beauty

4 ADIMDA GÜZELLİĞİNİZİ KEŞFEDİN


Ufak tefek kusurlarımıza rağmen kendimizi olduğumuz gibi kabullenip, görüntümüzle ilgili düşüncelerimizi biraz yumuşattığımızda bizden mutlusu yok. Ama bunu başarabilmek her zaman kolay olmuyor. “Güzel olma” zorunluluğu bizi yoruyor. Önerdiğimiz dört egzersizi deneyerek görünümünüzle barışmaya başlayabilirsiniz.

Yazı: Marie-Laurence Grézaud
Derleyen: Ceylan Özçapkın, Özge Akkaya

“Kendini güzel hissetmek harika bir duygu” diyor fiziksel görünüme bağlı sorunlar üstüne uzman olan Psikolog ve Psikanalist Sophie Cheval. Bu his tıpkı sevinç, üzüntü veya iyimserlik gibi değişkendir; bir anda ortaya çıkan bu pozitif duygu hızlı bir şekilde kaybolabilir.

Güzellik algımızsa sürekli değişir. “Bu bizim kontrolümüzde olan bir duygu değil, zaten gösterdiğimiz çabayla da herhangi bir ilgisi yok” diyor Cheval. Örneğin kuaförden çıkarken bizi kimse görmeyebilir ve bu yüzden kendimizi mutsuz hissedebiliriz. Cheval, “Güzel olma zorunluluğundan sıyrılamıyoruz” diyor. Ya güzellik ikonlarına benzemeye çalışarak bunun sonucunda hüsrana uğruyoruz ya da bu zorunluluğu görmezden gelmeye çalışıyor ama başaramıyoruz. “Bu da bizi mutsuz ediyor” diye açıklıyor Cheval. Güzel olmak için veya olamadığımızı düşündüğümüzde acı çekiyoruz ve kendimizi bir çıkmazın içinde buluyoruz. Bundan kurtulmak için Cheval, kendi güzellik kavramımızı yaratmayı, bize dayatılanı değil de bizim hoşumuza gidebilecek anlayışı benimsememizi tavsiye ediyor. Cheval, yaklaşımımıza farklı tatmin unsurları eklememiz gerektiğinin altını çiziyor.

Örneğin, kendinizi güzel hissetmek için değil, yoğun iş temponuza birkaç saatlik rahatlatıcı bir mola vermek için kuaföre gidebilirsiniz veya arkadaşınızla spor salonuna daha ince görünmek için değil, birlikte keyifli zaman geçirmek için gitmeyi deneyebilirsiniz.

Bu “kendini iyi hissetme” duygusu, bizi fiziksel kusurlarımızdan uzaklaştırır. Sofroloji Uzmanı Michèle Freud, kendimize olan acımasız bakışımızı değiştirebilecek çalışmalar yapmamızı öneriyor. Kendimize iyi bakmak; nezaket, cömertlik ve fedakârlık gibi özelliklerimizi vurgulamak için onları keşfetmek, hem bedenimiz hem de yüzümüzle ilgili iyi hissetmemizi sağlayacak.

Yüzünüzü yeniden keşfedin

Kırışıklıklar yüzünden değil, aynada görmeyi umduğumuz ve gerçekten gördüğümüz görüntü arasındaki fark yüzünden rahatsız oluyoruz. Yüzümüz artık olduğumuz kişiyi yansıtmıyor gibi hissediyoruz. Onu biraz daha parlatmanın yollarına bakalım.

Kusursuz bir gülümseme. Bir koltuğa rahatça oturun ve yüzünüze odaklanarak yavaşça nefes alın. Burnunuzdan nefes alırken dişlerinizi sıkın, nefesinizi verirken dişlerinizi gevşetin. Sonra “O” sesi çıkararak ağzınızdan nefes alın.Nefesinizi verin ve yüzünüzü gevşetin. Dudaklarınızdan “İ” sesi çıkararak nefes alıp verin. Yüzünüz daha da gevşeyecek. Çenenizi iyice serbest bırakın. Alt çenenizi yavaşça sağa sola hareket ettirin. Dudaklarınız direnç göstermeden hafifçe açılıp kapansın. Dudaklarınızı rahat bırakıp yüzünüzde hafif bir gülümseme oluşturun.

İç huzur. Çok değerli bir şeye dokunduğunuzu düşünerek yüzünüze dokunun. Onunla iletişime geçmek için acele etmeyin. En sevdiğiniz kremi titizlikle yüzünüze sürdüğünüzü hayal edin. Her çizginin üzerinden geçiyorsunuz, her kırışıklığı doldurduğunu hissediyorsunuz. Hareketlerin verdiği konfor ve keyfi hissedin. Cildinizin daha yumuşak ve pürüzsüz olduğunu hissediyorsunuz. Şimdi yüzünüze bir bütün olarak odaklanın ve ona bir iç gülümseme yerleştirin. Hiçbir noktasını atlamayın: Alın, göz çevresi, gözler, dudaklar, yanaklar ve çizgilerinizi düşünün. Derin nefesler alıp verin ve her birine kocaman bir gülümseme yerleştirin. En sonunda yüzünüzdeki gülümsemeyi parlaklığın çevrelediğini düşünün. Gittikçe daha da çok ışık saçıyor. Bir daha aynaya bakarken bu deneyimi hatırlayın ve ışığı benliğinizde taşıdığınızı unutmayın.

Bedeninizle barışın

Bedenimizle ne kadar sınırlı bir ilişki kurarsak, ona bakışımız da o kadar sert olur. Duygu eksikliğinden kaynaklanan bu bakış, fiziksel ve duygusal bedenimizi ön plana çıkarır. Michèle Freud’a göre bu egzersizin amacı “istediğimiz” bedene karşılık, “sahip olduğumuz” bedene ulaşmak.

Bilinçli bakış. “Bedeninizin verdiği sinyalleri dinleyip ona gereken ilgiyi gösterdiğinizde, bakış açınız, dolayısıyla vücudunuz değişecektir” diyor Michèle Freud. Öncelikle duşta cildinizden akıp giden, rahatlatıcı suyun etkisini hissedin. Özellikle en az sevdiğiniz bölgelere masaj yapın. Hareketlerinize ve hissettiklerinize odaklanın.

Köklenme. “Kambur bir sırt, kolları birbiriyle bağlamak ve bacak bacak üstüne atmak içine kapanıklık işaretidir. Doğru duruş, kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar ve çevreye olumlu bir imaj yansıtır” diyor Freud. Ayağa kalkın, gözlerinizi kapatın, çenenizi serbest bırakın ve ayaklarınızı omuz hizasında açın. Çene, mide ve alt karın aynı hizada olmalı. Her aldığınız nefeste içinize dolan iyileştirici bir enerji olduğunu hayal edin. Her nefes verişinizde ise bu güzel hisleri köklendirmeye çalışın. Sadece beş dakika süren bu egzersizi düzenli olarak yapın ve içinizdeki yeni gücü keşfedin.

Kendinizle diyalog. Uzanın ve gevşeyin. Kendinize şu soruyu sorun: “Şimdi kendimi nasıl hissediyorum?” Her nefes alış verişinizde yaşayan ve nefes alan bedeninizin farkına varın. Her yeni nefeste, rahatlama ve hafifleme gibi üzerinizde yarattığı pozitif etkileri hissedin.

Işığınızı güçlendirin

“İçeri girdiği an ışık saçıyor”, “Adeta parlıyor”… Etrafına özel bir ışık saçan insanlar için kullanılan bu cümleleri daha önce duydunuz değil mi? Bazı insanlarda bu ışık gerçekten vardır. Bu yüzlerine yansır, alımlarından belli olur ve tüm bakışları üzerlerine çekerler. Michèle Freud’a göre kendinizi bu kadar “vurgulayabilmek” için bedensel tavrınız başta olmak üzere görünümünüzü değiştirmelisiniz. “Kendine güvenen insanların başları dik durur, gülümserler ve göz teması kurarlar. Neden bu tavrı benimsemeyelim ki?”

Yaratıcı imgeleme. Kendinizi bir filmde hayal edin. Birisi size hayranlıkla bakıyor ve iltifat ediyor. Başkalarının da katıldığını ve iltifatların arttığını düşünün. Bu sahneyi dikkatlice izleyin. Bu imgelemeyle bağlantılı her şeyi benimseyebilmek için egzersizi ara sıra tekrarlayın.

İçinize yolculuk. Oturun ve gözlerinizi kapatın. Karnınızdan derin nefes alın ve gevşemeyi bekleyin. Rahatlamanın verdiği huzuru iyice hissedin. İçinize bir yolculuk yaptığınızı ve “aydınlanmanın” kaynağına ulaştığınızı hayal edin. Bu kaynağı, iç parlaklığınızı temsil edeceği için ışık hüzmesi veya sıcak güneş ışınları gibi güven verici imgeler olarak düşünebilirsiniz. Kendinizi içinizden gelen ve tüm benliğinizin ışık saçmasını sağlayan bu enerjiye bırakın.

Derin bir nefes alın ve bu enerjiye daha çok bağlanın. Artık her ihtiyacınız olduğunda, güveninizi tazeleyecek derin bir nefes almanız yeterli olacak.

Komplekslerinizle başa çıkın

“Fiziksel bir kusura olumsuz yaklaşmak, geçmişte ebeveynlerimizin sevgi veya bize duydukları güven eksikliğinden kaynaklanır” diyor Michèle Freud. Bu egzersizler bizim “nefret ettiğimiz” yönlerimizle barışmamıza yardımcı oluyor. Bazen bu nefret o kadar güçlü oluyor ki mutlu olma şansımızı etkiliyor. Bir psikolog veya davranış bilimleri uzmanıyla iletişim kurmak bu konuda yardımcı olabilir. Titiz bir değerlendirme sonrası endişemizin yoğunluğunu, “kusurumuzun” psikolojik ve sosyal rahatsızlık derecesini tespit edebilirler. Ardından bununla ilgili “bilinçli” bir eyleme geçip onu kontrol altına alabiliriz.

İyimser bakış. İlk olarak, size ait olan sevdiğiniz birkaç fotoğrafınızı seçin. Sonra “Kendime dair sevdiklerim” ve “Kendime dair sevmediklerim” olmak üzere iki liste hazırlayın. Sırtınızı dik tutarak oturun ve kusurlu bölgenizi, örneğin gözaltı torbalarınızı düşünün. Hemen sonra onu sevdiğiniz bir yerinizle, örneğin gözlerinizle bağdaştırın. Rengini, şeklini düşünün ve onlara dokunun. Hatta daha önce gözleriniz için yapılan iltifatları hatırlayın. Bu iyimser yorumların etkilerini tekrar hissetmeye çalışarak bu ana odaklanın. Bir hareket eşliğinde, örneğin işaret ve başparmaklarınızı sıkarak bu anı hafızanıza kazıyın. Bu egzersizi dört defa tekrarlayın. Kusurunuzu düşünün ve parmaklarınızı sıkarak pozitif imgeleme yapın. Olumlu hislere odaklanana kadar egzersizi sürdürün. Bundan sonra kusurunuz her aklınıza geldiğinde, kendinize dair olumlu yönlerinizi hatırlamanız için parmaklarınızı sıkmanız yeterli olacak.

 

 

Önceki Yazılar

MÜZİKSİZ SPOR HATA MIDIR?

Sonraki Yazılar

SADECE ORTAK ARKADAŞLAR YETMEZ!

Bir cevap yazın