiziksel bir etkinliğe dönüşür. Arzusunu yitirmiş bu cinsel birliktelik, ruhsuz bir beden gibidir. Aldatan genellikle yeni bir bedenin değil, özlemini duyduğu o kayıp ruhun peşine düşer.”

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

BEŞAMEL SOSLU PATATES GRATEN

Sonraki Yazılar

İÇ GÜCÜNÜZÜ BULMANIZA YARDIMCI OLACAK 12 TÜYO