ahlat ağacı 1

AHLAT AĞACI


Yönetmenliğini Nuri Bilge Ceylan’ın üstlendiği 2018 yapımı ‘Ahlat Ağacı‘ , 71. Cannes Film Festivali’nde gösterildi. İzleyici tarafından büyük beğeni topladı ve Altın Palmiye Ödülü’ne aday oldu. Yönetmenin filmleri arasında, ‘Koza‘ (1995), ‘Kasaba‘ (1997), ‘Mayıs Sıkıntısı‘ (1999), ‘Uzak‘ (2002), ‘İklimler‘ (2006), ‘Üç Maymun‘ (2008), ‘Bir Zamanlar Anadolu’da‘ (2011) ve ‘Kış Uykusu‘ (2014) bulunuyor.

İZLEMEK İÇİN ÜÇ NEDEN

  1. Ağaç

Yönetmenliğini Nuri Bilge Ceylan’ın üstlendiği, senaryosunu ise Ceylan’ın, Ebru Ceylan ve Akın Aksu ile paylaştığı film, içinde çok fazla sembol ve bireysel öykü barındıran bir taşra hikâyesi… Ahlat Ağacı’nın da toprağa sıkışmış köklerinde ve ‘eğri büğrü‘ dallarında hayat bulan bir baba-oğul hikâyesi… Ağacın dallarında unutulmuş bir bebeğin, dikenli bir ağacın ve karıncaların insafına bırakılmış bir hayatın hikâyesi… Ağacın kollarının, bir babanın koruyuculuğundan daha güvenli olduğu bir köyde, ‘babayı aşabilme çabası‘nın hikâyesi… Didem Madak’ın şiirindeki, “Ahlat, ahların ağacıydı…” söyleminden yola çıkarsak, film üç kuşak ah’ın hikâyesi… Bir kuyunun içine hapsedilmiş, kazdıkça öne çıkan taşlar gibi bir türlü yüzeye çıkarılamayan ah’ların hikâyesi…

  1. Kuyu

Kuyu, birçok anlatıda olduğu gibi, bu hikâyede de baş sembollerden biri. Orhan Pamuk’un ‘Kırmızı Saçlı Kadın‘da sembolleştirdiği kuyuya benzer bir sembolde olan bir kuyuyu izliyoruz filmde. Öyle bir kuyu ki, her kazıldığında başka bir engelle karşılaşılan, bu engelin nasıl aşılacağı konusunda babayla bir mutabakata varılamayan, ilerlemek için babanın yöntemine mi yoksa kendi ‘bilimsel‘ yollarına mı güvenilse bilinemeyen ve sonunda hangi oğulun/hangi babanın içine düşeceği yani hangisinin kuyusunun kazıldığı belirlenemeyen bir kara delik. Babayı katleden Oedipus ile baba tarafından katledilen Sührab’ın sonunda aynı ‘karanlıkta‘ buluştukları delik.

  1. Kibir

Bir tahterevalli… Bir ucu kibir, bir ucu utanç… Bir ucunda büyüklenmeci benlik, bir ucunda düşük benlik değeri… Bir ucunda “hep ben haklıyım“, bir ucunda “yine onlar haklı çıktılar“… Filmde, bir ucunda İdris, bir ucunda Sinan… Bir önceki kuşakta, yani İdris’in babasıyla olan ilişkisindeki ağır yenilginin/yaralanmanın konumlandırdığı Sinan ve İdris… İdris’in kendi oğlu Sinan’la ‘karşı karşıya‘ oturduğu tahterevallinin uçlarında, Sinan’ın ataya/babaya kafa tutmasının kibri karşısında İdris’in bir önceki kuşakta hali hazırda yaralanmış düşük özdeğeri… Birbiriyle birleşemeyen fakat ayrı da kalamayan iki uç… Filmde, görsel bir şölenle sunulan, bir uçta tepedeki ahlat ağacı diğer uçta derinliklere inilen kuyu…

Yazı: Tuğba Kocaefe, Psikoterapist

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

“HER ŞEYİN BİR ZAMANI VAR”

Sonraki Yazılar

CAN RÜZGARI